Visit Sponsor

Yazı: 20:17 BankTech

UniCredit Commerzbank’ta Yüzde 50’ye Yaklaştı

UniCredit, Commerzbank’ta yüzde 49,65’e kadar erişebilecek konuma geldi. Andrea Orcel ile Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil 14 Eylül’de görüşecek.

UniCredit’in Commerzbank üzerindeki yaklaşık iki yıldır devam eden hamlesi yeni bir aşamaya geçti. İtalyan banka, Commerzbank hisselerinin yüzde 49,65’ine kadar erişebilecek bir pozisyona ulaşırken UniCredit CEO’su Andrea Orcel ile Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil’in 14 Eylül’de Berlin’de görüşmesi planlanıyor.

Görüşme, Alman hükümeti ile UniCredit arasında Commerzbank konusunda gerçekleştirilecek ilk doğrudan temas olması açısından önem taşıyor. Berlin bugüne kadar UniCredit’in yaklaşımına karşı mesafeli bir tutum izlerken son gelişmeler Avrupa bankacılığının en dikkat çekici sınır ötesi konsolidasyon girişimlerinden birinde dengelerin değişmeye başladığını gösteriyor.

UniCredit’in Payı Nasıl Yüzde 50’ye Yaklaştı?

UniCredit, temmuz ayında tamamlanan gönüllü satın alma teklifi sonucunda Commerzbank’ın toplam sermayesinin yüzde 47,59’una karşılık gelen bir pozisyon elde etmişti.

Bu oran, UniCredit’in doğrudan sahip olduğu yüzde 26,77’lik pay, satın alma teklifinde kendisine sunulan yüzde 17,60’lık pay ve fiziki hisse teslimi talep etmesine imkan sağlayan finansal araçlardan oluşuyordu.

Commerzbank’ın daha önce geri aldığı kendi hisselerini 20 Ağustos’ta iptal etmesi dengeleri yeniden değiştirdi. UniCredit herhangi bir ilave hisse satın almadan Commerzbank sermayesinin yüzde 49,65’ine kadar erişebilecek konuma geldi.

Bu toplamın yaklaşık yüzde 3,36’sı UniCredit’in istediğinde Commerzbank hisselerine dönüştürebileceği satın alma opsiyonlarından oluşuyor.

UniCredit böylece bankada mutlak çoğunluk sağlayan yüzde 50 eşiğinin hemen altında bulunuyor.

Berlin İlk Kez Orcel ile Masaya Oturuyor

Süreçteki asıl değişim yalnızca hisse oranından kaynaklanmıyor.

Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil’in UniCredit CEO’su Andrea Orcel’i 14 Eylül’de Berlin’de görüşmeye davet etmesi, Alman hükümetinin bugüne kadarki yaklaşımında önemli bir kırılmaya işaret ediyor.

Alman devleti, 2008 küresel finans krizinin ardından desteklediği Commerzbank’ın halen yüzde 12’nin biraz üzerinde payına sahip.

Berlin yönetimi bugüne kadar Commerzbank’ın özellikle Alman KOBİ ekonomisinin finansmanındaki rolünü, istihdamı ve bankanın Almanya merkezli yapısını gerekçe göstererek UniCredit’in hamlesine karşı çıktı. Alman hükümeti UniCredit’in satın alma yaklaşımını da uzun süre sert biçimde eleştirdi.

14 Eylül görüşmesinin bu nedenle yalnızca iki taraf arasındaki bir tanışma toplantısı olması beklenmiyor. Commerzbank’ın gelecekteki merkezi, çalışanların durumu ve bankanın Almanya’daki operasyonel yapısının korunması olası müzakere başlıkları arasında bulunuyor.

Commerzbank’ın Tutumu da Yumuşuyor

Commerzbank yönetiminin yaklaşımında da son haftalarda belirgin bir değişim yaşandı.

Commerzbank CEO’su Bettina Orlopp, ağustos ayında UniCredit ile olası bir birleşmenin her iki taraf için de değer yaratabileceğini söyleyerek yaklaşık iki yıldır devam eden sert karşı duruşa kıyasla daha uzlaşmacı bir ton kullandı.

Orlopp ayrıca Commerzbank ile UniCredit arasında görüşmelerin başladığını ve tarafların ortak bir zemin bulabileceği konusunda iyimser olduğunu ifade etti.

Commerzbank Yönetim Kurulu Başkanı Jens Weidmann ise UniCredit’in bankada ulaştığı seviyenin ardından Almanya’nın satın alma mevzuatının gözden geçirilmesini istedi. Weidmann, UniCredit’in sunduğu teklifin Commerzbank hissedarlarına yeterli bir kontrol primi sağlamadığı görüşünü dile getirdi.

Avrupa’nın 1,3 Trilyon Euroluk Bankası Doğabilir

UniCredit ile Commerzbank’ın birleşmesi halinde ortaya çıkacak yapı yaklaşık 1,3 trilyon euro varlığa sahip olacak.

Bu büyüklük işlemi yalnızca Almanya ve İtalya arasında gerçekleşecek bir banka satın almasından çok daha önemli hale getiriyor.

Avrupa Merkez Bankası uzun süredir Avrupa bankacılık sektöründe sınır ötesi birleşmelerin artmasını destekleyen bir yaklaşım sergiliyor. Avrupa’daki bankaların ABD ve Asya’daki daha büyük rakiplerle rekabet edebilmesi için ölçek kazanması, ECB’nin bankacılık entegrasyonu tartışmalarında öne çıkan konular arasında yer alıyor.

UniCredit-Commerzbank süreci bu nedenle Avrupa’nın yıllardır tartıştığı sınır ötesi bankacılık konsolidasyonunun en önemli testlerinden birine dönüşmüş durumda.

Avrupa Bankacılığının Sınırları Yeniden Çiziliyor

UniCredit’in Commerzbank’ta yüzde 50 sınırına yaklaşması, Avrupa bankacılık konsolidasyonunda uzun süredir tartışılan bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: Avrupa bankaları gerçekten ulusal sınırların ötesinde büyük gruplar oluşturabilecek mi? ECB daha büyük ve sınır ötesi faaliyet gösterebilen bankaları Avrupa’nın küresel rekabet gücü açısından desteklerken ulusal hükümetler istihdam, kredi politikası ve ekonomik egemenlik kaygılarıyla daha temkinli davranıyor. UniCredit-Commerzbank süreci tam olarak bu iki yaklaşımın kesiştiği yerde ilerliyor. Orcel ile Klingbeil’in 14 Eylül görüşmesi bu nedenle tek bir satın alma işleminin geleceğinden daha geniş bir anlam taşıyor. Görüşmenin sonucu, Avrupa’daki bir sonraki büyük sınır ötesi banka birleşmelerinin siyasi açıdan ne kadar mümkün olabileceğine ilişkin de önemli bir işaret verebilir.

Kapat