Allianz Trade, her çeyrekte güncellediği Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisinin 2026 yılının tamamında yüzde 2,7, 2027’de ise yüzde 3,6 büyümesini beklediğini açıkladı. Rapora göre büyümedeki toparlanmanın önemli koşullarından biri enflasyonun ikna edici bir düşüş patikasına girmesi olacak.
Türkiye ekonomisinin 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdüğüne dikkat çekilen raporda, enflasyonun üçüncü çeyrekte yaklaşık yüzde 32 seviyesinde seyrettiği ve yıl sonunda yüzde 30’a doğru gerilemesinin beklendiği belirtildi.
Allianz Trade, yüksek enflasyonun tüketici talebini baskıladığını, ticari rekabet gücünü aşındırdığını ve şirketlerin kâr marjları üzerinde baskı oluşturduğunu vurguluyor.
Türkiye’de 2027 İçin Yüzde 3,6 Büyüme Beklentisi
Rapora göre Türkiye ekonomisindeki büyüme hızının 2026’da belirgin biçimde yavaşlamasının ardından 2027’de yeniden ivme kazanması bekleniyor.
Ekonomistler, 2026’nın tamamında yüzde 2,7 büyüme öngörürken 2027 için yüzde 3,6 büyüme tahmini yapıyor. Ancak bu toparlanmanın büyük ölçüde enflasyondaki düşüşün kalıcılığına bağlı olduğu belirtiliyor.
Faizlerde anlamlı bir gevşeme açısından da enflasyon görünümünün belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Raporda Türkiye’de yıl sonu enflasyonunun yaklaşık yüzde 30’a gerilemesinin beklendiği aktarılırken, yüksek fiyat artışlarının iç talep ve şirket bilançoları üzerindeki etkilerinin devam ettiği belirtiliyor.
Küresel Büyüme 2026’da Yavaşlayacak
Allianz Trade’in küresel tahminlerine göre dünya ekonomisinin büyüme oranının 2025’teki yüzde 3 seviyesinden 2026’da yüzde 2,6’ya gerilemesi bekleniyor.
Küresel büyümenin 2027’de yüzde 2,8’e yükselmesi, 2028’de ise yeniden yüzde 2,6 seviyesine gerilemesi öngörülüyor.
ABD ekonomisinin 2026’da yüzde 2,1 büyümesi beklenirken, büyümenin 2028’de yüzde 1,8’e düşeceği tahmin ediliyor. Avro Bölgesi’nde büyümenin yüzde 1’den yüzde 1,3’e yükselmesi, Asya’nın ise yaklaşık yüzde 4,4 büyümeyle küresel ekonominin önemli büyüme merkezlerinden biri olmayı sürdürmesi bekleniyor.
Üç Küresel Risk Öne Çıkıyor
Güncellenen 2026-2028 Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, dünya ekonomisi açısından üç temel aşağı yönlü riske dikkat çekiyor.
Bunlardan ilki Orta Doğu kaynaklı yeni bir enerji şoku. Allianz Trade ekonomistleri, çatışmanın kontrol altında kalması halinde alternatif rotaların devreye girmesi, talepteki gerileme ve alternatif arz kaynaklarının enerji piyasasında yeniden denge sağlayabileceğini öngörüyor.
İkinci risk tahvil piyasalarında satış baskısı. Raporda ABD, Japonya ve Avrupa’ya yayılan tahvil satışlarının finansal piyasalar açısından yakından izlenmesi gereken başlıklardan biri olduğu belirtiliyor.
Üçüncü risk ise yapay zeka yatırımlarındaki sermaye harcamalarının yavaşlaması.
Yapay Zeka Harcamaları 2028’de 1 Trilyon Dolara Ulaşabilir
Allianz Trade, yapay zeka yatırımlarındaki büyüme hızının zaman içinde bir miktar yavaşlamasını bekliyor.
Rapora göre yapay zeka harcamalarının 2028 yılında 1 trilyon dolar ile zirveye ulaşması öngörülüyor.
Bu süreçte ekonomik değerin odağının altyapı kurulumundan yapay zekanın daha geniş ölçekte kullanılması, benimsenmesi ve verimlilik artışlarına doğru kayması bekleniyor.
Raporda ikinci çeyrek büyümesinin küresel ölçekte yukarı yönlü sürpriz yaptığı da belirtiliyor. Avrupa’da net ihracat ve Almanya’nın teşvikleri, ABD ve Asya’da ise yapay zeka bağlantılı yatırımlar büyümeyi destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Brent Petrol İçin 2027 Tahmini 76 Dolar
Enerji fiyatlarına ilişkin tahminlerde de aşağı yönlü bir normalleşme beklentisi bulunuyor.
Körfez’den ihracat akışlarının Hürmüz Boğazı ve çevresinde kademeli olarak normalleşmesiyle Brent petrolün 2026’nın dördüncü çeyreğinde ortalama 87 dolar, 2027’de ise ortalama 76 dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Allianz Trade’in raporundaki genel çerçeve, küresel ekonominin aynı anda enerji piyasaları, tahvil piyasaları ve yapay zeka yatırımları kaynaklı birden fazla riskle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Allianz Trade’in Türkiye tahminlerinde en dikkat çekici nokta, 2026’daki yüzde 2,7’lik büyümenin ardından 2027’de yüzde 3,6’ya çıkılması beklentisinin doğrudan enflasyondaki düşüşe bağlanması.
Raporda faizlerde anlamlı bir gevşeme için de enflasyon görünümü belirleyici unsur olarak gösteriliyor. Dolayısıyla 2027 büyüme tahmini tek başına bir toparlanma beklentisi sunmuyor; bu beklentinin temel koşulu fiyat istikrarında daha güçlü ilerleme sağlanması.
Küresel tarafta ise enerji şoku, tahvil satışları ve yapay zeka yatırımlarının hız kaybetmesi aynı raporda üç temel risk alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin 2027 görünümü de bu küresel koşulların yanında içerde enflasyonun nasıl seyredeceğiyle birlikte şekillenecek.


