Visit Sponsor

Yazı: 12:22 BankTech

TSKB deprem bölgesinde kalıcı toparlanmanın yol haritasını açıkladı

TSKB deprem bölgesi raporu, kalıcı toparlanma için insan kaynağı, yaşam altyapısı ve üretim ekosisteminin önemine dikkat çekiyor.

TSKB deprem bölgesi raporu, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını insan kaynağı, yaşam koşulları ve bölgesel üretim kapasitesi üzerinden ele alıyor. TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan çalışma, üç yıldır sürdürülen araştırma gündeminin son raporu olma özelliğini taşıyor.

“Afet Sonrası Toparlanmanın Yeni Eşiği Yer Değiştirme Perspektifinden Deprem Bölgesi” başlığını taşıyan rapor, fiziksel yatırımların kalıcı ekonomik değere dönüşebilmesi için insan ve sosyal sermayenin belirleyici rolüne dikkat çekiyor.

Çalışmada, deprem sonrası yeniden yapılanmanın yalnızca konutlar, iş yerleri ve altyapı yatırımları üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz kalabileceği belirtiliyor. Bölgenin uzun vadeli kalkınması için insanların kentleriyle yeniden bağ kurması, sosyal ilişkilerini sürdürebilmesi ve geleceklerini yaşadıkları bölgede planlayabilmesi gerekiyor.

Saha ziyaretleri bölgedeki dönüşümü ortaya koydu

Rapor kapsamında Nisan 2026’da Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da saha ziyaretleri gerçekleştirildi. Ziyaretlerden elde edilen izlenimler, bölgedeki toparlanmanın ilerleyişi ve karşılaşılan temel sorunlarla birlikte değerlendirildi.

TSKB Ekonomik Araştırmalar, toplam üretim ve istihdam göstergelerinin deprem öncesi seviyelere yaklaşmasına karşın ekonomik hareketliliğin önemli bölümünün yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklandığını belirtiyor.

İnşaat odaklı büyümenin geçici bir canlılık yarattığına işaret edilen raporda, bölgenin kalıcı bir yatırım ve üretim merkezi haline gelmesi için daha kapsamlı politikalara ihtiyaç duyulduğu aktarılıyor.

Yeni yatırımların bölgeye çekilmesi, nitelikli çalışanların kentlerde tutulması ve üretim kapasitesinin daha yüksek katma değerli alanlara yönelmesi, uzun vadeli toparlanmanın temel koşulları arasında gösteriliyor.

İnsan kaynağının bölgede tutulması önem taşıyor

Rapora göre afet sonrası yer değiştirme süreci, yalnızca ekonomik teşviklerle yönetilebilecek bir konu olmaktan çıkıyor. Eğitim, sağlık, ulaşım, sosyal yaşam ve barınma koşullarının birlikte iyileştirilmesi gerekiyor.

Nitelikli çalışanların bölgeden ayrılması, işletmelerin üretim kapasitesini ve yeni yatırım kararlarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle insan kaynağının korunması, fiziksel altyapının yeniden kurulması kadar stratejik bir alan haline geliyor.

Çalışmada, kentlerin insanların sosyal ilişkilerini sürdürebileceği ve gelecek planı kurabileceği yaşam alanlarına dönüşmesinin önemine vurgu yapılıyor. Kalıcı toparlanmanın, bölge halkının yaşadığı kentlere yeniden güven duymasıyla güç kazanabileceği belirtiliyor.

Saha ziyaretlerinde karşılaşılan bazı uygulamalar ise olumlu örnekler olarak öne çıkıyor. Nitelikli çalışanların yatırım süreçlerine dahil edildiği modeller, insan kaynağını bölgesel kalkınmanın aktif bir parçası haline getiriyor.

Üç temel politika alanı öne çıkıyor

TSKB Ekonomik Araştırmalar, afet sonrası kalkınma politikalarının geleceğin üretim ve yaşam kapasitesini birlikte ele alması gerektiğini belirtiyor.

Raporda ilk olarak yeniden yapılanma politikalarının fiziksel yatırımlarla birlikte yaşam altyapısını da kapsaması gerektiği ifade ediliyor. Konutların yanı sıra eğitim, sağlık, kültür, sosyal yaşam ve ulaşım imkânlarının güçlendirilmesi öneriliyor.

İkinci politika alanında insan kaynağının yerelde geliştirilmesi ve korunması yer alıyor. Mesleki eğitim programları, üniversite-sanayi iş birlikleri ve çalışanların bölgeyle bağını güçlendiren uygulamalar bu kapsamda değerlendiriliyor.

Üçüncü başlıkta ise yeni yatırımların bölgesel bir ekosistem oluşturma kapasitesine odaklanılıyor. Yatırımların yerel tedarikçiler, KOBİ’ler, çalışanlar ve eğitim kurumlarıyla kurduğu ilişkinin bölge ekonomisinin geleceğini şekillendireceği belirtiliyor.

TSKB’nin raporu, afet sonrası toparlanmanın ekonomik büyüklükler üzerinden izlenmesinin tek başına yeterli bir resim sunmadığını gösteriyor. Üretim ve istihdam göstergelerindeki toparlanma olumlu görünse de büyümenin yeniden inşa faaliyetlerine dayanması uzun vadeli kırılganlık yaratabilir.

Bölgeye sağlanan finansmanın niteliği bu noktada önem kazanıyor. Bankaların ve kalkınma finansmanı kuruluşlarının yalnızca fiziksel yatırımları finanse etmesi yerine insan kaynağını, sosyal altyapıyı ve yerel üretim ağlarını güçlendiren projelere yönelmesi gerekiyor.

Kalıcı ekonomik değer, insanların yaşadıkları şehirlerde gelecek kurabilmesiyle oluşuyor. Bu nedenle finansman modellerinin istihdam, eğitim ve bölgesel tedarik zincirleri üzerindeki etkisi de kredi büyüklüğü kadar yakından izlenmeli.

Kapat