Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, iştiraki Escarus ile hazırladığı TSKB COP31 raporunu yayımladı. “COP31’e Doğru Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı” başlıklı çalışma, Türkiye’nin iklim finansmanı, enerji dönüşümü, sanayide karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine uyum alanlarındaki önceliklerini ele alıyor.
Rapor, COP31 hazırlıklarını Paris Anlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesi sonrasında başlayan uygulama sürecinin önemli aşamalarından biri olarak değerlendiriyor. İklim hedeflerinin sahaya taşınması, yatırım projelerine dönüştürülmesi ve finansman kaynaklarıyla buluşturulması çalışmanın ana eksenini oluşturuyor.
COP31 Gündeminde Uygulama Kapasitesi Öne Çıkıyor
TSKB ve Escarus tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin COP31 sürecini “Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon” yaklaşımıyla yürüttüğü aktarılıyor. Sıfır atık, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim dirençli şehirler öncelikli uygulama alanları arasında sıralanıyor.
Çalışmada ayrıca Türkiye liderliğinde geliştirilen İklim Uygulama Köprüsü girişimine yer veriliyor. Mekanizma, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları kapsamındaki hedeflerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi ve iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmayı amaçlıyor.
Rapor, iklim eyleminin kamu kurumları, özel sektör, finans kuruluşları ve teknoloji şirketlerinin birlikte hareket ettiği çok paydaşlı bir dönüşüm sürecine dönüştüğünü vurguluyor.
İklim Finansmanında Proje Portföyleri Önem Kazanıyor
Türkiye’nin iklim finansmanına erişim kapasitesini artırması, raporda öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföylerinin geliştirilmesi, politika hedefleriyle finansal sistem arasındaki bağın güçlendirilmesi açısından önemli görülüyor.
Çalışmaya göre finansman modellerinin tekil projeler yerine ülke ölçeğindeki stratejik yatırım planlarıyla ilişkilendirilmesi gerekiyor. Teknik kapasite, ortak standartlar ve güçlü veri altyapısı da sermaye akışlarının hızlanmasında belirleyici rol oynuyor.
Gelişmekte olan ülkelerde sermaye maliyetlerinin düşürülmesi, garanti ve sigorta gibi risk paylaşım araçlarının yaygınlaştırılması ve çok taraflı finans kuruluşlarının daha etkin çalışması raporun finansman önerileri arasında bulunuyor.
Enerji Dönüşümü Ekonomik Güvenlikle Birlikte Ele Alınıyor
Raporda enerji dönüşümü, iklim politikalarının yanı sıra ekonomik güvenlik, sanayi politikası ve ulusal güvenlik kapsamında değerlendiriliyor. Jeopolitik gerilimlerin oluşturduğu risklerin elektrik altyapısı, kritik mineraller ve temiz enerji teknolojilerini kapsayan daha geniş bir alana yayıldığı belirtiliyor.
Sanayi ve ulaşım sektörlerinde elektrifikasyonun hızlandırılması, fiyat istikrarı ve enerji arz güvenliği açısından öncelikli görülüyor. Enerji üretimi ile şebeke yatırımlarının eş zamanlı planlanması da dönüşümün sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.
Düşük karbonlu sanayi yatırımlarının artması için finansman araçlarının, kamu politikalarının ve özel sektör projelerinin ortak bir program altında buluşturulması öneriliyor.
Finans Kuruluşlarının İklim Riskindeki Rolü Büyüyor
TSKB COP31 raporu, finans kuruluşlarının fiziksel iklim risklerini kredi tahsis, yatırım ve risk yönetimi süreçlerine entegre etmesinin önemine işaret ediyor. Sermaye akışlarının iklim dirençli altyapılara ve düşük karbonlu yatırımlara yönlendirilmesi, finans sektörünün temel sorumluluk alanları arasında gösteriliyor.
İklim değişikliğine uyum yatırımlarının ölçeklenmesi için kamu ve özel sektörün eşgüdümlü hareket etmesi gerektiği belirtiliyor. Finansal teşviklerin güçlendirilmesi ve özel sektör yatırımlarının artırılması, uyum finansmanının büyümesini destekleyecek araçlar arasında yer alıyor.
Raporda su yönetimi de iklim politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele alınıyor. İklim dirençli altyapıların geliştirilmesi, dijital teknolojilerin kullanılması ve alternatif su kaynaklarına yönelik yatırımların hızlandırılması öneriliyor.
Adil Geçiş Kapsayıcı Dönüşümün Merkezinde Yer Alıyor
Düşük karbonlu ekonomiye geçişin sektörler, bölgeler ve çalışanlar üzerinde farklı etkiler oluşturabileceğine dikkat çekilen raporda, adil geçiş politikalarının dönüşüm sürecindeki rolü inceleniyor.
Yeni destek mekanizmalarının istihdam, sosyal koruma ve bölgesel kalkınma politikalarıyla birlikte geliştirilmesi öneriliyor. Böylece iklim hedeflerinin ekonomik ve sosyal boyutlarının ortak bir planlama yaklaşımıyla ilerlemesi amaçlanıyor.
TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan, raporun küresel iklim yönetişimindeki gelişmeleri jeopolitik ve ekonomik dinamiklerle birlikte değerlendirdiğini belirtti. Murathan, İklim Uygulama Köprüsü mekanizmasının ulusal öncelikleri yatırım yapılabilir projelere dönüştürme ve iklim finansmanına erişimi kolaylaştırma potansiyeline dikkat çekti.
TSKB’nin raporu, iklim hedefleri ile finansal sistem arasındaki ilişkinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Bankalar açısından sürdürülebilirlik artık yalnızca raporlama çalışmalarında yer alan bir başlık olarak kalmıyor. Kredi politikaları, risk modelleri, yatırım kararları ve portföy yönetimi iklim verileriyle yeniden şekilleniyor.
Türkiye’nin COP31 sürecindeki en önemli sınavı, açıklanan hedefleri finansmana hazır projelere dönüştürmek olacak. Finans kuruluşlarının sağlayacağı veri altyapısı, risk analizi ve uzun vadeli kaynaklar, enerji ve sanayi dönüşümünün hızını doğrudan etkileyecek. Dijital izleme sistemleri, iklim teknolojileri ve sürdürülebilir finans çözümleri de yatırım kararlarının daha ölçülebilir ve şeffaf ilerlemesine katkı sağlayacak.


