EY’in Küresel Risk Dönüşümü Araştırması, kurumların belirsizlik ortamında ilerlemek için risk yönetimini stratejik bir kaldıraç haline getirmeye başladığını ortaya koyuyor. Küresel çapta 1.200 risk liderinin katıldığı çalışma, stratejik risk yaklaşımının işletme dayanıklılığını belirgin biçimde artırdığını gösteriyor.
Araştırmada ön plana çıkan temel bulgu, risk yönetimini sadece uyum perspektifiyle ele alan kurumların, yeni risk ikliminde hızla geride kalması. Buna karşın “risk stratejisti” yaklaşımını benimseyen liderler, risk içgörülerini karar alma süreçlerine dâhil ederek hem rekabet gücünü artırıyor hem de büyüme performansını iyileştiriyor. Bu dönüşüm; jeopolitik gerilimler, art arda gelen makroekonomik dalgalanmalar ve yapay zekâ tabanlı teknolojilerin oluşturduğu yeni risk setiyle daha da kritik hale geliyor.
Güncel risk ortamında işletmelerin yalnızca risk azaltmaya odaklanan geleneksel çerçeveler yerine, hızla değişen risk dinamiklerini öngören, entegre ve proaktif bir yapıya yönelmesi gerekiyor. EY’in bulgularına göre risk stratejistleri; stres testleri, senaryo planlama, davranışsal ekonomi, ufuk taraması ve simülasyon gibi daha derin teknikleri kullanarak risk kapasitesini genişletiyor. Bu çerçevede teknolojik dönüşüm ve yapay zekâ kullanımı, risk fonksiyonunun gelecekteki yapısını belirleyen temel unsur haline geliyor.
Araştırma aynı zamanda şirketlerin risk kültürünü yeniden tanımlaması gerektiğini gösteriyor. Uyum odaklı reflekslerin yerini, fırsat odaklı ve stratejik risk yaklaşımına bırakan kurumlar; tahminleme gücünü artırarak karar süreçlerinde daha tutarlı ilerleme kaydediyor. EY verilerine göre risk stratejistlerinin yüzde 58’i pandemi sonrası risk yaklaşımını orta düzeyde ya da tamamen dönüştürdüğünü belirtirken geleneksel modele bağlı kurumlarda bu oran oldukça düşük kalıyor.
Raporda liderlere yönelik beş kritik aksiyon da paylaşılıyor: Yeni risk vizyonunun tanımlanması, kültürel dönüşümün başlatılması, yeni metriklerle kurum içi denge mekanizmalarının güçlendirilmesi, yapay zekâ tabanlı teknolojilerin risk modellerine entegre edilmesi ve risk uzmanlarının yetenek setlerinin güncellenmesi. Bu dönüşüm, yalnızca risk fonksiyonunu güçlendirmekle kalmıyor; büyüme stratejilerine net bir yön kazandırıyor.
EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı ve Risk Danışmanlığı Lideri Emre Beşli, değerlendirmesinde kurumların artık çok daha bağlantılı ve hızla ivmelenen risk setiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Beşli’ye göre risk stratejistleri, simülasyon ve senaryo kullanımından teknoloji entegrasyonuna kadar geniş bir araç setiyle yeni risk iklimini anlamlandırırken kurum içi kültürü de dönüştüren bir role sahip.
Finansal teknoloji dünyasında risk algısı değişirken şirketlerin bu alana stratejik bir yaklaşım kazandırması büyük önem taşıyor. Regülasyon baskısının arttığı, teknoloji yatırımlarının hızlandığı ve jeopolitik belirsizliklerin öngörülebilirliği azalttığı bir dönemde risk yönetimi operasyonel bir gereklilik olmaktan çıkıp yönetim kurulu gündeminin merkezine yerleşiyor. EY’in araştırması, fintek şirketleri için de oldukça anlamlı bir çerçeve sunuyor. Çünkü sektör artık sadece hızlı ölçeklenmeye değil, sürdürülebilir ve kontrollü büyüme modellerine yöneliyor. Risk stratejistlerinin öne çıkması, özellikle kredi, ödeme altyapısı, yapay zekâ modelleri ve siber güvenlik gibi yüksek risk setine sahip alanlarda rekabet gücünü artıran bir unsur haline geliyor. Yeni dönemde risk fonksiyonunu güçlendiren şirketler, yatırımcı güvenini daha hızlı konsolide ederek uzun vadeli büyüme stratejilerini daha sağlam bir zemine oturtuyor.

