Mastercard ve Dünya Bankası Grubu bünyesindeki IFC, gelişmekte olan pazarlardaki banka ve finteklerin küresel ödeme ağına katılırken karşılaştıkları settlement riski ve teminat yükünü azaltmayı hedefleyen 500 milyon dolarlık küresel risk mekanizmasını hayata geçirdi. İlk odak gelişmekte olan Avrupa ve Latin Amerika pazarları olacak.
Küresel ödeme sistemlerine erişimde rekabet artık yalnızca teknoloji ve lisans üzerinden ilerlemiyor. Finansal kuruluşların ağa katılmak için taşımak zorunda kaldıkları risk ve sermaye yükü de büyümenin sınırlarını belirliyor. Mastercard ile International Finance Corporation’ın (IFC) oluşturduğu 500 milyon dolarlık global settlement exposure facility, tam olarak bu bariyeri azaltmayı hedefliyor.
Yeni yapı, gelişmekte olan pazarlardaki bankaların, finteklerin ve diğer finansal kuruluşların Mastercard ağına daha düşük finansal sürtünmeyle katılabilmesini destekleyecek. Settlement riskine yönelik garanti modeli sayesinde kurumların ödeme ağına erişiminde karşılaştıkları yüksek teminat gereksinimlerinin etkisinin azaltılması amaçlanıyor. Mastercard, mekanizmanın güçlü risk yönetimi standartlarını korurken modern ödeme altyapısına daha maliyet etkin erişim sağlamasını hedefliyor.
Settlement Riski Ödeme Ağına Giriş Bariyerine Dönüşebiliyor
Kartlı ödeme sistemlerinde işlem ile nihai mutabakat arasında oluşan finansal yükümlülük, ödeme ağı açısından settlement riskini oluşturuyor. Özellikle gelişmekte olan pazarlardaki finansal kuruluşlar için bu riski karşılamak amacıyla talep edilen nakit teminat, kredi mektubu veya garanti gibi araçlar önemli bir sermaye yükü yaratabiliyor.
IFC Genel Müdürü Makhtar Diop, çok sayıda banka ve fintekin yüksek finansal ve teminat gereksinimleri nedeniyle dijital ödeme hizmetlerini genişletmekte zorlandığına dikkat çekiyor. Diop’a göre yeni mekanizma, kurumların daha fazla işletmeye ve tüketiciye dijital ödeme hizmeti ulaştırmasının önündeki bu engellerden birini azaltabilir.
Mastercard Stratejik Büyümeden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Başkanı Jon Huntsman ise ortaklığın gelişmekte olan pazarlardaki banka ve finteklerin küresel ödeme sistemlerine daha güçlü biçimde bağlanmasını amaçladığını belirtiyor. Mastercard aynı zamanda güvenli dijital ödemelere erişimin genişlemesini ve daha kapsayıcı finansal ekosistemlerin oluşmasını hedefliyor.
Mastercard’ın sınır ötesi ödeme altyapısında attığı diğer adımlardan biri olan TIPS pilotunu daha önce FintekWins’te aktarmıştık.
Mastercard sınır ötesi ödemelerde TIPS pilotunu başarıyla tamamladı
IFC 700 Milyon Dolarlık Daha Geniş Bir Yapı Kuruyor
Mastercard ile oluşturulan 500 milyon dolarlık facility, Dünya Bankası Grubu’nun gelişmekte olan pazarlarda dijital ödemeleri büyütmek amacıyla başlattığı daha geniş risk paylaşım girişiminin içinde yer alıyor.
IFC, bu girişim kapsamında başlangıç aşamasında 700 milyon dolara kadar garanti sağlayarak kredi settlement riskinin bir bölümünü üstlenmeyi planlıyor. Kurumun tahminlerine göre girişime katılan finansal kuruluşlarda dijital ödeme hacmi yaklaşık 280 milyar dolar artabilir. Aynı kurumların 360 milyon ek kart ihraç etmesi ve 39 milyonu kadın olmak üzere yaklaşık 90 milyon yeni aktif kullanıcıya ulaşması bekleniyor. Bu tahminler Mastercard’ın 500 milyon dolarlık mekanizmasına tek başına değil, IFC’nin genel girişimine ilişkin.
Mastercard–IFC anlaşmasının asıl etkisi 500 milyon dolarlık büyüklüğünden çok, ödeme ağlarına erişimin finansman modelini değiştirme potansiyelinde yatıyor. Gelişmekte olan pazarlarda bir bankanın ya da fintekin küresel ödeme sistemine bağlanması yalnızca entegrasyon meselesi değil; settlement riski nedeniyle sermayeyi teminata bağlamayı da gerektirebiliyor. Riskin bir bölümünü garanti mekanizmasının üstlenmesi, bugüne kadar ölçeklenmesi pahalı kalan kurumların sisteme girişini kolaylaştırabilir. Bu model yaygınlaşırsa kart şemaları arasındaki rekabet kabul noktası ve işlem hacminin ötesine geçerek, hangi ağın yerel finansal kuruluşların sermaye yükünü daha iyi yönettiği üzerinden de şekillenebilir.


