EY ve IIF iş birliğiyle hazırlanan Küresel Bankacılık Risk Yönetimi Araştırması’nın sonuçları açıklandı.
EY ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) iş birliğiyle hazırlanan Küresel Bankacılık Risk Yönetimi Araştırması, banka CRO’larının değişen risk ortamında daha çevik hareket etmesi gerektiğine işaret ediyor. Siber tehditlerden jeopolitik belirsizliklere, iklim değişikliğinden yapay zekâ uygulamalarına kadar birçok başlıkta derinleşen araştırma, bankacılık sektörünün karşı karşıya olduğu zorlukları çok boyutlu biçimde ortaya koyuyor.
Araştırmaya katılan banka CRO’larının yüzde 75’i, siber riskleri birincil tehdit olarak tanımlarken; operasyonel dayanıklılık (%38) ve jeopolitik riskler (%36) de en kritik üç başlık arasında yer alıyor. Ayrıca, yapay zekânın risk yönetiminde dönüştürücü bir rol üstleneceğini düşünenlerin oranı %49’a ulaşıyor. EY, bu çerçevede CRO’ların yalnızca risklere tepki vermekle kalmaması, aynı zamanda geleceği öngörecek esnekliğe, teknolojiye ve yetkinliğe sahip olması gerektiğini vurguluyor.
Araştırmanın Öne Çıkan Başlıkları:
Senaryo Planlaması ve Stres Testlerinin Yaygınlaşması
CRO’lar, jeopolitik ve finansal riskler ile iklim değişikliğine karşı senaryo analizlerini artırıyor. Katılımcıların %58’i, iklim riski yönetiminde stres testlerinin önemine dikkat çekerken, %56’sı jeopolitik risklere karşı politik risk değerlendirmelerini genişletiyor.
Yapay Zekâ ile Risk Yönetiminde Dönüşüm
CRO’ların büyük bölümü, operasyonel dolandırıcılık (%59), uyumluluk (%44) ve kredi riski (%40) gibi alanlarda yapay zekâ ve GenAI teknolojilerini kullanarak daha etkin analiz ve izleme gerçekleştirdiğini belirtiyor.
Finansal ve Finansal Olmayan Risklerin Dengelenmesi
CRO’ların %62’si risk iştahını azaltma, %56’sı ise kredi standartlarını sıkılaştırma yönünde aksiyon alıyor. Finansal olmayan risklerin (siber güvenlik, iklim değişikliği, regülasyon) öncelik kazanmasına rağmen, geleneksel finansal riskler hâlâ gündemin merkezinde yer alıyor.
Yetenek Odaklı Risk Stratejileri
Dijital zekâ (%63), değişken risk ortamına uyum (%54) ve derin uzmanlık (%51) gibi nitelikler öne çıkarken, CRO’ların dış kaynak kullanımına yönelik eğilimin önümüzdeki üç yılda artması bekleniyor.
Organizasyonel Modelin Yeniden Tasarımı
Katılımcıların %64’ü risk yönetimi kaynaklarını artırmayı planlarken, %68’i insan kaynağında büyüme öngörüyor. Risk yönetimi ekiplerinin organizasyonel esnekliğini artıracak yeni modeller, önümüzdeki dönemin gündeminde yer alıyor.
EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Levent Atakan, “Bankaların yalnızca bilinen risklere değil, giderek çeşitlenen tehditlere karşı da proaktif senaryo planlamaları yapması gerekiyor” derken, EY Türkiye Finansal Risk Hizmetleri Ortağı Ezgi İvecan ise “CRO’ların çevik, teknolojik ve yetkin stratejilerle çok boyutlu risk yapısına adapte olması şart” değerlendirmesinde bulundu.
Bankacılıkta risk tanımı artık çok daha geniş ve karmaşık. EY ve IIF’in araştırması, CRO’ların klasik yaklaşımları terk ederek dinamik, teknolojiyle iç içe ve öngörüye dayalı bir stratejiye yönelmesi gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Siber güvenlik, yapay zekâ, jeopolitik risk ve iklim değişikliği gibi alanların öne çıkması, finansal risk yönetiminin artık sadece bilanço verileriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Bu dönüşüm, sadece banka risk birimlerini değil, sektörün genel risk kültürünü yeniden şekillendiriyor.

