Coface, sıkı para politikaları, yüksek faiz oranları ve artan finansman maliyetlerinin şirketler üzerindeki baskısını artırdığına dikkat çekerek, ticari alacak vadelerindeki uzamanın likidite riskini büyüttüğünü vurguladı. Şirket, nakit akışını korumak isteyen işletmelere erken uyarı sistemleri, veri temelli kredi limit yönetimi, etkin tahsilat süreçleri ve ticari alacak sigortası gibi bütüncül risk yönetimi araçlarını önceliklendirme çağrısı yaptı.
Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında faaliyet gösteren Coface, işletmelerin nakit akışını korumasına yönelik kritik başlıkları gündeme taşıdı. Şirket, mevcut ekonomik tabloda sıkı para politikaları, yüksek faiz oranları ve finansman maliyetlerindeki yükselişin, uzayan ticari alacak vadeleriyle birleşerek şirketlerin finansal dayanıklılığı üzerinde daha güçlü baskı oluşturduğunu belirtti.
Coface’a göre ticari alacak vade sürelerindeki artış, işletme sermayesi döngüsünü doğrudan etkiliyor. Alacak Tahsil Süresi’nin yani DSO’nun uzaması, ödemelerinde gecikme yaşayan şirketleri operasyonel giderlerini karşılamak için ek finansmana yöneltiyor. Yüksek maliyetli finansman ise şirket kârlılığını hızla aşındırıyor. Şirket ayrıca enflasyonist dönemlerde tahsil edilemeyen her günün alacakların reel değerini aşağı çektiğine dikkat çekiyor.
Uzayan vadeler şirketlerin nakit dengesini zorluyor
Coface, uzun vadeli ticaretin özellikle vade farkının fiyatlara yansıtılamadığı senaryolarda işletmeler için maliyet baskısını artırdığına işaret ediyor. Bu tablo, yalnızca tahsilat sürecini değil, şirketlerin büyüme kabiliyetini ve finansal esnekliğini de etkiliyor. Bu nedenle şirketlerin satış hacmi kadar sürdürülebilir nakit akışını da yakından izlemesi önem kazanıyor.
Emre Tongo’dan yapılandırılmış ödeme planı vurgusu
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Coface Türkiye Ülke Müdürü Emre Tongo, likidite sıkışıklığı yaşayan müşterilerle ticari ilişkiyi tamamen sonlandırmak yerine yapılandırılmış ödeme planları, taksitlendirme ve ek teminat mekanizmalarıyla sürecin daha sürdürülebilir biçimde yönetilebileceğini belirtti. Tongo’ya göre bu yaklaşım, hem tahsilat kaybı riskini azaltıyor hem de müşteri portföyünün kontrollü biçimde korunmasına katkı sağlıyor. Ayrıca ticari alacak sigortası, temerrüt ya da iflas gibi beklenmeyen durumlarda finansal kayıpların tazmin edilmesine destek vererek nakit akışının korunmasında kritik rol üstleniyor.
Tongo, finansal risklerin daha karmaşık hale geldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca satış performansına odaklanmasının yeterli kalmadığını; ticari bilgi, sigorta ve tahsilat hizmetleriyle bugünü ve geleceği kapsayan daha sağlam bir ticaret zemini kurmanın öne çıktığını vurguladı.
Erken uyarı sistemleri ve veri temelli analiz öne çıkıyor
Coface, risk yönetiminde reaktif adımlar yerine proaktif bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Küresel veri ağlarıyla beslenen erken uyarı sistemleri; müşterilerin ödeme alışkanlıklarındaki bozulmaları, sektörlerdeki daralma sinyallerini ve politik ya da ekonomik belirsizlikleri önceden fark etmeye yardımcı oluyor. Coface Ticari Bilgi Raporları ile Politik ve Ticari Risk Değerlendirmeleri de şirketlere müşterilerinin finansal dayanıklılığına ilişkin daha geniş bir perspektif sunuyor.
Şirketin dikkat çektiği bir diğer başlık ise veriye dayalı kredi limit yönetimi. Coface, tüm müşterilere aynı vade ve kredi limitinin uygulanmasının mevcut koşullarda sağlıklı bir yöntem sunmadığını belirtiyor. Müşteri risk skorlaması sayesinde daha güçlü finansal yapıya sahip müşterilere daha esnek vadeler tanınırken, risk seviyesi yüksek segmentte daha kısa vadeli ve kontrollü ticaret hacmiyle ilerlemek mümkün hale geliyor.
Tahsilat süreçleri ile vade politikaları yeniden şekilleniyor
Coface uzmanları, vade belirlenirken yalnızca piyasa koşullarının değil, işletmenin kendi nakit akış dengesinin de dikkate alınması gerektiğinin altını çiziyor. Risk düzeyi yüksek müşteriler için peşin ya da kısmi peşin ödeme uygulamaları, vade farklarının doğru yönetimi ve sözleşmelerde net gecikme hükümlerinin yer alması şirketlerin finansal sağlamlığını destekliyor.
Tahsilat tarafında ise düzenli hatırlatma mekanizmaları, vade günü teyidi ve gecikme anında hızlı iletişim gibi kontrollü uygulamalar öne çıkıyor. Coface Tahsilat Hizmeti’nin, alacaklı ile borçlu şirket arasındaki duygusal yükü azaltarak tahsilat oranlarını artırdığı ve müşteri ilişkilerinin daha sürdürülebilir biçimde devamına katkı sağladığı aktarılıyor.
Urba360 ile riskler anlık izlenebiliyor
Coface’ın geliştirdiği Urba360 platformu ise işletmelerin portföylerinde yer alan şirketlerin finansal risklerini anlık takip etmesine olanak tanıyor. Yaşlandırma raporları, erken risk sinyalleri ve sektör bazlı performans analizleri sunan platform, finans ekiplerinin operasyonel yükünü hafifletirken veri temelli ve hızlı karar alma süreçlerini de destekliyor. Böylece şirketler ticari stratejilerini daha güncel veriler ışığında şekillendirebiliyor.
Coface’ın verdiği mesaj, bugünün finansman ikliminde şirketlerin yalnızca satış yapma becerisiyle ayakta kalamayacağını açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle faiz baskısının yüksek seyrettiği dönemlerde asıl kırılganlık, bilanço üzerinde görünenden önce tahsilat tarafında beliriyor. Bu yüzden DSO, kredi limiti, müşteri skorlama ve tahsilat performansı gibi başlıklar artık finans ekiplerinin teknik gündemi olmanın ötesine geçerek yönetim kurullarının ana radarına giriyor. Burada dikkat çeken nokta, Coface’ın risk yönetimini yalnızca sigorta ürünü etrafında anlatmaması. Erken uyarı sistemleri, veri temelli limit yönetimi, profesyonel tahsilat süreçleri ve anlık izleme araçları birlikte ele alındığında, ortaya daha kapsamlı bir ticari dayanıklılık çerçevesi çıkıyor. Özellikle Türkiye gibi nakit akışının kritik olduğu pazarlarda bu yaklaşım, şirketlerin büyüme stratejisi kadar hayatta kalma kapasitesi açısından da belirleyici olabilir.

