Visit Sponsor

Yazı: 10:18 Editörden

Yapay Zeka Enerji Tüketimini Artırsa da Karbon Emisyonlarını 5 Milyar Ton Silebilir

KPMG “Yapay Zekânın İkili Vaadi” raporuna göre, AI enerji tüketimini artırsa da karbon emisyonlarını 5 milyar ton azaltma potansiyeli taşıyor.

KPMG tarafından yayımlanan ve enerji ile teknoloji dünyasının 1.200’den fazla liderinin görüşlerini içeren “Yapay Zekânın İkili Vaadi” (The Dual Promise of AI) raporu, teknolojinin çevresel etkilerine dair süregelen tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Rapora göre yapay zeka, 2030 yılına kadar Japonya’nın toplam tüketiminden daha fazla elektriğe ihtiyaç duyacak olsa da küresel karbon emisyonlarını 3 ila 5 milyar ton azaltma potansiyeli taşıyor. Tarihteki diğer teknolojilerden çok daha hızlı ilerleyen ve sadece birkaç yıl içinde küresel verimliliğin itici gücü haline gelen yapay zeka, temiz enerji dönüşümünü desteklemekle enerji tüketimini artırmak arasındaki hassas dengede belirleyici bir rol oynuyor.

Enerji Liderlerinin Yüzde 97’si Yapay Zekadan Umutlu

Araştırma verileri, enerji sektörü yöneticilerinin yapay zekaya bakışının endişeden ziyade güçlü bir iyimserlik barındırdığını ortaya koyuyor. Enerji üreticilerinin yüzde 97’si, yapay zekayı net sıfır hedeflerine yönelik ilerlemeyi hızlandıran “net pozitif” bir unsur olarak tanımlarken, katılımcıların yüzde 87’si teknolojinin bu süreçte merkezi bir role sahip olduğunu belirtiyor. Sektördeki büyüme beklentileri de bu iyimserliği destekler nitelikte; üreticilerin yüzde 92’si önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 10’dan fazla büyüme öngörüyor.

Temiz Enerjiye Güven Tam, Altyapı Endişesi Sürüyor

Raporda dikkat çeken bir diğer nokta, veri merkezlerinin yapay zekaya bağlı enerji kullanımının yüzde 8’den yüzde 36’ya çıkacağının öngörülmesine rağmen, yöneticilerin yüzde 96’sının temiz enerjinin bu devasa talebi karşılayabileceğine inanması oldu. Ancak bu kapasite artışının önündeki engeller de raporda kendine yer buldu. Katılımcıların yüzde 33’ü şebeke altyapısındaki sınırlamaları en büyük darboğaz olarak görürken, yüzde 45’i enerji ihtiyaçlarını şebekeye yüklenmek yerine ağırlıklı olarak “yerinde üretim” yoluyla karşılamayı planlıyor. Kuruluşlar ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde yüksek yenilenebilir enerji kullanım oranlarının (yüzde 75-100 bandı) dört katına çıkarak yüzde 8’den yüzde 30’a yükseleceğini tahmin ediyor.

Dönüşümün Yol Haritası Dört Başlıkta Belirlendi

KPMG raporu, yapay zeka ile iklim dostu dönüşümün yol haritasını dört ana başlık altında detaylandırıyor. İlk olarak yapay zekanın iklim üzerindeki pozitif etkisinin her geçen gün arttığı ve 2027 yılına gelindiğinde büyük ölçekli işletmecilerin yüzde 62’sinin doğrudan yenilenebilir enerji yatırımları yapacağı vurgulanıyor. İkinci başlıkta, teknolojinin imalat, ulaşım ve tarım gibi değer zincirlerinde sürdürülebilirliği desteklediği belirtiliyor. Üçüncü olarak, altyapı eksiklikleri ve politika gecikmelerinden kaynaklanan “uygulama açığının” kapatılması için önümüzdeki 24 ayın kritik olduğu ifade ediliyor. Son başlıkta ise engellerin fırsata dönüştürülmesiyle yeni teknolojilerin pazara çıkış süresinin on yıllardan birkaç yıla ineceği öngörülüyor.

Demirelli: “Verimlilik Artışı Tüketimi Telafi Edecek Potansiyelde”

Raporu ve sektördeki yansımalarını değerlendiren KPMG Türkiye Enerji Sektörü Lideri Hakan Demirelli, yapay zekanın iş süreçlerinde devrim yarattığını ve enerji sektörü yöneticilerine operasyonları daha önce mümkün olmayan seviyede optimize etme imkanı sunduğunu vurguladı. Yapay zekanın önemli ölçüde enerjiye ihtiyaç duyduğunu kabul eden Demirelli, teknolojinin sistemleri optimize etme, verimlilik artışı sağlama ve inovasyon yapma yeteneğinin, söz konusu enerji tüketimini fazlasıyla telafi edecek potansiyeller barındırdığını ifade etti. Demirelli, stratejik enerji ortaklıkları kuran, altyapıya yatırım yapan ve geleceğe yönelik iddialı taahhütlerde bulunan şirketlerin önümüzdeki on yıllara damga vuracak liderler arasına katılacağını sözlerine ekledi.

Yapay zeka ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişki, modern çağın en büyük paradokslarından birini barındırıyor: Devasa işlemci gücüyle enerji tüketimini rekor seviyeye çıkaran teknoloji, aynı zamanda bu enerjiyi en verimli kullanmanın formülünü de üretiyor. KPMG’nin kapsamlı raporu, bu denklemin “verimlilik” lehine çözüleceğine dair güçlü kanıtlar sunuyor. Özellikle şebeke altyapısının yetersizliği endişesine karşı şirketlerin “yerinde üretim” (on-site generation) stratejisine yönelmesi, enerji piyasasında merkeziyetçi yapıdan dağıtık yapıya geçişi hızlandırabilir. Önümüzdeki 24 ayın “uygulama açığının kapatılması” adına kritik ilan edilmesi, 2026 ve 2027 yıllarının teknoloji şirketleri ile enerji sağlayıcıları arasında devasa stratejik ortaklıklara sahne olacağını gösteriyor.

Kapat