Katılım finans ekosisteminde önemli bir adım atan Vakıf Katılım, sermayesinin tamamına sahip olduğu Vakıf Katılım Portföy Yönetimi A.Ş. için Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) faaliyet lisansı aldı. 9 Ekim 2025 tarihli kararla verilen onay, katılım ilkeleriyle uyumlu portföy yönetimi hizmetlerinin yeni bir boyuta taşınmasını sağlayacak.
Vakıf Katılım Portföy, bireysel ve kurumsal yatırımcılara özel projeler geliştirerek girişim sermayesi yatırımlarını desteklemeyi ve yeni fon modelleri oluşturmayı hedefliyor. Bu yapı, sürdürülebilir ve katılımcı finansal büyüme vizyonuyla Türkiye sermaye piyasalarına yeni bir soluk kazandıracak.
Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, yeni iştirakle ilgili yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: “Portföy yönetimi sektörüne yeni bir soluk getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sermayesinin tamamı Kurumumuza ait olan Vakıf Katılım Portföy ile sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlayacağız. Yatırımcılara yeni ve farklı alternatifler sunarak hem katılım finansının hem de sürdürülebilir yatırım anlayışının gelişimine destek olacağız. Hedefimiz, katılım bankacılığında referans kurum olma vizyonumuzu güçlendirirken, faizsiz finans ilkelerinden taviz vermeden yatırım dünyasında etkin bir oyuncu olmak.”
Yeni yapı, Vakıf Katılım’ın finansal hizmetlerdeki kapsayıcılığını artırırken; yatırımcıların faizsiz finans prensipleriyle portföylerini çeşitlendirebileceği, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yatırım ekosistemi yaratmayı amaçlıyor.
Vakıf Katılım’ın portföy yönetimi alanına adım atması, katılım finans ekosisteminin olgunlaşmasında önemli bir aşamayı temsil ediyor. Bu hamle, hem sermaye piyasalarının derinleşmesine hem de alternatif yatırım araçlarının yaygınlaşmasına katkı sağlayabilir. Türkiye’de sürdürülebilir finans trendi giderek güçlenirken, faizsiz finans ilkeleriyle yönetilen portföy modelleri yatırımcı çeşitliliğini artırabilir. Vakıf Katılım Portföy’ün, katılım fonları ve girişim sermayesi yatırımlarıyla fintech ve reel ekonomi arasındaki etkileşimi güçlendirmesi bekleniyor. Bu da Türkiye’nin finansal kapsayıcılık hedefiyle uyumlu bir adım olarak öne çıkıyor.


