Türkiye gıda sektörünün önde gelen şirketlerinden Ülker Bisküvi, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na gönderdiği bildirimle paylaştı. Şirket, yılı 112 milyar TL ciro ve yüzde 16,5 FAVÖK marjıyla tamamladı. Küresel ekonomik dalgalanmaların, jeopolitik gelişmelerin ve tüketici davranışlarındaki dönüşümün öne çıktığı bir yılda açıklanan sonuçlar, Ülker’in hem iç pazardaki liderliğini hem de bölgesel ölçekteki operasyonel gücünü koruduğunu gösterdi.
2025 boyunca değişen tüketici ihtiyaçlarını yakından izleyen şirket, üretim altyapısı, Ar-Ge kapasitesi, ihracat performansı ve yeni ürün geliştirme kabiliyetiyle büyümesini sürdürdü. Ülker’in finansal performansı, yalnızca satış hacmi açısından değil, kârlılık ve sürdürülebilirlik göstergeleri bakımından da dikkat çekti. Şirketin paylaştığı veriler, gıda sektöründe ölçek, verimlilik ve inovasyon dengesinin ne kadar kritik hâle geldiğini bir kez daha ortaya koydu.
2025 performansında ciro ve kârlılık öne çıktı
Ülker Bisküvi’nin 2025 sonuçlarına göre şirket yılı 112 milyar TL ciroyla kapattı. Yüzde 16,5 seviyesindeki FAVÖK marjı ise operasyonel kârlılığın korunduğuna işaret etti. Gıda sektöründe maliyet baskılarının, tedarik zinciri risklerinin ve küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde söz konusu marj yapısının korunması, şirketin mali disiplinini ve operasyon yönetim kabiliyetini öne çıkarıyor.
Şirket, 2025 yılında tüketici alışkanlıklarındaki değişimi veri, teknoloji ve bilim temelli bir yaklaşımla izlediğini vurguladı. Bu çerçevede geliştirilen ürün stratejileri, özellikle atıştırmalık kategorisindeki yeni talep alanlarına yanıt verme hedefiyle şekillendi. Türkiye’de yıl boyunca 55 yeni ürünün raflarda yerini alması, Ülker’in yalnızca mevcut portföyü yönetmekle yetinmediğini, ürün inovasyonunu büyümenin temel araçlarından biri olarak konumladığını gösteriyor.
İhracat ve üretim gücü büyüme modelinin merkezinde
Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, şirketin “Mutlu et, mutlu ol” felsefesinden hareketle oluşturduğu “5M Mutluluk Temelli Büyüme Modeli”nin sürdürülebilir gelecek için rehber niteliği taşıdığını belirtti. Kölükfakı, “istikrarlı, rekabetçi, kârlı, sürdürülebilir ve insan odaklı büyüme” anlayışının şirket stratejisinin temelini oluşturduğunu ifade etti.
Made in Türkiye etiketli ürünlerin 100’den fazla ülkeye ulaştığını vurgulayan Kölükfakı, üretim gücü, modern üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve istihdam katkısıyla ülke ekonomisine değer üretmeyi sürdürdüklerini söyledi. Bu vurgu, Ülker’in finansal performansını yalnızca iç pazar sonuçlarıyla sınırlı tutmadığını, ihracat tarafında da güçlü bir denge kurduğunu ortaya koyuyor. Özellikle gıda sektöründe küresel rekabetin sertleştiği bir dönemde 100’den fazla ülkeye ulaşan ihracat ağı, şirketin operasyonel ölçeğini daha görünür kılıyor.
Ar-Ge ve yeni ürün geliştirme kapasitesi dikkat çekti
Tüketici eğilimlerinde yaşanan hızlı değişim, gıda sektöründe şirketleri daha çevik hareket etmeye zorluyor. Ülker’in paylaştığı bilgiler, Ar-Ge merkezlerinin bu süreçte önemli rol oynadığını gösteriyor. Şirket, tüketici alışkanlıklarındaki dönüşümü ve dijital eğilimleri izleyerek yeni motivasyon alanlarına odaklanan ürünler geliştirdiğini belirtiyor.
Türkiye’de 55 yeni ürünün piyasaya sunulmuş olması, özellikle atıştırmalık kategorisinde yenilik hızının yüksek tutulduğunu gösteriyor. Söz konusu adım, markanın tüketiciyle temasını canlı tutarken raf rekabetinde de güçlü kalmasına katkı sağlıyor. Gıda şirketleri açısından ürün yeniliği artık yalnızca kategori genişlemesi anlamı taşımıyor; aynı zamanda sadakat yaratma, marjları destekleme ve değişen tüketim beklentilerine uyum sağlama aracı hâline geliyor.
Sürdürülebilirlik performansında küresel ölçekte güçlü tablo
Ülker’in 2025 sonuçlarında öne çıkan bir diğer başlık sürdürülebilirlik performansı oldu. Şirket, S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde gıda şirketleri arasında küresel ölçekte yüzde 3’lük dilimde yer aldığını açıkladı. Bu sonuç, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında yürütülen çalışmaların uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor.
Bunun yanında London Stock Exchange Group tarafından yapılan çevresel, sosyal ve yönetişim performansı değerlendirmesinde, 504 halka açık gıda şirketi arasında Aralık 2025 itibarıyla en yüksek puanı alarak üçüncü kez dünya birinciliği elde edildiği bilgisi paylaşıldı. Şirket ayrıca Borsa İstanbul’da işlem gören tüm sektörler arasında da üçüncü kez ilk sırada yer aldı. Bu veriler, Ülker’in sürdürülebilirliği yalnızca kurumsal iletişim başlığı olarak ele almadığını, performans göstergelerine yansıyan yapısal bir alan olarak yönettiğini ortaya koyuyor.
2026’ya giderken Ülker nasıl konumlanıyor?
2025 sonuçları, Ülker’in zorlu küresel koşullar altında üretim, kârlılık, ihracat, inovasyon ve sürdürülebilirlik başlıklarını aynı anda yönetebildiğini gösteriyor. Finansal tablolar, operasyonel devamlılıkla birlikte markanın uzun vadeli büyüme kapasitesine dair güçlü sinyaller veriyor. İç pazardaki liderlik, uluslararası ihracat ağı ve yeni ürün geliştirme temposu birlikte değerlendirildiğinde, Ülker’in 2026’ya daha sağlam bir pozisyondan ilerlediği görülüyor.
Gıda sektöründe yeni dönemin belirleyici unsurları arasında maliyet yönetimi, tüketici içgörüsü, hızlı inovasyon ve sürdürülebilirlik performansı yer alıyor. Ülker’in 2025 sonuçları da tam bu dört başlıkta aynı anda görünür olabilen bir yapı kurduğunu işaret ediyor. Önümüzdeki süreçte yatırımcıların ve sektörün odağı, bu performansın hangi ölçüde yeni büyüme alanlarına taşınacağı üzerinde yoğunlaşacak.
Ülker’in 2025 finansal sonuçları, gıda sektöründe ölçeğin tek başına yeterli olmadığını, asıl farkın üretim gücüyle inovasyonu ve sürdürülebilirliği aynı stratejide buluşturabilmekten geçtiğini gösteriyor. 112 milyar TL’lik ciro ve yüzde 16,5 FAVÖK marjı, şirketin yalnızca satış hacmiyle değil, operasyonel verimlilik tarafında da güçlü kaldığını ortaya koyuyor. Özellikle ekonomik dalgalanmaların ve jeopolitik baskıların yoğunlaştığı bir yılda açıklanan bu tablo, yönetim kapasitesi açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Daha geniş çerçevede bakıldığında Ülker’in mesajı net: Gıda sektöründe büyüme, artık yalnızca iç pazardaki yaygınlıkla ölçülmüyor. İhracat gücü, ürün yeniliği, veri temelli Ar-Ge yaklaşımı ve uluslararası sürdürülebilirlik performansı, yeni dönemin temel rekabet alanlarını oluşturuyor. Ülker’in 2025 performansı, Türkiye’den çıkan büyük ölçekli gıda şirketlerinin küresel görünürlük ve kurumsal dayanıklılık açısından nasıl konumlanabileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor.

