KPMG Türkiye’nin “Yapay Zekâ Dönüşümü: Türkiye ve ABD Perspektifleri” başlıklı raporu, iki ülkenin üretken yapay zekâ (GenAI) yatırımlarında ayrışan önceliklerini ve yaklaşım biçimlerini kapsamlı bir analizle ortaya koydu. Hem Türkiye’de hem ABD’de yöneticiler yapay zekânın iki yıl içinde rekabet dinamiklerini köklü biçimde değiştireceğine kesin gözüyle bakarken, yatırım alanları ve liderlik modelleri önemli ölçüde farklılaşıyor.
Türkiye Fırsat Odaklı, ABD Risk Kontrollü Yaklaşıma Odaklanıyor
Raporun en dikkat çeken bulgularından biri, GenAI yatırımlarının hedefindeki farklılaşma oldu. ABD’de bütçeler daha çok siber güvenlik (%67), risk ve uyum (%52) ile operasyonlar (%48) ekseninde konumlanıyor. Türkiye’de ise odağın ağırlığı operasyonel verimlilik (%87) ve müşteri deneyimi (%77) üzerine kaymış durumda.
Bu tablo, ABD’nin yapay zekâ yatırımlarını riskleri yönetme ve kaliteli veri altyapısı oluşturma ekseninde ele aldığını; Türkiye’nin ise fırsat yaratma ve verimliliği artırma motivasyonuyla ilerlediğini gösteriyor.
Başarı Göstergelerinde Derin Ayrışma
Her iki pazarda da verimlilik temel performans göstergesi olarak kabul edilse de yatırımın etkisini ölçme yöntemleri ayrışıyor. ABD’de kârlılık (%97) ve iş kalitesi (%94) verimlilik kadar güçlü metrikler arasında öne çıkıyor. Türkiye’de ise verimliliğin ardından operasyonel iyileştirme (%87) ve müşteri memnuniyeti (%58) geliyor; kârlılık yöneticilerin sadece %39’u tarafından öncelikli bir metrik olarak değerlendirilmiş durumda.
Liderlik Modelleri Farklılaşıyor: ABD Merkezileştiriyor, Türkiye Paylaştırıyor
ABD’de şirketlerin %87’sinde CIO’lar GenAI stratejilerinin başında yer alıyor. Türkiye’de ise CIO liderliği %55 seviyesinde. CEO (%16), CTO (%10) ve diğer yöneticiler (%16) strateji sorumluluğunu paylaşarak daha dağınık fakat daha katılımcı bir yapı ortaya koyuyor.
Bu farklılık, ABD’de yapay zekâ yönetiminin hem teknik hem de regülasyon odaklı bir liderlik altında toplandığını; Türkiye’de ise inovasyonun çoklu birimlerin ortak katkısıyla ilerleyebileceğini gösteriyor.
Endişe Alanları: Türkiye Uyum Odaklı, ABD Veri Kalitesi Odaklı
Her iki ülkede veri gizliliği ortak kaygı alanı olsa da ABD’de veri kalitesi (%56) çok daha yüksek bir oranla öne çıkıyor. Türkiye’de veri kalitesi endişesi yalnızca %32 seviyesinde. Bu fark, ABD’nin model performansı için veri bütünlüğüne verdiği önemi yansıtırken, Türkiye’de veri doğruluğu ve veri yönetişimi konularında henüz geniş ölçekli bir farkındalık oluşmadığını gösteriyor.
Eğitim Yaklaşımlarında Belirgin Uçurum
Türkiye’de GenAI eğitimleri hâlâ “araç kullanmayı öğretme” seviyesinde ilerlerken, ABD bu süreci “iş modeline adaptasyon” seviyesine taşımış durumda.
ABD’de prompt becerileri (%69), sandbox ortamları (%41), AI ajan gölgeleme (%49) ve rol bazlı iş birliği kuralları (%39) gibi kapsamlı eğitim setleri uygulanıyor. Türkiye’de ise prompt mühendisliği eğitimleri önde (%77); ancak shadowing programları (%6) oldukça düşük seviyede.
“Türkiye hızla öğrenme potansiyeline sahip ve bu durum büyük bir fırsat sunuyor”
KPMG Türkiye İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı Lideri Gökhan Mataracı, iki ülke arasındaki farkın bir yarıştan çok farklı gelişim yollarını temsil ettiğini vurguladı:
“ABD, yapay zekâ ile birlikte çalışmayı kültüre dönüştürürken Türkiye henüz nasıl kullanacağını anlamlandırma aşamasında. Bu tablo geri kalma riski olarak yorumlanmamalı; tam tersine çok büyük bir sıçrama potansiyeli anlamına geliyor. Türkiye’nin hızlı öğrenme kabiliyeti teknolojiyle birleştiğinde önümüzdeki iki yıl içinde güçlü bir dönüşüm gösterecek.”
Mataracı insan faktörünün kritik rol oynadığını belirterek, geleceğin rekabetinin ürün ya da maliyet üzerinden değil, “insan ve yapay zekânın birlikte üretebildiği değer” üzerinden şekilleneceğini ifade etti.
KPMG’nin karşılaştırmalı GenAI raporu, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda hâlâ fırsat yaratma güdüsüyle ilerlediğini, ABD’nin ise veri kalitesi ve risk yönetimi ekseninde daha olgun bir yapay zekâ yaklaşımı geliştirdiğini gösteriyor. Özellikle Türkiye’de liderlik modelinin paylaşımlı yapıda ilerlemesi, inovasyon için çoklu perspektif yaratırken, stratejik yönetişimin konsolidasyonu konusunda yeni bir ihtiyaç doğuruyor. Fintek ekosistemi açısından bakıldığında, verimlilik ile müşteri deneyimi odaklı GenAI yatırımlarının Türkiye’de önümüzdeki dönemde hızlanması beklenebilir. ABD’de ise finans kurumlarının veri kalitesi, uyum ve güvenlik ana ekseninde ilerlemesi, küresel rekabetin hangi alanlarda sertleşeceğini işaret ediyor. Türkiye’nin hızlı adaptasyon kabiliyeti, doğru yönetişim modelleriyle birleştiğinde rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor.

