Visit Sponsor

Yazı: 21:17 Fintekler

Dijital varlıklar jeopolitik rekabetin yeni cephesi haline geldi

KPMG’nin yeni analizine göre dijital varlıklar ve tokenizasyon, küresel finans merkezleri arasında yeni bir rekabet alanına dönüştü. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve İsviçre düzenleyici çerçeveler ve piyasa altyapıları üzerinden liderlik yarışını hızlandırıyor.

KPMG’nin yeni analizine göre dijital varlıklar ve tokenizasyon, küresel finans merkezleri arasında yeni bir rekabet alanına dönüşüyor. Hükümetler bu alanı büyüme ve rekabet gücü açısından stratejik bir unsur olarak görürken, Avrupa finans merkezleri düzenleyici çerçeveleri ve piyasa altyapılarını hızlandırma baskısıyla karşı karşıya kalıyor.

Dijital varlıkların küresel finans sistemindeki ağırlığı artarken tokenizasyon, finans merkezleri arasındaki rekabetin yeni başlıklarından biri haline geliyor. KPMG’nin yeni analizine göre stablecoin’ler, merkez bankası dijital para birimleri, teminata dayanmayan kripto varlıklar ve tokenleştirilmiş varlıklar için düzenleyici çerçeveler oluşturma yarışı hızlanıyor.

Hükümetler, dijital varlıkların ekonomik büyüme ve rekabet gücünü artırma potansiyelini stratejik bir alan olarak değerlendiriyor. Bu nedenle dünyanın önde gelen finans merkezleri, hem regülasyon hem de piyasa altyapısı tarafında liderlik elde etmek için adımlarını sıklaştırıyor.

Avrupa tokenizasyon yarışında hızlanma ihtiyacıyla karşı karşıya

KPMG analizine göre birçok gelişme, Avrupa’nın dijital varlık ve tokenizasyon yarışında bazı rakip finans merkezlerinin gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Stablecoin pazarında ABD doları bazlı yapılar ağırlığını korurken, Asya’daki finans merkezleri politika hedeflerini somut uygulamalara dönüştürüyor.

Singapur’un Project Guardian girişiminin pilot aşamayı geride bırakarak ticarileşme sürecine geçmesi, Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde düzenleyici test ortamlarından gerçek değer taşıyan işlemlere geçilmesi, Asya tarafındaki hızlanmanın dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.

KPMG’nin çalışması, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve İsviçre’ye odaklanarak Avrupa’da yeni ivme kazanan tokenizasyon gündemini inceliyor. Analizde bugüne kadar kaydedilen ilerleme, bundan sonra atılması gereken adımlar ve gelişmelerin Avrupa’nın küresel finans merkezi olma konumu üzerindeki etkileri değerlendiriliyor.

Sinem Cantürk Avrupa’daki farklı olgunluk seviyelerine dikkat çekti

KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, Avrupa’daki büyük pazarların tokenizasyon konusunda farklı olgunluk seviyelerinde ilerlediğini belirtti.

Cantürk’e göre Avrupa Birliği, kripto varlıklara yönelik düzenleyici çerçeve geliştirmede erken hareket etmiş olsa da tokenleştirilmiş varlıklara odaklanması sınırlı kaldı. AB şimdi tokenizasyonu mümkün kılacak düzenleyici ayrıntıları netleştirerek aradaki farkı kapatmaya çalışıyor.

Birleşik Krallık’ın önerdiği tokenizasyon çerçevesinin makul ve anlaşılır göründüğünü belirten Cantürk, tasarım ve uygulama sürecinin hızının hâlâ soru işaretleri yarattığını ifade etti. Nihai çerçevenin 2028’den önce tamamlanmasının beklenmemesi, İngiltere açısından zamanlama riskini artırıyor.

Cantürk, İsviçre’nin ise düzenleyici çerçevesini oluşturma sürecinin en başından itibaren tokenizasyonu dikkate aldığı için politikayı uygulamaya dönüştürme konusunda daha ileri bir noktada bulunduğunu vurguladı.

Rekabet ve koordinasyon birlikte ilerlemek zorunda

Tokenizasyon gündemi yalnızca ülkeler arası rekabetten ibaret değil. KPMG analizinde, sınır ötesi birlikte çalışabilirliğin sağlanmasının da kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.

Sinem Cantürk, bir yandan ülkeler ve düzenleyici bölgeler arasında rekabet sürerken, diğer yandan tokenleştirilmiş piyasaların sağlıklı gelişimi için koordineli adımların gerekli olduğunu belirtti.

İngiltere Finansal Yürütme Otoritesi’nin Uluslararası Menkul Kıymet Kurulları Organizasyonu ile çalışmaları, Avrupa Bankacılık Otoritesi’nin New York Eyaleti Finansal Hizmetler Departmanı ile imzaladığı mutabakat zaptı ve Uluslararası Ödemeler Bankası’nın Project Agora girişimi, bu alandaki uluslararası koordinasyon örnekleri arasında yer alıyor.

Orta vadede önceliğin, tokenleştirilmiş piyasaların ölçeklenmesini destekleyecek hukuki ve düzenleyici temellerin güçlendirilmesi ve ülkeler, sektörler ile altyapılar arasında daha güçlü koordinasyon kurulması olması bekleniyor.

Birleşik Krallık mülkiyet ve piyasa altyapısında netlik arıyor

KPMG analizine göre Birleşik Krallık, tokenizasyon alanında mülkiyet hakları, dijital menkul kıymetler ve programlanabilir mutabakat başlıklarında ilerleme kaydediyor.

2025 yılında yürürlüğe giren Birleşik Krallık Mülkiyet Yasası, dijital varlıkların kişisel mülkiyet olarak tanınabileceğini onaylayarak piyasa aktörleri ve düzenleyiciler için yasal zemin oluşturdu.

İngiltere Merkez Bankası ve Finansal Yürütme Otoritesi tarafından 2024 yılında hayata geçirilen Dijital Menkul Kıymetler Deneme Ortamı, finansal menkul kıymetlerin ihracı, alım satımı ve takasında dağıtık defter teknolojisinin gerçek koşullarda test edilmesine imkân sağlıyor.

Mayıs 2026’da FCA ve BoE, Birleşik Krallık’ın toptan finans piyasalarında tokenizasyona yönelik ortak vizyonuna ilişkin görüş alma süreci başlattı. Bu sürecin, 2026 yılı sonuna kadar hazırlanması planlanan nihai yol haritasına yön vermesi hedefleniyor.

AB MiCA sonrası tokenleştirilmiş varlıklara odaklanıyor

Avrupa Birliği, 2024 sonunda tamamen yürürlüğe giren Kripto Varlık Piyasaları Düzenlemesi ile kripto varlıklar alanında kurumsal bir çerçeve oluşturdu. Ancak KPMG analizine göre AB’nin tokenleştirilmiş varlıklara yönelik odağı daha sınırlı kaldı.

AB, dijital varlıkların geleneksel sermaye piyasalarıyla kesişimini incelemek amacıyla Mayıs 2025’te yeni bir istişare süreci başlattı. Bu çalışma; blok zincirindeki bir token’ı kontrol etmenin yasal mülkiyet teşkil edip etmediği, saklama, teminat mekanizmaları ve üye ülkeler genelindeki iflas süreçleri gibi temel yasal konulara odaklanıyor.

Geleneksel menkul kıymet kuralları halihazırda tokenleştirilmiş varlıklara uygulanırken, finansal araç niteliğindeki kripto varlıkların prensipte MiCA kapsamına alınıp alınmaması gerektiği de tartışılıyor.

AB ayrıca 2022’de başlatılan DLT Pilot Rejimi’ne katılımın düşük kalması üzerine, uygun enstrümanların kapsamını genişletmeyi ve işlem limitlerini artırmayı hedefleyen yeni bir reform paketi hazırladı. Avrupa Merkez Bankası’nın Nisan 2026’dan itibaren DLT platformlarında ihraç edilen varlıkları uygun teminat olarak kabul etmeye başlaması da tokenizasyonun kurumsal kabulü açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

İsviçre tokenizasyon uygulamasında öne çıkıyor

KPMG analizinde İsviçre, Avrupa’daki en olgun tokenizasyon yaklaşımlarından birine sahip pazar olarak öne çıkıyor. Ağustos 2021’de yürürlüğe giren DLT Yasası, tokenleştirilmiş menkul kıymetleri en başından itibaren mevzuata dahil ederek pazara erken netlik kazandırdı.

Bu yasal netliğin sonucu olarak FINMA, Mart 2025’te blok zinciri üzerinde tokenleştirilmiş menkul kıymetlerin ticaret ve mutabakatına izin veren ilk resmi DLT işlem platformunu onayladı.

İsviçre’nin esnek düzenleyici rejimi gerçek piyasa uygulamalarında da karşılık buldu. Tam düzenlenmiş dijital varlık borsası ve saklama kuruluşu SIX Digital Exchange, Dünya Bankası’nın 200 milyon İsviçre frangı tutarındaki dijital tahvili dahil olmak üzere Mayıs 2024 itibarıyla kümülatif 1 milyar İsviçre frangının üzerinde dijital ihraç gerçekleştirdi.

İsviçre hükümeti ayrıca stablecoin ihraççıları için “ödeme aracı kurumları” ve kripto broker ile saklama hizmetleri için “kripto kurumları” adıyla iki yeni lisans kategorisi önerdi. Bu adım, ülkenin dijital varlık alanında düzenleyici çerçevesini geleceğe hazırlama yaklaşımını gösteriyor.

Şirketler için teknoloji, risk ve uyum yatırımları kritik

Tokenizasyonun yaygınlaşması, yalnızca düzenleyici kurumların gündemiyle sınırlı değil. Şirketler açısından da önemli bir stratejik hazırlık alanı oluşuyor.

KPMG analizine göre düzenleyici çerçeveler netleşmeye başladıkça şirketlerin inovasyon fırsatlarını gerekli teknoloji yatırımlarıyla desteklemesi ve tokenleştirilmiş varlıklara yönelik risk ve uyum süreçlerini güçlendirmesi kritik önem taşıyor.

Tokenleştirilmiş piyasalar, menkul kıymet ihracı, takas, mutabakat, saklama, teminat yönetimi ve sınır ötesi işlem akışları gibi birçok alanda geleneksel finans altyapısını dönüştürme potansiyeli taşıyor. Ancak bu dönüşüm, güçlü teknoloji altyapısı, hukuki netlik, operasyonel hazırlık ve düzenleyici uyum olmadan ölçeklenemeyecek.

KPMG’nin tokenizasyon analizinde öne çıkan ana mesaj, dijital varlıkların artık yalnızca kripto piyasalarının konusu olmaktan çıktığı ve finans merkezleri için jeopolitik rekabet başlığına dönüştüğü yönünde. Stablecoin’lerden tokenleştirilmiş menkul kıymetlere, CBDC çalışmalarından DLT tabanlı mutabakat altyapılarına kadar genişleyen bu alan, ülkelerin finansal rekabet gücünü doğrudan etkileyebilir. Avrupa açısından tablo karışık. AB, MiCA ile kripto varlıklarda erken bir çerçeve kurdu; ancak tokenleştirilmiş sermaye piyasaları tarafında daha fazla hukuki netliğe ihtiyaç duyuyor. Birleşik Krallık net bir vizyon oluşturmaya çalışsa da 2028’e uzanan zaman çizelgesi hız açısından soru işaretleri yaratıyor. İsviçre ise tokenizasyonu baştan mevzuata dahil eden yaklaşımıyla uygulamada daha güçlü bir pozisyona geçmiş durumda. Türkiye açısından bu tartışma yakından izlenmeli. Çünkü tokenizasyon, sermaye piyasaları, ödeme sistemleri, saklama hizmetleri, regülasyon teknolojileri ve kurumsal finansman başlıklarını aynı anda dönüştürebilecek bir alan. Önümüzdeki dönemde rekabet, yalnızca düzenleme yayımlayan ülkeler arasında yaşanmayacak; düzenlemeyi piyasa altyapısı, lisanslama, saklama, mutabakat ve sınır ötesi çalışabilirlikle birleştiren finans merkezleri öne çıkacak.

Kapat