Goldman Sachs ve JPMorgan, ABD Merkez Bankası’nın 15–16 Eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırmasını bekliyor. Reuters’ın aktardığına göre iki büyük Wall Street bankası, ağustos ayında açıklanan güçlü enflasyon verileri ve petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasının ardından Fed tahminlerini daha sıkı para politikası yönünde güncelledi.
Goldman Sachs daha önce faizlerin eylül toplantısında sabit tutulmasını bekliyordu. Banka, yeni tahmininde 25 baz puanlık artışı baz senaryo haline getirdi. JPMorgan ise sıkılaşmanın eylül toplantısıyla sınırlı kalmayacağını ve aralık ayında da 25 baz puanlık yeni bir faiz artışı gelebileceğini öngörüyor.
ABD’de federal fonlama faiz aralığı mevcut durumda yüzde 3,50–3,75 seviyesinde bulunuyor. CME FedWatch verilerine göre piyasaların eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışına verdiği olasılık son enflasyon verileri öncesindeki yaklaşık yüzde 70 seviyesinden yüzde 87’ye yükseldi.
Enflasyon ve Petrol Fiyatları Fed Beklentisini Değiştirdi
Beklentilerdeki dönüşümün arkasında iki ana gelişme bulunuyor. ABD’de hem tüketici hem üretici fiyatlarının ağustosta beklentilerden daha güçlü artması, dezenflasyon sürecinin kalıcılığı konusunda soru işaretleri yarattı.
Buna enerji fiyatlarındaki yükseliş eklendi. ABD-İran çatışmasının şiddetlenmesi, Körfez bölgesindeki arz ve taşımacılık risklerini artırırken Brent petrol 100 doların üzerine çıktı. 14 Eylül itibarıyla Brent 107 dolar, ABD tipi ham petrol ise 102 dolar civarında işlem gördü. Yüksek enerji maliyetlerinin kalıcı hale gelmesi, Fed açısından enflasyonla mücadeleyi daha zor hale getirebilir.
Goldman Sachs ekonomisti David Mericle, Fed’in piyasaları şaşırtmak istemeyeceğini belirtti. JPMorgan ekonomistleri ise tahvil getirileri, enerji fiyatları ve güçlü enflasyon verilerinin faiz artırımı olasılığını belirgin biçimde yükselttiğini değerlendiriyor.
JPMorgan ayrıca uzun vadeli politika faizi tahminini yüzde 3,25’e yükseltti. Goldman Sachs ise 2027 için iki faiz indirimi beklentisini koruyor ancak bu indirimlerin daha geç gerçekleşmesini bekliyor.
Türkiye İçin Dolar ve Fonlama Maliyeti Yeniden Gündemde
Fed’in yeniden faiz artırımlarına dönmesi Türkiye açısından birkaç kanaldan önem taşıyor. ABD faizlerinin yükselmesi doların küresel cazibesini artırırken gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik sermaye akımlarını ve dış finansman maliyetlerini etkileyebilir.
Türkiye’de bankalar ve şirketler açısından dolar cinsi borçlanmanın maliyeti, eurobond fiyatlamaları ve uluslararası fonlama koşulları Fed kararlarına duyarlı kalmaya devam ediyor. Aynı zamanda güçlü dolar ve yüksek petrol fiyatlarının birlikte seyretmesi, cari denge ve enflasyon tarafında ek baskı yaratabilir.
Bu nedenle 16 Eylül’de açıklanacak Fed kararı yalnız ABD piyasaları için takip edilmeyecek. TCMB’nin para politikası alanı, TL varlıkların yabancı yatırımcı açısından göreli getirisi ve Türkiye’nin dış finansman koşulları açısından da yeni bir referans noktası oluşturacak.
Özellikle JPMorgan’ın aralık ayında ikinci bir artış öngörmesi, piyasanın dikkatini tek toplantıdan daha uzun bir sıkılaşma dönemine çeviriyor. Fed’in yeniden faiz artırım döngüsüne girmesi halinde 2026’nın son çeyreğinde küresel likidite koşulları beklenenden daha sıkı seyredebilir.


