Finansal teknolojiler alanında büyüme ivmesini sürdüren şirketler, sermayenin yanı sıra insan kaynağı tarafında da yoğun rekabet yaşıyor. Veri analitiği, yapay zekâ, siber güvenlik ve kullanıcı deneyimi gibi alanlarda yetkinlikleri yüksek profesyonelleri kadrolarına dahil etmek isteyen fintek girişimleri, bu yetenekleri kazanmakta zorlanıyor. MARO Kurucusu Lale Maro, finteklerin yalnızca ücret politikalarıyla değil; sundukları gelişim fırsatları, açık iletişim kültürü ve vizyoner yapılarıyla da öne çıkmaları gerektiğine dikkat çekiyor.
Fintek Ekosisteminde Yetenek Açığı Derinleşiyor
KPMG’nin 2024 tarihli Fintek Görünümü raporuna göre, sektördeki büyüme doğrudan teknoloji odaklı uzmanlara olan talebi artırıyor. Aynı zamanda TÜBİSAD, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın arttığını vurgularken; ManpowerGroup’un verilerine göre Türkiye genelinde yetenek açığı yüzde 76’ya ulaştı. Bu tablo, özellikle veri analitiği, yapay zekâ, siber güvenlik, ürün yönetimi, API geliştirme, regülasyon ve UX tasarımı gibi alanlarda yetenek bulmanın giderek zorlaştığını gösteriyor.
Arz Artıyor Ancak Talep Karşılık Bulamıyor
TÜBİSAD verileri, bilgi teknolojileri sektöründe istihdam edilen kişi sayısının 237 binin üzerine çıktığını ve her yıl ortalama yüzde 12 oranında artış kaydedildiğini ortaya koyuyor. MARO Kurucusu Lale Maro’ya göre, bu artışa rağmen sektör hâlâ ihtiyaç duyduğu nitelikli yeteneklere ulaşmakta yetersiz kalıyor. “Büyüme rakamları umut verici olsa da, piyasadaki arz-talep dengesini sağlamak için yeterli değil” diyen Maro, sektörde insan kaynağına dair stratejik bir planlamanın önemine işaret ediyor.
Uluslararası Rekabet Yetenekleri Türkiye’den Çekiyor
Lale Maro, küresel şirketlerin Türkiye’deki potansiyel yetenekleri hedef aldığını belirtiyor: “ABD ve Avrupa merkezli kuruluşlar, uzaktan çalışmayı bir avantaj olarak kullanarak gelişmekte olan pazarlardan nitelikli iş gücünü doğrudan transfer ediyor. Bu durum yerli finteklerin çalışan bağlılığını artıracak politikalar geliştirmesini zorunlu kılıyor.” Maro’ya göre genç profesyonellerin beklentileri de değişiyor: Esnek çalışma modelleri, sosyal etki yaratan projeler, hızlı gelişim olanakları ve yatay organizasyon yapıları artık iş seçiminde en belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.
Yapay Zekâ, Hem Tehdit Hem Fırsat
Yapay zekânın iş gücünde dönüşüm yarattığını ifade eden Maro, bu değişimin hem yeni iş profilleri oluşturduğunu hem de bazı pozisyonları tehdit ettiğini aktarıyor. “Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei, önümüzdeki beş yıl içinde giriş seviyesi beyaz yaka rollerinin yüzde 50’sinin yapay zekâ ile ortadan kalkabileceğini belirtiyor. Bu özellikle hukuk, finans ve teknoloji gibi alanlardaki genç yetenekleri doğrudan etkiliyor” diyen Maro, öte yandan bu dönüşümün birçok yeni alanda fırsat sunduğunu da vurguluyor. McKinsey’e göre pazarlama, ürün geliştirme ve yazılım mühendisliği alanlarında yapay zekâ güçlü bir katma değer yaratıyor.
PwC’nin 2025 verileri ise yapay zekâ yetkinliğine sahip profesyonellerin, benzer pozisyonlardaki diğer çalışanlara kıyasla yüzde 56 daha yüksek maaş aldığını ortaya koyuyor. Bu tablo, yalnızca riski değil aynı zamanda büyük fırsatları da beraberinde getiriyor. Özellikle veri analitiği, yapay zekâ mühendisliği ve kullanıcı deneyimi tasarımı gibi alanlarda yetenekleri cezbedebilen şirketler, sektörde rekabet avantajı elde ediyor.
Finansal teknolojilerde yaşanan büyüme, artık yalnızca teknoloji yatırımı ile ölçülemiyor. Sektör, insana yatırımın belirleyici olduğu bir döneme giriyor. Fintek şirketleri, rekabetçi maaş politikalarının ötesine geçerek, nitelikli yetenekleri kurumlarına entegre edebilmek için kurum kültürü, kariyer gelişimi ve esnek yapı gibi unsurları önceliklendirmek zorunda. Bu yalnızca yetenek çekmek için değil, aynı zamanda geleceğin fintek liderlerini yetiştirebilmek için kritik bir gereklilik haline geliyor. Yetenek savaşının kazananı, teknoloji kadar insana da yatırım yapanlar olacak.

