Mastercard’ın yeni Signals raporu, yapay zeka asistanlarının alışveriş ve ödeme süreçlerindeki rolü büyürken tüketicilerin kontrolü tamamen devretme konusunda temkinli davrandığını ortaya koydu. 16 ülkeden 26 bin tüketiciyi kapsayan araştırmaya göre katılımcıların yüzde 85’i en uygun seçeneği bulmak için bir yapay zeka asistanıyla çalışmaya açık. Satın alma işlemini belirlenen sınırlar içinde tamamen yapay zekaya bırakmaya hazır olanların oranı ise yalnızca yüzde 9.
“Encoding Trust: The Race for Intent, Consent and Control in the Agentic World” başlıklı Mastercard Signals raporu, yapay zeka asistanlarının ürün arayan ve öneri sunan sistemlerden kullanıcı adına karar alabilen ve işlem gerçekleştirebilen yapılara dönüşmesini inceliyor.
Rapora göre bu dönüşümün önündeki en önemli konu teknolojinin neler yapabildiğinden çok, insanların yapay zekaya ne kadar yetki vermeye hazır olduğu. Mastercard’ın araştırması, tüketicilerin yapay zekadan yardım alma konusunda oldukça istekli olduğunu ancak ödeme yetkisinin devredilmesiyle birlikte güven seviyesinin hızla düştüğünü gösteriyor.
Tüketiciler Kontrolü Ellerinde Tutmak İstiyor
Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 85’i yapay zeka asistanıyla birlikte en uygun seçeneği bulmaya sıcak bakıyor. Yapay zekanın ne satın alınacağına karar vermesine ve son ödeme onayının tüketicide kalmasına izin verebileceğini belirtenlerin oranı yüzde 32 seviyesinde.
Tam otonom satın alma noktasında ise tablo önemli ölçüde değişiyor. Kullanıcının önceden harcama sınırları veya kurallar belirlediği bir senaryoda dahi yapay zekanın satın alma işlemini kendi başına tamamlamasına izin verecek tüketicilerin oranı yüzde 9’da kalıyor.
Mastercard bu farkı, yapay zeka asistanlı ticaretin önündeki “güven açığı” olarak değerlendiriyor. Raporda kullanıcıların sınırları görebildiği, verdikleri yetkiyi değiştirebildiği, işlemleri takip edebildiği ve gerektiğinde müdahale edebildiği modellerin önem kazanacağı belirtiliyor.
2030’da 5 Trilyon Dolarlık Pazar
Yapay zeka asistanlı ticaret henüz erken aşamada olmasına karşın ekonomik potansiyeli oldukça büyük.
Mastercard Signals raporunda yer verilen tahminlere göre yapay zeka asistanlarıyla desteklenen tüketici harcamalarının 2030 yılına kadar küresel ölçekte 3 ila 5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İşletmeler arası işlemlerde ise potansiyel büyüklüğün bunun üç katına kadar çıkabileceği öngörülüyor.
Mevcut kullanım seviyesi ise bu potansiyelin oldukça gerisinde. Yapay zeka asistanları aracılığıyla gerçekleştirilen işlemler bugün küresel e-ticaret işlem hacminin yaklaşık yüzde 0,4’ünü, işlem değerinin ise yüzde 0,2’sini oluşturuyor.
Bu fark, önümüzdeki yıllarda ödeme kuruluşları, bankalar, teknoloji platformları ve üye işyerleri arasında yeni bir altyapı yarışının başlayabileceğine işaret ediyor.
Ödeme Öncesine Yeni Güven Katmanı
Yapay zeka asistanlarının kullanıcı adına ödeme yapmaya başlaması, ödeme sistemlerinde yetkilendirme kavramını da değiştiriyor.
Geleneksel ödeme sürecinde kullanıcı belirli bir işlemi kart, şifre veya biyometrik doğrulama aracılığıyla onaylıyor. Yapay zeka asistanlı ticarette ise kullanıcı bir sisteme daha geniş bir görev verebiliyor. Örneğin belirlenen bütçeyle belirli bir tarihe kadar uçak bileti satın alınması veya belirli ürün kategorilerinde alışveriş yapılması gibi talimatlar söz konusu olabiliyor.
Bu modelde yapay zeka asistanının kimliği, kullanıcının verdiği yetkinin kapsamı, harcama limiti, zaman aralığı ve işlem geçmişi önem kazanıyor. Mastercard raporu, insanın verdiği talimat ile gerçekleşen işlem arasında doğrulanabilir bir bağ kurulmasını yeni ticaret modelinin temel unsurlarından biri olarak görüyor.
Mastercard Agent Pay Üzerinde Çalışıyor
Mastercard bu yeni ödeme modeline yönelik olarak Agent Pay altyapısını geliştiriyor. Şirket ayrıca Google ile birlikte geliştirdiği Verifiable Intent, Türkçe karşılığıyla Doğrulanabilir Niyet yaklaşımıyla kullanıcının kimliğini, verdiği talimatı ve sonuçta gerçekleşen işlemi birbirine bağlayan doğrulanabilir bir kayıt oluşturmayı hedefliyor.
Bu yapı sayesinde bir yapay zeka asistanının hangi kullanıcı tarafından yetkilendirildiği, hangi sınırlar içinde hareket edebileceği ve sonuçta hangi işlemi gerçekleştirdiği doğrulanabiliyor. Mastercard ayrıca yalnızca gerekli bilgilerin paylaşılmasını sağlayan gizlilik mekanizmalarının da sisteme dahil edilmesini planlıyor.
Mastercard Yapay Zeka ve Veri Başkanı Greg Ulrich, yapay zeka asistanlı ticaretin ölçeklenebilmesi için ödemeler, güvenlik ve yapay zeka destekli hizmetlerin birlikte gelişmesi gerektiğini vurguluyor. Mastercard’ın yaklaşımı da bu üç alanı aynı altyapı içerisinde buluşturmaya dayanıyor.
Mastercard’ın araştırmasındaki yüzde 85 ile yüzde 9 arasındaki fark, yapay zeka asistanlı ticaretin önümüzdeki birkaç yılındaki rekabetin nerede yaşanacağını oldukça net gösteriyor. İnsanlar yapay zekanın seçenekleri taramasını, fiyatları karşılaştırmasını ve kendileri adına araştırma yapmasını istiyor. Para harcama yetkisinin devri söz konusu olduğunda ise kontrolü bırakmaya henüz hazır görünmüyorlar.
Bu durum ödeme sektörüne yeni bir görev yüklüyor. Yapay zeka asistanının bir kart veya dijital cüzdan kullanabilmesi tek başına yeterli olmayacak. Kullanıcının hangi satın almaya, ne kadar harcamaya, hangi mağazaya ve hangi zaman aralığına izin verdiğinin ödeme sistemi tarafından anlaşılabilir hale gelmesi gerekiyor.
Asıl büyük dönüşüm de burada başlayabilir. Bugüne kadar ödeme sistemleri çoğunlukla “Bu işlemi kim yaptı?” sorusuna yanıt arıyordu. Yapay zeka asistanlı ticarette buna “Bu işlem, kullanıcının verdiği yetkiye gerçekten uyuyor mu?” sorusu ekleniyor.
2030 için konuşulan 3 ila 5 trilyon dolarlık tüketici harcaması gerçekleşirse, yapay zeka asistanları e-ticaretin yeni bir satış kanalından çok daha fazlasına dönüşebilir. Bu pazardan pay almak isteyen ödeme ağları, bankalar ve fintekler açısından en değerli teknoloji ise kullanıcının güvenini kaybetmeden yapay zekaya hareket alanı verebilen altyapılar olacak.


