Visit Sponsor

Yazı: • 12:31• Etkinlik

Türkiye Yaratıcı Ama Kendine Güvenmiyor

Türkiye’nin Yaratıcılık Raporu araştırmasına göre Türkiye’de insanların yüzde 99’u yaratıcı davranış sergiliyor ancak yalnızca yüzde 41’i kendini yaratıcı buluyor.

Türkiye’nin Yaratıcılık Raporu’na göre toplumun yüzde 99’u son bir yılda yaratıcılıkla ilişkilendirilebilecek en az bir davranış sergiledi ancak kendisini yaratıcı bulanların oranı yüzde 41’de kaldı. Katılımcıların yüzde 68’i güvenli seçeneği tercih ederken yüzde 60’ı farklı düşünen insanların bunun bedelini ödediğini düşünüyor.

MediaCat, Veri Enstitüsü ve BAREM iş birliğiyle hazırlanan Türkiye’nin Yaratıcılık Raporu, Türkiye’de yaratıcılığın günlük yaşamda yaygın olmasına rağmen insanların kendilerini yaratıcı olarak tanımlamakta zorlandığını ortaya koydu.

Brand Week Istanbul’da Kapital Media Group Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan tarafından paylaşılan rapor iki ayrı araştırmaya dayanıyor. Türkiye genelinde 1.200 kişinin katıldığı MediaCat Türkiye’nin Yaratıcılıkla İlişkisi araştırması toplumsal algıya odaklanırken, 799 çalışanla gerçekleştirilen Türkiye’nin Kurumlarında Yaratıcı İklim araştırması iş dünyasındaki koşulları inceliyor.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 88’i son bir yılda bozulan bir şeyi onardığını veya bir işi kendisine öğretildiğinden farklı biçimde yaptığını söylüyor. Yüzde 85 eksik bir malzeme yerine başka bir çözüm geliştirdiğini, yüzde 80 ise kendi eliyle bir şey ürettiğini belirtiyor.

Bu davranışlardan en az birini gerçekleştirenlerin oranı yüzde 99’a ulaşmasına rağmen kendisini yaratıcı olarak tanımlayanların oranı yalnızca yüzde 41.

Yaratıcılık Belirli Mesleklerle Özdeşleştiriliyor

Araştırma, bu farkın yaratıcılığın toplumda günlük bir beceriden çok belirli insanlara ait özel bir özellik olarak görülmesiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Katılımcıların yüzde 27’si yaratıcılığı “daha önce kimsenin yapmadığı bir şey” üzerinden tanımlıyor. Sanatı yaratıcılıkla ilişkilendirenlerin oranı yüzde 20, daha önce düşünülmemiş çözüm üretmeyi öne çıkaranların oranı ise yüzde 18.

Yaratıcılığın doğuştan geldiğini düşünenlerin oranı yüzde 50’ye ulaşırken bunun sonradan öğrenilebileceğine inananların oranı yüzde 10 seviyesinde kalıyor.

Meslekler arasında da belirgin bir ayrım var. Sanatçılar yüzde 81, yazılımcılar yüzde 76, reklamcılar yüzde 75 oranında yaratıcı olarak görülürken öğretmenlerde bu oran yüzde 53, tornacılarda yüzde 48, küçük esnafta yüzde 34 ve devlet memurlarında yüzde 18’e geriliyor.

Merak Yüksek Ama Risk İştahı Düşük

Türkiye’nin yaratıcılıkla ilişkisindeki en belirgin çelişkilerden biri merak ile risk alma arasındaki farkta görülüyor.

Katılımcıların yüzde 64’ü alışık olmadığı şeyleri merak ettiğini söylüyor. Buna karşılık yüzde 68 güvenli seçeneği tercih ediyor.

Risk alıp kaybeden birine ailesinde “Ben sana dememiş miydim?” denildiğini belirtenlerin oranı yüzde 60. Güvenli işinden ayrılıp belirsiz bir yola giren birinin desteklendiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 28.

Katılımcıların yüzde 56’sı sonucu belirsiz olsa da yeni şeyler denediğini ifade ediyor. Ancak “risk alan” tanımı başkalarının yaratıcılığı söz konusu olduğunda yüzde 37 oranında kullanılırken, insanların kendilerini bu şekilde tanımlama oranı yüzde 14’e düşüyor.

Kendisini “gerçekçi” olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 43.

Çocuklarda Hayal Gücü Öncelikler Arasında Geride

Araştırma, yaratıcılığa ilişkin temkinli yaklaşımın çocuklara yönelik beklentilerde de sürdüğünü gösteriyor.

Ebeveynlerin çocuklarında en fazla görmek istediği özellik yüzde 82 ile iyi terbiye ve görgü olurken hayal gücü yüzde 25 ile alt sıralarda yer alıyor. Bağımsızlık ise yüzde 11 ile en az tercih edilen özellik oluyor.

Yaratıcı bir mesleği saygın bulanların oranı yüzde 54. Çocuğunun ressam, müzisyen veya yazar olmak istemesi halinde doğrudan vazgeçmesini söyleyeceklerin oranı yüzde 3’te kalıyor.

Buna karşılık yüzde 55’lik kesim, önce düzenli gelir sağlayan bir meslek edinilmesini ve yaratıcılığın bunun yanında sürdürülmesini tercih ediyor.

Girişimcilikte de benzer bir temkin görülüyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı hayatının bir döneminde kendi işini kurmayı düşünmüş ancak harekete geçmemiş. Kendi işini kurup faaliyetini sürdürenlerin oranı yüzde 6.

Ekonomik Kaygı Hem Kaynak Hem Engel

Araştırmaya göre Türkiye’de yaratıcılığın en önemli kaynağı yüzde 43 ile kriz anında çözüm üretme becerisi.

Yaratıcılığın önündeki en büyük engel sorulduğunda ise yine yüzde 43 ile ekonomik kaygılar ilk sıraya yerleşiyor.

Kısıtlı imkanlarla çözüm üretmek ve doğaçlama yapmak toplumun yaratıcılıkla ilişkilendirdiği güçlü beceriler arasında bulunuyor. Buna karşılık zanaat birikimini yaratıcılık kaynağı olarak görenlerin oranı yüzde 20, hikaye anlatma geleneğini işaret edenlerin oranı yüzde 7.

Bu sonuçlar, Türkiye’de yaratıcılığın çoğunlukla zorunluluk anında ortaya çıktığını ancak uzun vadeli fikir geliştirme ve birikim oluşturma tarafında aynı gücün görülmediğini düşündürüyor.

Gençler Daha Fazla Risk Alıyor

Kuşaklar arasındaki fark araştırmanın öne çıkan başlıklarından biri.

18-29 yaş grubunun yüzde 27’si kendisini hayalperest olarak tanımlarken 50 yaş üzerindeki katılımcılarda bu oran yüzde 2’ye düşüyor.

Kendisini risk alan biri olarak görenlerin oranı gençlerde yüzde 25, 50 yaş üzerinde yüzde 6.

Bununla birlikte gençlerin yüzde 61’i Türkiye’de yaratıcılığı en fazla besleyen unsurun kriz anında çözüm üretmek olduğunu düşünüyor. Bu oran 30-49 yaş grubunda yüzde 35.

Son bir yılda işini yürütmek için birkaç kez veya daha fazla kural esnettiğini belirtenlerin oranı da gençlerde yüzde 57’ye ulaşırken 50 yaş üzerinde yüzde 34 seviyesinde kalıyor.

Kadınlardan Yaratıcılık Bekleniyor

Araştırmanın iş dünyasına ilişkin en dikkat çekici sonuçlarından biri kadın çalışanların deneyiminde ortaya çıkıyor.

Evi ve aile bütçesini yöneten bir kadını yaratıcı bulanların oranı yüzde 63 iken aynı rolü üstlenen erkeklerde bu oran yüzde 50.

Çalışan kadınların yarısı işlerinde yaratıcı olmalarının beklendiğini söylerken erkek çalışanlarda bu oran yaklaşık üçte bir seviyesinde.

Ancak yaratıcılığı denemeye imkan veren iş koşullarında tablo tersine dönüyor.

“Daha önce denenmemiş yöntemler burada ciddiye alınır” diyen erkeklerin oranı yüzde 54 iken kadınlarda yüzde 37. Planlanmamış bir fikri denemek için zaman bulabildiğini söyleyen erkeklerin oranı yüzde 71, kadınlarda ise yüzde 57.

Veriler, kadınlardan daha fazla yaratıcılık beklendiğini ancak bu yaratıcılığın ortaya çıkabileceği deney alanının aynı ölçüde sunulmadığını gösteriyor.

Türkiye Kendi Yaratıcılığına Güvenmiyor

Katılımcılardan Türkiye’nin yaratıcılığını tek kelimeyle tanımlamaları istendiğinde en sık verilen yanıt “pratik” oldu. Bu kelimeyi “zeka”, “yok” ve “cesaret” izledi.

Türkiye’yi dünya ortalamasından daha az yaratıcı bulanların oranı yüzde 47. Türkiye’den çıkan bir işin dünyada beğenilmesine şaşıracağını söyleyenlerin oranı yüzde 43.

Türkiye’nin yaratıcılığını dünya ile yaklaşık aynı seviyede görenler ise yüzde 14’te kalıyor.

Katılımcıların yüzde 60’ı farklı düşünen insanların bunun bedelini ödediğine inanırken yüzde 47’si yaratıcılığını tam anlamıyla kullanmak isteyen birinin yurt dışına gitmesi gerektiğini düşünüyor.

Araştırmanın en güçlü verisi bence yüzde 99 ile yüzde 41 arasındaki mesafe.

Türkiye’de insanlar her gün çözüm üretiyor, onarıyor, uyarlıyor ve şartlara göre yeni yöntemler geliştiriyor. Ancak bütün bunları yaratıcılık olarak tanımlamakta zorlanıyorlar. Yaratıcılığı halen sanat, reklam veya teknoloji gibi belirli alanlara ait özel bir yetenek olarak görüyoruz.

İş dünyası açısından daha kritik nokta ise farklı fikir üretmekle o fikri hayata geçirebilmek arasındaki boşluk. Çalışan yeni bir fikir ortaya koysa bile bunu denemek için zaman, güven ve hata yapma alanı bulamıyorsa yaratıcılık kuruma değer üreten bir kapasiteye dönüşemiyor.

Kadın çalışanlara ilişkin veriler de aynı sorunu daha görünür hale getiriyor. Yaratıcı olmaları bekleniyor ancak fikirlerini denemeleri için daha dar bir alan sunuluyor.

Türkiye’nin yaratıcılık sorunu bu nedenle fikir eksikliğinden çok, fikrin denenmesine ve başarısızlık ihtimalinin kabul edilmesine ne kadar alan açıldığıyla ilgili görünüyor. Araştırmanın sonunda sorulan “güvenli pist” sorusu da tam olarak bu noktaya dokunuyor.

↑
Kapat