TSKB Ekonomik Araştırmalar, küresel ekonomideki büyüme yavaşlaması ve Türkiye’nin teknoloji alanındaki gelişim ihtiyacını ele alan “Teknolojik Dönüşümü Anlamak” başlıklı raporunu yayımladı. Çalışmada teknoloji ve sanayi politikalarının yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çekilirken, yapay zekanın verimlilik ve istihdam üzerindeki etkileri de değerlendiriliyor.
Raporda, Türkiye imalat sanayisinde yüksek teknoloji üretiminin son yıllarda hızlı artış göstermesine rağmen toplam üretim içindeki payının sınırlı kaldığına işaret ediliyor. TSKB Ekonomik Araştırmalar, yüksek teknoloji üretiminin yaygınlaştırılmasının yanı sıra radikal teknolojilerin geliştirilmesi ve yeni teknolojilerin ekonominin geneline yayılmasını sağlayacak politikaların da önem taşıdığını belirtiyor.
Yüksek Teknolojinin Payı Yüzde 3,6’da Kaldı
Rapora göre 2010-2025 döneminde imalat sanayinde reel üretim yıllık ortalama yüzde 5,5 büyürken, yüksek teknoloji üretimindeki yıllık ortalama artış yüzde 11,5’e ulaştı.
Ancak yüksek büyüme hızına rağmen, başlangıç seviyesinin düşük olması nedeniyle yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretimden satışlar içindeki payı 2025 yılında yüzde 3,6 seviyesinde kaldı.
Çalışmada, yüksek teknoloji ürün grubundaki dış ticaret açığının da sürekliliğini koruduğuna dikkat çekiliyor. Bu tablo doğrultusunda Türkiye’nin teknoloji açığının devam ettiği belirtiliyor.
Yapay Zeka Küresel İstihdamı Etkiliyor
TSKB’nin raporunda yapay zeka ve dijital teknolojilerin hızlı yayılımı da teknolojik dönüşümün önemli başlıklarından biri olarak ele alınıyor.
Çalışmaya göre yapay zeka, bilgisayar ve internete kıyasla çok daha hızlı yayılırken model geliştirme, çip üretimi ve veri merkezi altyapılarında küresel ölçekte önemli bir yoğunlaşma yaşanıyor.
Raporda küresel istihdamın yaklaşık beşte birinin üretken yapay zekadan etkileneceğinin tahmin edildiği belirtiliyor.
Üretken yapay zekayla doğrudan örtüşen iş alanlarında kadın çalışanların oranının yüksek olduğuna dikkat çekilirken, 22-25 yaş grubundaki genç istihdamında düşüş gözlendiği ifade ediliyor. Bu nedenle kadınlar ve gençlere yönelik özel destekleyici politikaların önem kazandığı vurgulanıyor.
Stratejik Teknolojiler Yatırımları Yönlendiriyor
Raporda yapay zeka, yarı iletkenler, kritik mineraller ve temiz teknolojiler gibi stratejik alanların doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkisinin de arttığı belirtiliyor.
Bu alanların toplam sıfırdan yatırımlar içindeki payı 2020 yılında yüzde 16 seviyesindeyken 2025’te yüzde 44’e yükseldi.
TSKB Ekonomik Araştırmalar, bu değişimin teknoloji politikalarının yalnız üretim kapasitesi açısından değil, uluslararası yatırım hareketleri açısından da daha fazla önem kazandığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
Teknoloji Difüzyonuna Dikkat Çekiliyor
Çalışmanın öne çıkan başlıklarından biri de yeni teknolojilerin ekonominin geneline yayılması.
Raporda teknolojik dönüşümün verimlilik artışına katkı sağlayabilmesi için yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesine odaklanmanın yeterli olmadığı, teknoloji difüzyonunu destekleyen politikaların da birlikte ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Bu çerçevede yüksek teknoloji üretiminin artırılması, radikal teknolojilerin geliştirilmesi ve mevcut teknolojilerin farklı sektörlere yayılmasının birbirini tamamlayan politika alanları olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
TSKB’nin raporunda öne çıkan tablo, yüksek teknoloji üretimindeki güçlü artışa rağmen Türkiye’nin toplam üretim yapısında yüksek teknolojinin payının hâlâ sınırlı kalması. 2010-2025 döneminde yüksek teknoloji üretiminin yıllık ortalama yüzde 11,5 büyümesi olumlu bir hareket alanına işaret ederken, 2025 itibarıyla toplam üretimden satışlardaki payın yüzde 3,6 seviyesinde bulunması teknoloji açığının sürdüğünü gösteriyor. Raporda yapay zekanın istihdam üzerindeki etkilerinin kadınlar ve gençler açısından ayrıca ele alınması da dikkat çekiyor. Teknolojik dönüşüm yalnız üretim ve verimlilik ekseninde ilerlemiyor; iş gücü politikalarının da bu dönüşüme eşlik etmesi gerekiyor. Stratejik teknolojilerin sıfırdan yatırımlardaki payının beş yılda yüzde 16’dan yüzde 44’e yükselmesi ise teknoloji politikalarının artık sanayi, yatırım ve istihdam başlıklarını aynı anda etkileyen daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.


