Yazı: 11:45 Editörden

Trump’ın Yeni Tarifeleri Şirketleri Sarsıyor 

Trump, uluslararası ticaret dengelerini derinden etkileyecek yeni tarifeleri kamuoyuna duyurdu.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, “Make America Wealthy Again Event” başlıklı etkinlikte, uluslararası ticaret dengelerini derinden etkileyecek yeni tarifeleri kamuoyuna duyurdu. “Liberation Day” olarak tanımlanan 2 Nisan tarihli etkinlikte açıklanan “karşılıklı ülke bazlı tarifeler,” tedarik zincirlerinde zaten var olan belirsizliği daha da artırdı.

“Onlar bize yapıyorsa, biz de onlara yaparız.”
Trump’ın Beyaz Saray’daki duyurusunda kullandığı bu ifade, yeni tarifelerin temel mantığını özetliyor. Ancak bu “karşılıklılık” kavramı bire bir oran anlamına gelmiyor. Çin’e yüzde 34, Avrupa Birliği’ne yüzde 20, Hindistan’a yüzde 26, İsviçre’ye yüzde 31 ve Japonya’ya yüzde 24 oranında gümrük vergileri uygulanacağı duyuruldu. Tüm ithalat ürünleri için ise ek olarak yüzde 10’luk genel bir tarife yürürlüğe girdi.

Ayrıca, 3 Nisan gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere otomobil ithalatına yüzde 25 oranında ek vergi uygulanacak. Otomobil parçaları için benzer bir düzenleme bir ay içinde yürürlüğe girecek. Bu gelişmeler, Trump yönetiminin Kanada, Meksika, Çin ve çeşitli ürün gruplarına yönelik daha önce getirdiği tarifelerin devamı niteliğinde.

Şirketler İçin Yeni Dönem: Tarife Yönetiminde KYB Zorunluluğu

Bu değişiklikler yalnızca dış ticareti değil, kurumsal risk yönetimini de doğrudan etkiliyor. Tarifeler, şirketleri daha düşük maliyetle tedarik için yeni iş ortakları bulmaya teşvik edebiliyor. Ancak bu geçişler yapılırken, “Know Your Business” yani KYB protokolleri devreye giriyor. KYB, işletmelerin tedarikçi ve iş ortaklarını hukuki ve operasyonel açıdan tanıma yükümlülüğü anlamına geliyor.

Yeni bir iş ortağı ile çalışmaya başlamak, eğer sağlam KYB kontrolleri yapılmamışsa, şirketi dolandırıcılık, ambargolar veya yaptırım riskleri ile karşı karşıya bırakabiliyor. Özellikle ticari yaptırımların arttığı, siyasi gerilimlerin yükseldiği bu dönemde, KYB kontrolleri yalnızca finansal değil, itibari sorumluluk açısından da hayati önem taşıyor.

“KYB, yalnızca uyum değil, rekabet avantajı sağlamak için de kritik bir pusuladır.”

FIS Mali İşler Başkanlığı Kıdemli Başkan Yardımcısı Matt Carey, şu ifadeleri kullandı: “Teknoloji burada yardımcı olabilir ama bu sektör bazında değişir. Eğer ben bir bilgisayar üreticisiysem ve sipariş verdiğim çipler varsa, tedarikçimi bir gecede değiştiremem. Çalışma sermayeme dair görünürlüğüm varsa, daha avantajlı anlaşmalar yapabilir, çelik ya da alüminyum gibi malzemeleri önceden satın alabilirim. Ancak merkezi bir finansal görünürlüğünüz yoksa pazarlık gücünüz de zayıf olur.”

Bu bağlamda Walmart, Çin’deki tedarikçilerine yeni tarifelere karşı fiyat indirimi baskısı yaparken, Clearco ve Cavela gibi finansal teknoloji şirketleri de tedarikçi ödemelerini hızlandırmak için yeni çözümler geliştiriyor. Zip’in tedarikçi riski yönetimi çözümünü satın alma platformuna entegre etmesi, bu yönde atılan bir diğer adım oldu.

Yeni tarife rejimi, yalnızca ekonomik bir araç değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin de yeniden şekillendiği bir dönemin sinyalidir. Bu değişim, şirketlerin dış ticaret operasyonlarını yalnızca fiyat ve lojistik değil, aynı zamanda güvenlik, itibar ve uyum kriterlerine göre yeniden yapılandırmasını zorunlu kılıyor. KYB uygulamaları ise bu yeni düzende bir denetim aracı olmaktan çıkıp, iş stratejisinin temel taşı haline geliyor. Kurumsal sürdürülebilirlik ve rekabet gücü, artık “kimi tanıdığınızla” doğrudan bağlantılı.

Kapat