Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özetini kamuoyuyla paylaştı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verirken, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te değiştirmeden korudu. Fiyat istikrarı kalıcı olarak tesis edilene kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun, talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini daha da güçlendireceği vurgulandı.
Küresel Ekonomi Büyüme ve İstihdam Beklentileri
Yayımlanan toplantı özetinde küresel ekonomiye ilişkin çok boyutlu risklere dikkat çekiliyor.
- Jeopolitik gelişmelerin eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek bir seyir ve belirgin bir oynaklık gözlendiği ifade ediliyor.
- Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresinin enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edeceği aktarılıyor.
- Jeopolitik gelişmelerin doğrudan etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörülerinin aşağı yönlü güncellendiği belirtiliyor.
- Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,9, 2027 yılı için ise yüzde 2,4 oranında artacağının tahmin edildiği paylaşılıyor.
Parasal Sıkılaştırma Etkileri ve Kredi Piyasalarındaki Görünüm
Toplantı metninde kredi piyasalarındaki güncel durum ve alınan makroihtiyati önlemler de detaylı bir biçimde ele alınıyor.
- Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının 13 Mart-17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaştığı açıklanıyor.
- Türk lirası mevduat faiz oranlarının 17 Nisan ile biten haftada 260 baz puan artarak yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleştiği bildiriliyor.
- İhtiyaç kredisi faizlerinin 441 baz puan artarak yüzde 63,1; konut kredisi faizlerinin 267 baz puan artarak yüzde 36,8 oranında gerçekleştiği ifade ediliyor.
- TCMB’nin 27 Mart tarihinde makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yaptığı vurgulanıyor.
- Yapılan düzenlemeyle deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnaların bütünüyle kaldırıldığı ve esnaf kredilerinin kapsamının daraltıldığı hatırlatılıyor.
Enflasyon Beklentileri Dezenflasyon Süreci Açısından Risk Olmaya Devam Ediyor
Özet raporda enflasyonist baskıların seyri ve beklentiler üzerindeki etkileri ayrıntılı olarak analiz ediliyor. Tüketici fiyatlarının mart ayında yüzde 1,94 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 30,87’ye gerilediği belirtiliyor. Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlendiği ve Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesine ulaştığı vurgulanıyor. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin ise yüzde 11,9 düzeyine çıktığı kaydediliyor. Hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin yüzde 49,9 olması, beklentiler ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından hala önemli bir risk unsuru oluşturduğunu gösteriyor.
TCMB’nin Nisan ayı PPK tutanaklarını para politikası mimarisi üzerinden okuduğumuzda, gecelik borç verme tavanının yüzde 40 gibi oldukça koruyucu bir seviyede tutulmasının enflasyon hedeflerinden geri adım atılmayacağının en somut sinyali olduğunu değerlendirebiliriz. Özellikle mevduat faizlerinde yüzde 47 bantlarına ulaşan oranlar, TL varlıkların getiri cazibesini korumaya yönelik proaktif likidite yönetimi hamlesidir. Jeopolitik gerilimler kaynaklı enerji fiyat şoklarına (Brent petrol ve TTF doğalgaz) rağmen kredi kanallarındaki makroihtiyati sınırlandırmaların tavizsiz biçimde sürdürülmesi (zorunlu karşılık istisnalarının kaldırılması vb.), merkez bankasının iç talebi bütünüyle soğutma ve fiyatlama davranışlarındaki ataleti kırma vizyonunu açıkça yansıtıyor.

