Visit Sponsor

Yazı: 11:30 Yatırım

SPK Fon Yönetiminde Sorumluluğu ve Risk Kontrolünü Artırıyor

SPK’nın yatırım fonları rehberi değişikliğiyle portföy yöneticilerinin fon sayısı sınırlandırılıyor, risk yönetimi ve yatırımcı bilgilendirmesi güçleniyor.

Sermaye Piyasası Kurulunun Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de 28 Ağustos 2026’da yaptığı değişiklikler, portföy yöneticilerinin sorumluluk alanından risk yönetimine, serbest fonların yatırımcı tabanından yatırımcı bilgilendirmesine kadar fon sektöründe yeni bir çerçeve oluşturuyor. SPK, söz konusu tarihte rehberin güncellendiğini resmi olarak duyurdu.

Yeni düzenlemeler kapsamında her fon için biri sorumlu olmak üzere en az iki portföy yöneticisinin görevlendirilmesi öngörülüyor. Bir portföy yöneticisinin görev alabileceği fon sayısı da kademeli olarak sınırlandırılacak. Buna göre 1 Ocak 2029’dan itibaren bir yönetici en fazla 10 fonda, 1 Ocak 2031’den itibaren ise en fazla 7 fonda görev alabilecek.

Özel fonlar dahil serbest fonlarda şirket bünyesindeki portföy yöneticisi sayısının, şirketin kurucusu olduğu serbest fon sayısının altında kalmaması gerekiyor. Mevcut fonların bu kurala uyumu için 30 Haziran 2029’a kadar süre tanınıyor.

Risk Yönetimi Yatırım Kararının İçine Giriyor

Yeni dönemin dikkat çeken başlıklarından biri de risk yönetiminin yatırım kararlarıyla daha doğrudan ilişkilendirilmesi. Stres testleri, riske maruz değer hesaplamaları ve diğer risk ölçüm sonuçlarının yatırım kararlarında dikkate alınması gerekecek.

Bir sermaye piyasası aracının geçmiş 30 günlük ortalama değerinin aynı dönemdeki ortalama fon portföy değerinin yüzde 5’ine ulaşması veya bu oranı aşması halinde, yatırım kararının dayandığı araştırma ve analizler genel müdür onayına sunulacak. Onayın ardından yatırımın değeri, karşı taraf riski ve portföy yoğunlaşmasına ilişkin raporlamanın en fazla 15 günlük aralıklarla yapılması ve kayıtların en az beş yıl saklanması öngörülüyor.

Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, değişikliklerin fon sektöründe yönetim kapasitesini daha görünür hale getireceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Fon sektöründe artık yalnızca kaç fon bulunduğu ya da ne kadar büyüklüğe ulaşıldığı değil, her bir fonun arkasındaki uzmanlık ve yönetim kapasitesi daha fazla önem taşıyacak. Yatırımcı açısından fonun geçmiş performansı kadar, bu performansın hangi strateji ve risk yaklaşımıyla ortaya çıktığını bilmek de kritik.”

Nalbantoğlu, risk yönetiminin yatırım kararının ardından devreye giren bir kontrol mekanizmasından karar sürecinin parçasına dönüşmesinin fon yönetiminde yeni bir kalite standardı yaratabileceğini ifade etti.

Serbest Fonlarda Yatırımcı Sayısı Yakından İzlenecek

Rehber değişiklikleri serbest fonların ölçek ve yatırımcı tabanına ilişkin kriterleri de güçlendiriyor. Unvanında “özel” ibaresi bulunmayan ve TEFAS’ta işlem görmeyen serbest fonlarda yatırımcı sayısı aylık olarak takip edilecek.

Yatırımcı sayısının bir aylık dönem içinde 15 gün veya daha uzun süreyle 50 veya altında kalması halinde Kurula bildirim yapılması gerekecek. Ardından fonun özel fona dönüştürülmesi, başka bir fonla birleştirilmesi, TEFAS’ta işlem görmeye başlaması veya tasfiye edilmesi seçeneklerinden biri için başvuru yapılacak.

Bu değişiklik satış ve pazarlama tarafında da farklı bir yaklaşımı beraberinde getirebilir. Nalbantoğlu, yeni dönemde temel hedefin yalnız fon büyüklüğünü artırmak olmayacağını, doğru ürünün doğru yatırımcı profiliyle buluşturulması ve risklerin açık biçimde anlatılmasının daha fazla önem kazanacağını belirtti.

Fon Sektöründe Rekabet İnsan Kaynağına Kayabilir

Yeni kurallar, portföy yönetim şirketleri açısından insan kaynağı ihtiyacını da artırabilir. Bir yöneticinin görev alabileceği fon sayısının kademeli olarak azaltılması, fon sayısı yüksek şirketlerde daha geniş portföy yönetim ekiplerinin kurulmasını ve yeni yöneticilerin yetiştirilmesini gerektirebilir.

Nalbantoğlu bu konuda, Türkiye’de fon sektöründeki büyümenin kalıcı hale gelmesinde güçlü insan kaynağı ve kurumsal yapının belirleyici olacağını vurguladı. Yatırımcı açısından performansın yanında hangi risklerle üretildiğinin ve yatırım stratejisinin ne kadar anlaşılır biçimde aktarıldığının da önem kazanacağını söyledi.

Fon Sektöründe Yeni Rekabet Büyüklükten Yönetim Kalitesine Kayabilir

SPK’nın yeni yaklaşımının sektör açısından en güçlü tarafı, fon sayısındaki ve yönetilen varlıklardaki hızlı büyümenin arkasındaki yönetim kapasitesini ölçülebilir hale getirmesi. Bir yöneticinin çok sayıda fonu aynı anda yönetebilmesi, büyüyen sektörde operasyonel ölçek sağlarken yatırım kararlarının derinliği ve risk takibi açısından yeni sorular da yaratıyordu.

Yönetici başına fon sayısının sınırlandırılması, yatırım kararlarının analizlerle belgelenmesi ve belirli yoğunlaşmalarda üst yönetim onayının aranması; portföy yönetim şirketlerinde organizasyon yapısını doğrudan etkileyebilir. Önümüzdeki yıllarda güçlü araştırma ekipleri, risk yönetimi altyapısı ve yetişmiş portföy yöneticisi havuzu şirketler arasında daha belirgin bir rekabet unsuru haline gelebilir.

Yatırımcı tarafındaki değişim de en az operasyon tarafı kadar önemli. Fon sayısının hızla arttığı bir piyasada performans tabloları tek başına seçim yapmak için yeterli olmayabiliyor. Stratejinin anlaşılabilirliği, riskin nasıl yönetildiği, fonun kim tarafından yönetildiği ve yatırımcıya sunulan bilginin kalitesi, güvenin sürdürülebilirliği açısından daha fazla ağırlık kazanacak.

Kapat