Aon’un 2025 Küresel Ücret Şeffaflığı Raporu yayımlandı. Araştırmaya göre, Avrupa Birliği’nin 2026’da yürürlüğe girecek olan Ücret Şeffaflığı Direktifi öncesinde şirketlerin yalnızca %19’u bu alanda tam anlamıyla hazır olduğunu belirtiyor. Kurumların %29’u ise geçtiğimiz yıl boyunca hiçbir ilerleme kaydedemediklerini itiraf ediyor.
Ücret şeffaflığına yönelik adımlar atılsa da uygulamalardaki dengesizlik dikkat çekiyor. Örneğin, şirketlerin %61’i kurum içi maaş aralıkları belirliyor ancak çalışanlarla paylaşmıyor. Sadece %8’i tüm pozisyonların maaş aralıklarını şeffaf biçimde çalışanlarına sunuyor.
Küresel Ölçekte Farklılıklar ve Zayıf Hazırlık
120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 1.400’den fazla İK uzmanıyla gerçekleştirdiği araştırma, kurumların ücret şeffaflığı ve ücret eşitliği konusundaki yaklaşımlarını mercek altına alıyor. Bulgular, ücret şeffaflığı konusunun giderek gündemde yer bulmasına rağmen şirketlerin önemli bir bölümünün sürece stratejik hazırlık göstermediğini ortaya koyuyor.
-
%19 şirket tam hazır
-
%29 son bir yılda ilerleme kaydetmedi
-
%61 maaş aralıklarını belirliyor ancak paylaşmıyor
-
%8 maaş aralıklarını hiç kullanmıyor
Bu tablo, yapılandırılmış bir ücretlendirme sisteminin bile birçok şirkette eksik olduğunu gözler önüne seriyor.
Şeffaflığa Proaktif Yaklaşanlar da Var
Her ne kadar çoğu kurum düzenlemelerle uyum odaklı hareket etse de, bazı şirketler gönüllü şeffaflık adımları atıyor.
-
%69 işe alım ilanlarında maaş aralıklarını paylaşıyor.
-
%21 yasal zorunluluk olmamasına rağmen tüm pozisyonlar için maaş aralıklarını açıklıyor.
Buna karşın, şirketlerin %48’i sadece yasal zorunluluk olduğunda maaş aralıklarını duyuruyor, %31’i ise işe alım sürecinde bu bilgileri hiç paylaşmıyor.
Bu durum, ücret şeffaflığına yönelik kurumsal farkındalığın ve uygulama düzeyinin halen oldukça değişken olduğunu gösteriyor.
Ücret Şeffaflığında İtici Güç: Yasal Düzenlemeler
Araştırmaya göre şirketlerin %60’ı, yalnızca yasal zorunluluk olan bölgelerde adım atıyor ve bölgesel odaklı strateji izliyor. Bu da şeffaflığın birçok kurum için hâlâ uyum zorunluluğu çerçevesinde ele alındığını ortaya koyuyor.
En güçlü itici güç yasal düzenlemeler olurken, çalışan deneyimini geliştirme ve yetenek çekiciliğini artırma gibi faktörler ikinci planda kalıyor.
AB Ücret Şeffaflığı Direktifi Yaklaşıyor
Aon Türkiye Eş-CEO’su Selda Oknas Tanbay, sürece dair şu değerlendirmeyi yaptı: “2026 yılının Haziran ayında yürürlüğe girecek olan Avrupa Birliği Ücret Şeffaflığı Direktifi, işverenlere maaş politikalarını cinsiyet ayrımı olmaksızın açık ve objektif olarak sunma zorunluluğu getiriyor. 250’den fazla çalışanı olan şirketlerin her yıl raporlama yapması gerekecek ve ilk raporlar 2027’nin ilk yarısında yayımlanacak. Türk şirketlerinin bu düzenlemelere erkenden uyum sağlaması, hem regülasyonlara hazırlık hem de yetenekleri elde tutma ve marka imajını güçlendirme açısından kritik önem taşıyor.”
Tanbay ayrıca, analitik temelli ve kapsayıcı ücretlendirme politikalarının, şeffaf bir iş kültürü ve güven ortamı inşa etmenin anahtarı olduğunu vurguladı.
Bu rapor, ücret şeffaflığının artık yalnızca bir “İK trendi” değil, doğrudan kurumsal itibar ve çalışan bağlılığı ile bağlantılı stratejik bir konu haline geldiğini gösteriyor. Avrupa Birliği düzenlemeleri yalnızca AB ülkeleri için değil, küresel ticaret yapan ve AB ile iş ilişkisi bulunan Türk şirketleri için de zorunlu bir dönüşüm anlamına geliyor. Türkiye’de faaliyet gösteren kurumların, şimdiden maaş politikalarını şeffaflaştırma yönünde adım atmaları; yalnızca uyum sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda yetenek savaşında öne çıkmalarını sağlayacak.

