Şekerbank, Karbon Saydamlık Projesi (CDP) değerlendirmesinde İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Ormansızlaşma kategorilerinin tamamında en yüksek seviye olan “A” skoruna ulaşarak küresel ölçekte sürdürülebilirlik alanında öne çıkan kurumlar arasına girdi. Banka, 23 bin şirket arasında üç kategorinin tamamında üst seviyeye çıkan sayılı kuruluşlardan biri olarak konumlandı.
Banka, önceki yıllarda “İklim Değişikliği” ve “Su Güvenliği” başlıklarında elde ettiği “A” skorlarını korurken, bu yıl ilk kez raporlanan “Ormansızlaşma” kategorisinde de en üst notu aldı. Söz konusu sonuç, Şekerbank’ın çevresel riskleri kredi politikalarına entegre eden ve doğa temelli finansman yaklaşımını operasyonel süreçlere yayan bir yapı kurduğunu ortaya koyuyor.
İklim, su ve doğa ekseninde entegre yaklaşım
Şekerbank’ın CDP performansında, kredi portföyünü kapsayan iklim risk ve fırsat analizleri belirleyici rol oynadı. Düşük karbonlu dönüşümü destekleyen finansman modelleri, su verimliliği yatırımlarına yönelik kredi ürünleri ve doğa temelli risk yönetimi uygulamaları, bankanın sürdürülebilirlik mimarisinin ana sütunları arasında yer aldı.
Özellikle tarım sektörüne yönelik kuraklık riskleri, su stresine karşı geliştirilen finansman çözümleri ve ormansızlaşma risklerini izleyen Çevresel ve Sosyal Yönetim Sistemi uygulamaları, bankanın çevresel etkiyi ölçen ve yöneten bir finansman yaklaşımını benimsediğini gösteriyor.
Şekerbank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Fatma Nur Çetinel, CDP sonuçlarını değerlendirirken söz konusu başarının doğa ve iklim odaklı stratejik yaklaşımın uluslararası ölçekte teyidi anlamına geldiğini vurguladı. Çetinel ayrıca tarım ve KOBİ odaklı finansman çözümleri aracılığıyla çevresel etkilerin azaltılmasına ve yeşil dönüşüme katkı sunma hedefinin sürdüğünü ifade etti.
Sürdürülebilirlik performansının ölçülmesi, finans sektörü açısından artık bir itibar göstergesi olmanın ötesine geçiyor; kredi risk yönetimi, sermaye maliyeti ve yatırımcı ilgisiyle doğrudan ilişkilenen bir gösterge haline geliyor. CDP gibi platformlarda elde edilen yüksek skorlar, bankaların yalnızca raporlama kalitesini yansıtmıyor; aynı zamanda çevresel riskleri fiyatlama ve yönetme kabiliyetini de ortaya koyuyor. Orta vadede bu yaklaşım, yeşil finansman ürünlerinin derinleşmesini ve çevresel verinin kredi süreçlerine daha sistematik biçimde entegre edilmesini hızlandırabilir.

