Santander, kendisine karşı açılan yetkili ödeme dolandırıcılığı ile ilgili davayı kazandı.
Birleşik Krallık’ta Santander, yetkili ödeme dolandırıcılığı (Authorised Push Payment Fraud) ile ilgili açılan 415 bin İngiliz sterlini değerindeki bir davada önemli bir Yüksek Mahkeme zaferi elde etti. Mahkeme, bankanın dolandırıcılıkla bağlantılı hesaba gelen paranın geri iadesinden sorumlu tutulamayacağına hükmetti.
Davaya konu olan olay, 13 Eylül ile 12 Ekim 2016 tarihleri arasında CCP Graduate School’un dolandırıcıların yönlendirmesiyle National Westminster Bank’taki hesabından Santander’deki “PGW Consultants Limited” adlı bir hesaba toplamda 415.909,67 İngiliz sterlini göndermesiyle başladı. Gönderim talimatlarında alıcı olarak “PGW Limited” ismi yer alıyordu ve bu talimatlar dönemin sektörel uygulamaları doğrultusunda, hesap ismine bakılmaksızın işleme alındı.
18 Ekim 2022’de CCP, hem NatWest hem de Santander’a karşı dava açtı. CCP, Santander’in kendi müşterilerinin dolandırıcılık amacıyla hesaplarını kullanmalarını önlemek adına makul önlemleri alma yükümlülüğü olduğunu iddia etti. Bankanın, NatWest hesabından gelen paranın başka hesaplara transfer edilmesine izin vererek bu yükümlülüğü ihlal ettiğini savundu.
Her iki banka da iddiaların reddedilmesi ve özet hüküm verilmesi talebinde bulundu. NatWest hakkındaki iddialar düşerken, CCP, Santander’e karşı olan iddialarını “geri alma yükümlülüğü” temelinde yeniden düzenlemek için karşı başvuru yaptı. Ancak, mahkeme davayı Santander lehine sonuçlandırdı.
Mahkeme yargıcı Jennifer Eady, kararında şu ifadelere yer verdi:
“Bu tür durumlarda, alıcı bankanın dolandırıcılığın üçüncü taraf mağduruna karşı herhangi bir sorumluluk üstlendiği varsayılamaz.” ve devamında “Santander’in dolandırıcının bankası olması, herhangi bir şekilde müşterisinin eylemleriyle zarar görebilecek kişileri koruma yükümlülüğü doğurmaz” diyerek bankanın sorumluluğunun olmadığını belirtti.
Kararda ayrıca dolandırıcılık mağdurlarına destek sunan bankaların bu desteklerinin yasal bir yükümlülük teşkil etmediği vurgulandı:
“Bankaların dolandırıcılık mağdurlarına yardımcı olmak için adım atmaya istekli olmaları, mahkemelerin bu konuda yasal bir yükümlülükleri olduğu sonucuna varması gerektiği anlamına gelmez.”
Eady, bankaların her potansiyel dolandırıcılık vakasını inceleyip durdurmakla yükümlü tutulmasının “kabul edilemez bir yük” oluşturacağına da dikkat çekti.
Bu karar, 2023 yılında Barclays aleyhine açılan ve büyük oranda bankaların APP dolandırıcılıklarındaki sorumluluğunu reddeden benzer bir Yüksek Mahkeme kararının ardından geldi.
Santander davası, finans sektöründe “alıcı bankaların üçüncü şahıs dolandırıcılık mağdurlarına karşı sorumluluğu var mı?” sorusuna net bir yanıt niteliğinde. Karar, bankaların dolandırıcılık olaylarında destekleyici rol üstlenmelerinin takdir edilse de yasal bir zorunluluk anlamına gelmediğini gösteriyor. APP dolandırıcılığına karşı korunma, yalnızca bankaların değil, kullanıcıların ve regülasyonların ortak sorumluluğuna dönüşüyor. Bu durum, fintek dünyasında güvenlikten ziyade sorumluluğun sınırları tartışmasını daha da derinleştirebilir.


