Yazı: 12:14 Yatırım

Sabancı’nın Türkiye’ye yaptığı yatırım 2021’den bu yana 7 milyar dolar oldu

Sabancı Holding, 2026 yılının ilk çeyreğinde 403 milyar TL kombine gelire ulaşırken, portföy dönüşümü stratejisiyle son beş yılda Türkiye’ye 6,2 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi.

Sabancı Holding, zorlu makroekonomik koşulların hâkim olduğu 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Stratejik öncelikleri doğrultusunda bilanço yapısını yeniden şekillendiren holdingin, ilk üç aylık dönemde kombine gelirleri (temettü geliri hariç) 403 milyar TL seviyesine ulaşırken, konsolide net kârı 318 milyon TL olarak gerçekleşti. Sadece yılın ilk çeyreğinde 565 milyon dolarlık sermaye harcamasına imza atan grup, böylece 2021 yılından bu yana hayata geçirdiği toplam yatırım büyüklüğünü 7 milyar dolar eşiğine taşıdı. Kurumun stratejik vizyonunun en net göstergesi ise, devasa yatırım paketinin yüzde 87’sine tekabül eden 6,2 milyar dolarlık kısmının doğrudan Türkiye ekosistemine kanalize edilmesi oldu.

Sermaye Tahsisinde Rota Değişiyor: “Geleceğe Daha Hazır Bir Sabancı İnşa Ediyoruz”

Holdingin geçirdiği yapısal dönüşümün mimarlarından Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, bugünün dalgalı piyasa koşullarını yönetirken aynı zamanda portföy mimarisini bütünüyle geleceğe hazırladıklarının altını çiziyor. Dinamik portföy yaklaşımının bir gereği olarak, sermaye tahsisini çok daha yüksek büyüme ve güçlü getiri potansiyeli barındıran alanlara kaydırdıklarını belirten Zaimler, daha odaklı ve dirençli bir yapı inşa ettiklerini aktarıyor. Topluluk şirketlerinin operasyonel mükemmeliyet ve kârlı büyüme prensiplerini iş kültürlerine entegre ettiğini ifade eden deneyimli yönetici, küresel ayak izlerini genişletirken yatırımlarda mutlak önceliği Türkiye’ye vermeye devam edeceklerini vurguluyor.

Sabancı Topluluğu’nun Enerjiden Mobiliteye Sınır Aşan İhracat ve Kapasite Hamleleri

Sabancı Topluluğu şirketlerinin ilk çeyrek performansları, holdingin endüstriyel üretimden teknoloji odaklı ihracata geçiş stratejisinin meyvelerini topladığını kanıtlıyor:

  • Enerjisa Üretim: 30. yaşını kutlayan kurum, kademeli olarak devreye aldığı YEKA-2 santralleriyle Türkiye’de rüzgâr enerjisinde 1.000 megavat kurulu güç kapasitesini aşan ilk şirket unvanını kazandı. 2028 sonu itibarıyla 6.250 megavat kurulu güce ulaşılması hedefleniyor.

  • Çimsa: Beyaz çimentoda dünyanın ikinci, kalsiyum alüminat çimentoda (CAC) ise üçüncü en büyük oyuncusu konumundaki şirket, ABD gri çimento yatırımını devreye alarak ilk çeyrekte satış hacmini, FAVÖK’ünü ve net kârını ciddi oranda sıçrattı.

  • Temsa: Mobilite vizyonunu elektrifikasyonla birleştiren üretici, 70 ülkeye yayılan 18 bini aşkın ihracat ağına Litvanya’ya gerçekleştirdiği 15 adetlik yeni elektrikli araç teslimatını ekledi.

  • Brisa: Lastik sektörünün mobilite lideri konumundaki Lassa markasıyla uluslararası büyümesini hızlandırarak Kazakistan ve Moldova’da ilk tabelalı mağazalarının açılışını gerçekleştirdi.

  • Akbank: Makroekonomik sıkılaşmaya rağmen reel sektöre nefes aldıran banka, yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine sağladığı kredi desteğini 2 trilyon 24 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 2 trilyon 601 milyar TL seviyesine taşıdı.

Makro Sıkılaşma Kıskacında Konglomera Bilançoları: Çimentodan ‘Yeşil Likiditeye’ Geçiş

Kurumsal finansman ve portföy yönetimi perspektifinden Sabancı Holding’in 2026 ilk çeyrek verilerini okuduğumuzda, geleneksel bir konglomera yapısından çevik bir “global varlık yönetim şirketine” geçişin (asset reallocation) izlerini net bir biçimde görüyoruz. Faiz hadlerinin yüksek seyrettiği ve likiditeye erişimin daraldığı mevcut konjonktürde, holdinglerin elindeki en kritik silah ‘doğru sermaye tahsisi’ (capital allocation) yeteneğidir. Sabancı’nın Çimsa üzerinden ABD pazarına, Temsa üzerinden Avrupa’nın elektrifikasyon altyapısına doğrudan yabancı para (hard currency) üreten varlıklarla konumlanması, bilançoyu yerel makro şoklara karşı bir zırh gibi koruyor. Öte yandan, Akbank’ın 2,6 trilyon TL’lik devasa kredi motoru reel sektörü fonlamaya devam ederken, holding asıl sermaye harcamasını (CapEx) Enerjisa’nın rüzgar santralleri gibi tamamen sürdürülebilir ve çevresel, sosyal, yönetişim (ESG) odaklı projelere yönlendiriyor. Küresel sermaye piyasalarında “yeşil finansman” (green finance) havuzunun trilyonlarca dolara ulaştığı günümüzde, holdingin karbon ayak izini küçülten ve elektrifikasyonu merkezine alan bu yatırım tezi, önümüzdeki çeyreklerde uluslararası kurumsal yatırımcılardan çok daha uygun maliyetli sendikasyon ve eurobond ihracı çekebilmesinin anahtarını oluşturuyor.

Kapat