Yapay zeka tabanlı finans ve muhasebe platformu Rillet, ICONIQ liderliğinde gerçekleşen 100 milyon dolarlık Seri C yatırım turuyla 1 milyar dolar değerlemeye ulaştı. Böylece şirket unicorn statüsü kazanırken, toplam fonlama miktarı da 200 milyon doların üzerine çıktı.
Yatırım turuna Sequoia, Andreessen Horowitz, Sequoia Global Equities, Bain Capital Ventures, Oak HC/FT, Battery Ventures, FirstMark, Scale Venture Partners ve Creandum katıldı. Son finansman, Rillet’in yaklaşık 14 ay içindeki üçüncü yatırım turu oldu.
Rillet’in büyüme rakamları da yatırımcı ilgisinin arkasındaki tabloyu gösteriyor. Şirket son çeyrekte yeni yıllık tekrarlayan gelirini iki katına çıkardı. Müşteri sayısı ise 600’ü geçti. Portföyde halka açık şirketlerin yanı sıra hızlı büyüyen teknoloji şirketleri de bulunuyor.
Finans ekipleri için AI tabanlı ERP modeli
Rillet, ERP sistemini gerçek zamanlı finans operasyonlarının merkezine yerleştiren bir model geliştiriyor. Platform; gerçek zamanlı genel muhasebe defteri, sürekli finansal kapanış altyapısı ve yapay zeka ajanlarını aynı sistem içinde buluşturuyor.
Finans ekipleri ile yapay zeka ajanları aynı finansal veriler, muhasebe politikaları ve kontrol mekanizmaları üzerinden çalışıyor. Ajanlar operasyonel görevleri üstlenirken ekipler onay ve denetim yetkisini koruyor. Gerçekleştirilen işlemler için denetlenebilir bir kayıt izi de sistem içinde tutuluyor.
Şirket, teknoloji ve yapay zeka şirketlerinde yakaladığı büyümenin ardından yeni sektörlere açılıyor. Hedef alanlar arasında fintech, biyoteknoloji, sağlık, lojistik ve profesyonel hizmetler bulunuyor. Rillet ayrıca bazı kurumsal müşterilerin Oracle Fusion, SAP, Workday, Microsoft Great Plains ve NetSuite gibi sistemlerden kendi platformuna geçtiğini belirtiyor.
Rillet CEO’su ve Kurucu Ortağı Nicolas Kopp, ERP’nin finans ekiplerindeki rolünü yeniden tanımlamak istiyor. Şirketin yaklaşımında ERP, finansal verilerin tutulduğu sistemden gerçek zamanlı operasyon katmanına doğru genişliyor. İnsanlar ile yapay zeka ajanları aynı finansal bağlam içinde çalışabiliyor.
Rillet’in paylaştığı verilere göre platformdaki yapay zeka ajanı kullanımı aylık yüzde 70 büyüyor. Şirket yeni yatırımla ürün geliştirmeyi ve finansal operasyonlarda kullanılan yapay zeka altyapısını ölçeklendirmeyi hedefliyor.
Finans yazılımlarında rekabet yeni bir alana taşınıyor
Rillet’in 1 milyar dolar değerlemeye ulaşması, yapay zeka yatırımlarının kurumsal finansın çekirdek sistemlerine doğru ilerlediğini gösteren güncel örneklerden biri.
Muhasebe kayıtları, mutabakat, finansal kapanış ve raporlama gibi yoğun operasyon gerektiren süreçler artık yapay zeka yatırımlarının doğrudan hedefinde. Rillet de bu alanda NetSuite, SAP, Workday ve Oracle gibi yerleşik kurumsal yazılım sağlayıcılarının faaliyet gösterdiği pazara giriyor.
Fintech’in şirketin yeni büyüme alanları arasında bulunması da yatırımı sektör açısından daha yakından izlenir hale getiriyor. Yüksek işlem hacmine sahip ve hızla ölçeklenen fintek şirketlerinde finansal operasyonların otomasyonu, önümüzdeki dönemin önemli teknoloji yatırım alanlarından biri olabilir.
Rillet yatırımında benim için en dikkat çekici konu 1 milyar dolarlık değerlemeden çok, sermayenin gittiği teknoloji katmanı. Birkaç yıl önce finans sektöründeki yapay zeka yatırımları ağırlıklı olarak müşteri hizmetleri, analiz, risk yönetimi ve kişiselleştirme çevresinde ilerliyordu. Şimdi yapay zeka finans departmanının günlük işleyişine giriyor. Genel muhasebe defteri, mutabakat ve finansal kapanış gibi şirketin kalbine yakın süreçler yeni rekabet alanına dönüşüyor.
Türkiye açısından da izlenmesi gereken yer burası. Ödeme, elektronik para ve açık bankacılık şirketleri büyüdükçe mutabakat, çoklu şirket yönetimi, finansal kapanış ve raporlama daha fazla kaynak gerektiriyor. Rillet’in yaklaşımı yerli ERP, muhasebe teknolojileri ve finansal yönetim yazılımı geliştiren şirketler için güçlü bir ürün sinyali veriyor. Önümüzdeki yarış, mevcut ürünlere birkaç yapay zeka özelliği eklemekten çok daha kapsamlı olabilir. Finans operasyonlarını insanlar ve yapay zeka ajanlarının aynı sistem içinde çalışacağı biçimde tasarlayan şirketler yeni dönemde avantaj kazanabilir.


