Visit Sponsor

Yazı: 13:54 Yatırım

PwC’nin Küresel Aile Şirketleri Araştırması Yeni Trendleri Ortaya Koydu

PwC’nin 12. Küresel Aile Şirketleri Araştırması, aile şirketlerinde büyüme eğilimlerini, dijitalleşme yatırımlarını ve liderlik yapılarındaki dönüşümü ortaya koyuyor. Rapor, yeni dönemde rekabet gücünü belirleyecek dört temel alana dikkat çekiyor.

PwC’nin 12. Küresel Aile Şirketleri Araştırması, aile şirketlerinin değişen piyasa koşullarında nasıl konumlandığını ve sürdürülebilir büyüme için hangi alanlara odaklandığını kapsamlı bir bakış açısıyla sunuyor. Rapor; yüksek enflasyon, dijitalleşme baskısı ve jeopolitik belirsizlikler altında aile şirketlerinin rekabet gücünü nasıl yeniden tanımladığını verilerle aktarıyor.

Araştırmaya göre aile şirketlerinin yalnızca yüzde 25’i çift haneli büyüme elde etti. Bu oran iki yıl önce yüzde 43 düzeyindeydi. Performansta yaşanan bu ayrışma, küresel ekonominin dalgalı yapısı ve yatırım davranışlarındaki değişimin etkisini açık biçimde gösteriyor.

PwC’nin 60’tan fazla ülkede 1.325 şirket sahibi ve üst düzey liderle gerçekleştirdiği çalışmada, aile şirketlerinin uzun süre boyunca dayanıklılığı ile öne çıktığı ancak güncel ekonomik baskılar karşısında bu avantajın sınandığı belirtiliyor. Raporda, rekabet üstünlüğünü yeniden kazanmak için dört temel alan özellikle vurgulanıyor: Amaç, uzun vadeli sermaye yapısı, çeviklik ve itibar.

Aile şirketlerinin yüksek yeniden yatırım oranı ve disiplinli sermaye yönetimi önemli avantajlar sunarken, aileye özgü bu güçlü yönleri teknolojik dönüşüm ve modern yönetişimle birleştirme ihtiyacı giderek daha kritik hâle geliyor. Çalışmada ayrıca müşteri deneyimi (%55), dijitalleşme ve teknoloji (%53) ile yeni nesil yeteneklere yatırımın (%40) gelecek için belirleyici olacağı aktarılıyor.

PwC Türkiye Aile Şirketi Hizmetleri Lideri Hande Yinanç, performans ayrışmasına işaret ederek, aile şirketlerinin küresel ekonominin ana taşıyıcılarından biri olmayı sürdürdüğünü ancak yeni dönemin daha çevik, planlı ve teknoloji odaklı adımlar gerektirdiğini vurguladı.

Raporda dikkat çeken bir diğer bulgu, yapay zekâ adaptasyonunda düşük seviye. Şirketlerin yalnızca yüzde 13’ü yapay zekâ ve makine öğrenmesini operasyonlarının önemli bir bölümünde kullanıyor. Bu yavaşlık, rekabet avantajı için gerekli dönüşüm hızında bir boşluk olduğunu gösteriyor.

Aile şirketlerinde halefiyet planlaması ise önemli bir risk alanı olarak öne çıkıyor. Tüm kritik roller için tanımlanmış halefiyet planına sahip şirketlerin oranı iki yıl öncesine kıyasla gerileyerek yüzde 22 seviyesine indi. Buna karşın şirketlerin yüzde 71’i gelecekte liderlik pozisyonları için dışarıdan profesyonelleri dahil etmenin önemini kabul ediyor.

Küresel aile şirketlerinin dönüşüm dinamikleri, finansal teknolojiler ve kurumsal altyapı yatırımları açısından güçlü sinyaller veriyor. Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları ve süreç iyileştirme yatırımlarının gelecekte rekabet gücünü belirleyeceği anlaşılıyor. Raporda ortaya çıkan büyüme ayrışması, sermaye disiplininin yeterli olmadığı durumlarda iş modellerinin hızla baskı altında kaldığını gösteriyor. Aile şirketlerinin teknoloji adaptasyonunu hızlandırması, özellikle de operasyonel verimlilik ve karar süreçlerinde veri destekli modelleri benimsemesi, kısa vadeli dalgalanmalar karşısında daha dayanıklı bir konum yaratıyor. Bu çerçevede yetenek stratejilerinin güçlendirilmesi de kritik değer taşıyor.

Kapat