PwC Türkiye, küresel iş dünyasında dönüşümün hızını ve yönünü ortaya koyan “Value in Motion” araştırmasının sonuçlarını, “Yarının Belirsizliğinde Bugünü Kazanmak” temalı 4. Dönüşen Liderlik Zirvesi’nde paylaştı. Araştırma, yapay zekâdan iklim krizine kadar uzanan çok boyutlu risk ortamında CEO’ların yeni büyüme alanlarını nasıl tanımladığına ışık tutuyor.
Belirsizlik Çağında Yeni Değer Tanımı
Araştırma, jeopolitik gerilimler, iklim riski ve teknolojik dönüşümün iş dünyası üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Bulgulara göre, her 100 CEO’dan 45’i, iş modellerini değiştirmedikleri takdirde ekonomik sürdürülebilirliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu düşünüyor. PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, “Aynı dünya ama çok farklı sonuçlar mümkün” diyerek liderlerin dönüşümün hızına ayak uydurması gerektiğini vurguladı.
Geleceği Şekillendiren Dokuz Büyüme Alanı
PwC’nin araştırmasında üretim, inşa, beslenme, sağlık ve bakım, hareket, enerji ve güç sistemleri, kamu hizmetleri, finansman ve sigorta ile veri işleme gibi dokuz yeni büyüme alanı öne çıkıyor. Bu sektörler arası geçişler, önümüzdeki on yılın ekonomik dinamiklerini belirleyecek ana eksenler olarak tanımlanıyor.
Mega Trendler: AI ve İklim Değişikliği
PwC Türkiye Müşteri ve Endüstri Grupları Lideri Cihan Harman, “Bu çalışmada iki büyük mega trend öne çıkıyor: yapay zekâ ve iklim değişikliği. AI doğru kullanıldığında maliyetleri düşürerek sektörler arası iş birliğini kolaylaştırıyor. Ancak faydanın hızı ve ölçeği hâlâ belirsiz. AI’nın katkısıyla dünya ekonomisi 2035’e kadar %15 büyüyebilir” ifadelerini kullandı. Harman, iklim krizinin aynı dönemde küresel büyümeden 6,8 puan kaybettirebileceğini belirterek, şirketlerin bu iki etki arasında denge kurmak zorunda olduğunu söyledi.
Üç Senaryo: Güven, Denge ve Fırtına
PwC’nin çalışması, geleceğe dair üç farklı büyüme senaryosu sunuyor:
-
Güvene Dayalı Senaryo: İleri teknoloji sorumlu biçimde benimseniyor, AI verimlilik kazançlarıyla karbonsuzlaşma maliyetlerini dengeliyor.
-
Kırılgan Denge Senaryosu: Teknoloji ve iklim politikaları arasında denge kurulmaya çalışılıyor, ancak bölgesel çıkarlar dengeleri bozabiliyor.
-
Fırtınalı Zamanlar Senaryosu: Teknoloji güven bunalımı yaşarken iklim politikaları yetersiz kalıyor, jeopolitik gerilimler büyüme beklentilerini baskılıyor.
PwC’nin araştırması, küresel ekonomide değer üretiminin yön değiştirdiği yeni bir dönemi işaret ediyor. Yapay zekâ ve iklim değişikliği, yalnızca operasyonel verimlilik veya risk faktörü olarak değil, aynı zamanda stratejik rekabet eksenleri olarak şekilleniyor. CEO’lar için önümüzdeki dönemde temel başarı ölçütü, teknolojik dönüşümle çevresel sürdürülebilirliği aynı potada eritmek olacak. Türkiye açısından bu tablo, hem üretim hem enerji dönüşümünde veriye dayalı karar alma süreçlerinin önemini artırıyor.

