ABD Para Birimi Denetleme Ofisi OCC, OpenReserve Bank, National Association’ın ulusal banka kuruluş başvurusuna 2 Eylül 2026 tarihinde ön koşullu onay verdi. Bu karar OpenReserve’ın bugün itibarıyla faaliyete geçmiş tam yetkili bir banka olduğu anlamına gelmiyor. Salt Lake City merkezli ve şubesiz olarak planlanan bankanın faaliyete başlayabilmesi için OCC’nin açılış öncesi koşullarını yerine getirmesi, gerekli diğer düzenleyici izinleri alması ve nihai açılış onayından geçmesi gerekiyor. OCC’nin kayıtlarında OpenReserve’ın 13 Nisan’da yaptığı başvurunun 2 Eylül’de onaylandığı görülüyor.
OpenReserve’ın planı, geleneksel banka hizmetleri ile blockchain tabanlı finansal altyapıyı aynı kurum altında birleştirmesi açısından dikkat çekiyor. OCC’nin değerlendirmesine yansıyan iş modelinde mevduat ve kredi ürünleri, ödemeler ve treasury hizmetleri, dijital varlık hizmetleri, yabancı muhabir bankacılığı ve Banking-as-a-Service altyapısı bulunuyor. Mevduat ürünlerinin tokenizasyon özellikleriyle desteklenmesi de planın parçaları arasında.
Açılış için en az 210 milyon dolar sermaye gerekiyor
Koşullu onayın önemli taraflarından biri OCC’nin belirlediği sermaye şartları. OpenReserve’ın bankayı faaliyete geçirmeden önce organizasyon ve açılış öncesi giderler düşüldükten sonra en az 210 milyon dolar başlangıç sermayesine sahip olması gerekiyor. Bankanın operasyonlarının ilk üç yılında Tier 1 kaldıraç oranını da en az yüzde 12 seviyesinde tutması şart koşuldu.
OpenReserve ayrıca FDIC mevduat sigortasını almak ve Federal Reserve sistemine ilişkin gerekli başvuru süreçlerini tamamlamak zorunda. OCC’nin koşullu kararı bankaya şu aşamada mevduat toplama veya bankacılık faaliyetlerine başlama yetkisi vermiyor. Şirket de kendi sitesinde OpenReserve Bank’ı “in organization”, yani kuruluş aşamasında olarak tanımlıyor ve nihai OCC onayının açılış öncesi şartların tamamlanmasına bağlı olduğunu özellikle belirtiyor.
Stablecoin bankanın altyapısına yerleşecek
OpenReserve kendisini blockchain-native bir banka olarak konumlandırıyor. Şirketin hedefi sermaye hareketlerinin, krediye erişimin ve settlement süreçlerinin günün her saatinde çalışabildiği bir finansal altyapı oluşturmak. OpenReserve’ın kendi açıklamasına göre banka, stablecoin ve tokenlaştırılmış varlıkları mevcut bankacılık sistemiyle birleştiren bir yapı geliştirmeyi planlıyor.
OCC değerlendirmesinde ayrıca OpenReserve’ın ABD doları rezervleriyle desteklenecek stablecoinlerin ihracı, saklanması, dönüştürülmesi ve ödemelerde kullanılması için tamamen kendisine ait ayrı bir iştirak kurmayı planladığı belirtiliyor. Ancak bu iştirak için henüz OCC’ye ayrı bir başvuru yapılmış değil. Dolayısıyla stablecoin faaliyetinin de mevcut koşullu banka onayının otomatik sonucu olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
a16z crypto 25 milyon dolarlık seed tura liderlik etti
OCC kararının ardından OpenReserve aynı zamanda 25 milyon dolarlık seed yatırım turunu açıkladı. Tura a16z crypto liderlik ederken Jump Capital, Acrew, Coinbase Ventures, Wintermute Ventures, Clocktower, Quona, AAF ve Zero Knowledge Ventures da yatırımcılar arasında yer aldı.
Şirket, aldığı yatırımı geleneksel bankacılık hizmetleriyle onchain sermaye piyasası altyapısını aynı platformda buluşturacak sistemin geliştirilmesinde kullanmayı hedefliyor. OpenReserve’ın kurduğu modelde banka, ödeme altyapısı ve sermaye piyasası teknolojilerinin mümkün olduğunca ortak bir defter ve gerçek zamanlı veri mimarisi üzerinde çalışması planlanıyor.
Ulusal banka lisansı kripto şirketlerinin izlediği yoldan ayrılıyor
OpenReserve gelişmesini önemli kılan noktalardan biri de şirketin national trust bank yerine tam hizmet veren ulusal banka modeli için başvurmuş olması. Ulusal trust bank yapıları ağırlıklı olarak saklama ve belirli güven hizmetleriyle sınırlı kalırken OpenReserve’ın hedeflediği yapı nihai izinlerin alınması halinde mevduat ve kredi gibi klasik bankacılık faaliyetlerini de kapsayabilecek.
Bu ayrım, stablecoin ve tokenizasyonun ABD finans sistemine hangi kurumsal model üzerinden yerleşeceği tartışması açısından önem taşıyor. OpenReserve’ın yaklaşımı dijital varlık hizmetlerini bankacılığın dışında ayrı bir teknoloji katmanı olarak konumlandırmak yerine, mevduat, kredi, ödeme, treasury ve saklama hizmetleriyle aynı düzenlenmiş banka çatısı altında toplamayı hedefliyor.
Stablecoin-native bankacılık yeni bir rekabet alanı açıyor
OpenReserve’ın OCC’den aldığı koşullu onay, stablecoinlerin bankaların sunduğu yan ürünlerden biri olmasının ötesinde, bankanın çekirdek altyapısının tasarımını etkileyen bir teknolojiye dönüşebileceğine işaret ediyor. Tokenlaştırılmış mevduat, gerçek zamanlı settlement, dijital varlık saklama ve kurumsal treasury aynı banka bilançosu ve düzenleyici çerçeve içinde birleştiğinde blockchain altyapısı klasik bankacılığın çevresinde çalışan bir sistem olmaktan çıkıp doğrudan bankanın işletim modeline yerleşebilir.
Türkiye açısından izlenmesi gereken taraf da burada ortaya çıkıyor. Türkiye’de dijital bankacılık ile kripto varlık hizmetleri farklı düzenleyici kulvarlarda gelişirken ABD’de OpenReserve örneği bu iki dünyanın ileride hangi noktalarda kesişebileceğine dair farklı bir model sunuyor. Stablecoin, tokenlaştırılmış mevduat ve gerçek zamanlı ödeme altyapısının tam hizmet veren bir banka çatısında buluşması başarılı olursa, dijital bankacılık rekabetinde teknolojinin yanı sıra hangi finansal faaliyetlerin tek lisans ve bilanço altında birleştirilebildiği de belirleyici hale gelebilir.
OpenReserve’ın önünde ise hâlâ önemli bir eşik bulunuyor. 210 milyon dolarlık başlangıç sermayesinin oluşturulması, FDIC ve Federal Reserve süreçlerinin tamamlanması, OCC’nin açılış öncesi incelemesinin geçilmesi ve nihai faaliyet izninin alınması gerekiyor. Bu nedenle gelişme bugün için yeni bir bankanın açılışından çok, blockchain-native tam hizmet veren bir bankanın ABD düzenleyici sistemi içinde kuruluş yolunun açılması olarak okunmalı.


