Yazı: 12:48 Fintekler

Mastercard Türkiye’de 30. Yılında Ödeme Teknolojilerinin Geleceğine Odaklanıyor

Mastercard, Türkiye’deki 30. yılında dijital ödemelerin gelişimine katkı sağlayan projelerini ve yapay zeka, yetenek ile sanat odaklı yeni büyüme vizyonunu paylaşıyor.

Mastercard, Türkiye’deki 30. yılını geride bırakırken dijital ödemelerin dönüşümünde üstlendiği rolü ve geleceğe yönelik vizyonunu yeniden ortaya koyuyor. Şirket, üç on yıllık süreç boyunca bankalar, fintekler, kamu kurumları ve iş ortaklarıyla birlikte pek çok ilke imza attı. Bugün, inovasyon gücünü yapay zeka uygulamaları, yaratıcı tasarım yaklaşımları ve yetenek gelişimiyle birleştiren yeni bir büyüme dönemine hazırlanıyor.

Doğu Avrupa Bölgesi’nin yönetim merkezi haline gelen Mastercard Türkiye, geliştirdiği çözümleri bölge ülkelerine ihraç ederek teknoloji üretimindeki etkinliğini genişletiyor. Mastercard Doğu Avrupa Bölge Başkanı Yasemin Bedir, Türkiye’nin bu yolculuktaki kritik rolünü şu sözlerle ifade ediyor: “Türkiye’de başladığımız inovasyon hikayesi bugün bölgesel bir modele dönüştü. Ürün ve hizmetlerimizi yalnızca Türkiye’de değil, 12 ülkede daha devreye alıyoruz. Önümüzdeki dönem, bu mirası geleceğe taşıyacak yeni bir yenilik dönemine adım atıyoruz.”

Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, şirketin Türkiye’deki etki alanının genişlediğini belirterek şu değerlendirmeyi paylaşıyor: “30 yıldır Türkiye’nin dijital ekonomi vizyonuyla uyumlu projeler üretiyoruz. Bugün yalnızca bir ödeme şirketi değil; fintekler, bankalar, regülatörler ve teknoloji geliştiricileriyle birlikte çalışan geniş bir ekosistemin parçasıyız. Her yıl 100’ün üzerinde iş ortağıyla 150’den fazla proje yürütüyor olmamız, bu iş birliğinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.”

Yapay zeka, yetenek ve sanat: Mastercard’ın yeni büyüme üçlüsü

Mastercard, geleceğin ödeme deneyiminin üç temel unsur tarafından şekilleneceğine inanıyor:
yapay zeka, yetenek ve sanat.

Şirket, yapay zekayı operasyonlardan müşteri deneyimine uzanan tüm süreçleri dönüştüren bir teknoloji bileşeni olarak ele alıyor. Bunun yanında yeteneği kurumların yenilenebilir gücü olarak tanımlarken, sanatı ise inovasyonu besleyen yaratıcı düşüncenin kaynağı olarak konumluyor.

Bu vizyon doğrultusunda Mastercard, yıl boyunca sürecek bir yapay zeka inisiyatifi başlatarak sektörü bu alandaki gelişmelerle buluşturacak. Teknolojide Kadın Derneği ile yürütülecek iş birliği kapsamında yapay zeka alanında uzman kadın iş gücünün yetiştirilmesine yönelik bir akademi kurulması planlanıyor. Şirket ayrıca Paha Biçilemez platformuyla tüketicilere ilham veren sanat deneyimleri sunmayı sürdürecek.

30. yıla özel dijital sanat eseri

Mastercard Türkiye’nin 30. yılı için tasarımcı Ecem Dilan Köse tarafından hazırlanan Mycorrhiza isimli dijital sanat eseri, doğal yaşam ağlarından esinlenen bir metaforla Mastercard’ın iş ortaklarıyla kurduğu bağları temsil ediyor. Çalışma, yaratıcı düşüncenin teknolojiyle birleştiğinde markaların nasıl özgün bir hikaye yazabileceğini gösteriyor.

Mastercard, 30. yılını özel bir geceyle kutladı

Mastercard Türkiye, 30. yıl kutlamalarını “30 Years Inside the Circles” temalı bir etkinlikle gerçekleştirdi. Marka logosundaki halkalardan ilham alan bu tema; Mastercard’ın her halkayı yeni bir olasılığa açılan pencere olarak gördüğü vizyonu yansıtıyor. Etkinlikte, inovasyon odaklı yeni dönem stratejileri ve geleceğe yönelik projeler paylaşıldı.

Mastercard’ın 30. yılında ortaya koyduğu yönelim, küresel ödeme sektöründeki rekabet dinamikleri açısından önemli bir işaret veriyor. Yapay zekanın ödeme akışlarında gerçek zamanlı analiz, dolandırıcılık tespiti ve kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimleri için merkez konumuna yerleştirilmesi, önümüzdeki beş yılda sektördeki standartları yeniden belirleyecek. Türkiye’nin Doğu Avrupa için inovasyon merkezi haline gelmesi ise yalnızca teknoloji ihracatını artırmakla kalmıyor; fintek ekosisteminde yetişen yeteneklerin bölgesel projelerde daha stratejik rol almasını sağlıyor. Mastercard’ın sanat ve yaratıcılığı inovasyonla birleştiren yaklaşımı, ödeme teknolojilerinin geleceğinin yalnızca teknik çözümlerle sınırlı olmadığını; duygusal bağ kuran kullanıcı deneyimlerinin de rekabet avantajı yaratacağını gösteriyor.

Kapat