Bain & Company’nin 2025 yılına ilişkin küresel birleşme ve satın alma raporu, uzun süren durgunluğun ardından M&A pazarında güçlü bir canlanmaya işaret ediyor. 2025 boyunca küresel M&A işlem hacmi yüzde 36 artarak 4,8 trilyon dolara ulaştı ve tüm zamanların en yüksek ikinci seviyesine çıktı. Büyümenin ana itici gücü, 5 milyar dolar üzerindeki mega işlemler olurken, işlem sayısındaki artış sınırlı kaldı.
Mega işlemler, toplam stratejik işlem değerindeki artışın yüzde 75’ini oluşturdu. Bu işlemlerin yaklaşık yüzde 60’ı nadir işlem yapan alıcılar tarafından gerçekleştirilirken, önemli bir bölümü dönüştürücü nitelikteki büyük ölçekli birleşmelerden oluştu. Bu yapı, şirketlerin uzun süre bekledikten sonra kapsamlı ve cesur stratejik hamlelerle yeniden sahaya indiğini gösteriyor.
Yapay Zeka ve İleri İmalat Lokomotif Oldu
Teknoloji sektöründeki birleşme ve satın almalar 2025’te güçlü bir geri dönüş sergiledi. İşlem değeri yüzde 76 artarak 478 milyar dolara yükselirken, 500 milyon dolar üzerindeki stratejik teknoloji işlemlerinin yaklaşık yarısı yapay zeka odaklı şirketleri veya yapay zeka getirisi sağlayan anlaşmaları kapsadı.
İleri imalat sektörü de toparlanmanın ikinci büyük sürükleyicisi oldu. Sektördeki toplam işlem değeri yüzde 38 artarak 717 milyar dolara ulaştı ve küresel sanayi dönüşümünün M&A üzerinden hızlandığını ortaya koydu.
Türkiye Perspektifi: Stratejik Yeniden Konumlanma
Bain & Company Türkiye ortağı Onur Candar’a göre, küresel canlanma Türkiye’deki şirketler açısından da önemli stratejik etkiler yaratıyor. Candar, geçmişte sınırlı işlem tecrübesine sahip kurumların dahi konumlarını güçlendirmek ve farklılaşmak adına daha cesur adımlar attığını vurguluyor. Sağlam bir stratejik tezle desteklenen büyük ölçekli işlemlerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendirdiğini, yüzeysel sinerji beklentileri üzerine kurulan hamlelerin ise değer kaybı riski yarattığını ifade ediyor. Bu nedenle erken aşamada ortak vizyon, hedef işletim modeli, yönetişim yapısı ve kültürel uyum oluşturmanın sürdürülebilir değer üretimi açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Bain & Company Türkiye ortaklarından Armando Guastella ise teknolojinin rekabet dinamiklerini dönüştürmesi ve artan maliyet baskılarının şirketleri mevcut iş modellerini gözden geçirmeye yönelttiğine dikkat çekiyor. Guastella, değerlemelere duyulan güvenin artmasıyla birlikte M&A’nin yeniden büyüme gündeminin merkezine yerleştiğini, bu sürecin şirketler açısından portföy dönüşümünü yöneten kritik bir kurumsal yetkinliğe dönüştüğünü vurguluyor. Türkiye genelinde teknoloji kaynaklı dönüşümler ile M&A’nin birlikte hareket ederek şirketlerin bölgesel rollerini yeniden tanımlamasını hızlandırdığını ekliyor.
Regülasyon ve Maliyet Dinamikleri
Pandemi sonrası dönemde M&A üzerinde baskı yaratan pek çok faktör 2025’te hafifledi. Regülasyonlarda gevşeme, sermaye maliyetlerinde düşüş ve alıcı-satıcı değerleme makasının daralması işlem iştahını destekledi. Çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde 2021 zirvelerinin altında seyrediyor.
Kapsam Genişletme Eğilimi Güçleniyor
2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin yüzde 60’ı kapsam genişletme odaklı gerçekleşti. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten çok yeni pazarlara, yeni müşteri segmentlerine ve yeni yetkinliklere erişimi hedefleyen işlemleri tercih etti. Bu eğilim, finansal hizmetler ve ileri imalat gibi geleneksel olarak ölçek odaklı sektörlerde dahi belirginleşti.
Yapay Zeka M&A’nin Merkezine Yerleşti
Stratejik alıcıların yüzde 75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini detaylı biçimde analiz ederken, önemli bir bölümü bu incelemeler sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı yüzde 45 seviyesine yükseldi ve süreçlerin erken aşamalarından entegrasyon planlamasına kadar geniş bir alana yayıldı.
Sermaye Dağılımında Yeni Öncelikler
Her ne kadar işlem hacmi büyüse de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye payı 10 yılın en düşük seviyesine geriledi. Büyük şirketlerin nakit harcamalarının yalnızca yüzde 7’si M&A’ye yönelirken, teknoloji altyapısı, otomasyon, enerji ve üretim yatırımları öncelik kazandı. Bu tablo, M&A’nin artık tek başına büyüme aracı olmaktan çıkıp portföy dönüşümünün bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
Regülasyon ve Maliyet Dinamikleri
Pandemi sonrası dönemde M&A üzerinde baskı yaratan pek çok faktör 2025’te hafifledi. Regülasyonlarda gevşeme, sermaye maliyetlerinde düşüş ve alıcı-satıcı değerleme makasının daralması işlem iştahını destekledi. Çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde hâlâ 2021 zirvelerinin altında kalıyor.
Kapsam Genişletme Eğilimi Güçleniyor
2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin yüzde 60’ı kapsam genişletme odaklı gerçekleşti. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten çok yeni pazarlara, yeni müşteri segmentlerine ve yeni yetkinliklere erişimi hedefleyen işlemleri tercih etti. Bu eğilim, finansal hizmetler ve ileri imalat gibi geleneksel olarak ölçek odaklı sektörlerde dahi belirginleşti.
Yapay Zeka M&A’nin Merkezine Yerleşti
Stratejik alıcıların yüzde 75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini detaylı biçimde analiz ederken, önemli bir bölümü bu incelemeler sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı yüzde 45 seviyesine yükseldi ve süreçlerin erken aşamalarından entegrasyon planlamasına kadar geniş bir alana yayıldı.
Sermaye Dağılımında Yeni Öncelikler
Her ne kadar işlem hacmi büyüse de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye payı 10 yılın en düşük seviyesine geriledi. Büyük şirketlerin nakit harcamalarının yalnızca yüzde 7’si M&A’ye yönelirken, teknoloji altyapısı, otomasyon, enerji ve üretim yatırımları öncelik kazandı. Bu tablo, M&A’nin artık tek başına büyüme aracı olmaktan çıkıp portföy dönüşümünün bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
2025’teki M&A toparlanması, klasik döngüsel bir canlanmadan çok daha fazlasını temsil ediyor. Şirketler, büyüme arayışını yalnızca ölçek artırma üzerinden kurgulamıyor; yeni yetkinlikler, yeni pazarlar ve teknolojik dönüşüm üzerinden yeniden tanımlıyor. Yapay zekanın hem hedef seçiminde hem de entegrasyon süreçlerinde belirleyici rol üstlenmesi, M&A’yi finansal bir araçtan ziyade kurumsal evrimin temel mekanizmalarından biri haline getiriyor. Bu yaklaşım, önümüzdeki dönemde rekabetin yatırım bütçesinden çok stratejik netlik ve entegrasyon becerisi üzerinden şekilleneceğini gösteriyor.

