Yazı: 12:20 Yatırım

Bain Küresel Özel Sermaye Raporu Açıklandı

Bain & Company Küresel Özel Sermaye Raporu, 2025’te satın alma ve çıkış değerlerinin rekor seviyelere ulaştığını ortaya koydu. “12 yeni 5’tir” kuralı, özel sermayede yeni dönemin matematiğini tanımlıyor.

Küresel özel sermaye piyasasında üç yıl süren görece durgunluğun ardından dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Bain & Company tarafından yayımlanan 17. Yıllık Küresel Özel Sermaye Raporu, 2025 yılında hem satın alma hem de çıkış değerlerinin rekor seviyedeki ikinci en yüksek düzeye ulaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre sektör, 2026 ve sonrasında sürebilecek yeni bir yükseliş döngüsünün eşiğinde.

Satın alma anlaşma değeri yıllık bazda yüzde 44 artarak 904 milyar dolara çıktı. Çıkış değeri ise yüzde 47 artışla 717 milyar dolara ulaştı. Böylece özel sermaye, zirve yılı 2021’e yakın bir performans sergiledi. Ancak toparlanma daha çok mega işlemlerle desteklendi. 10 milyar dolar üzerindeki 13 anlaşma toplam değerin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturdu.

Likidite Tıkanıklığı Sürüyor

Raporda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri likidite baskısı. LP’lere yapılan dağıtımlar net varlık değerinin yüzde 14’ü seviyesinde kaldı. Son dört yıldır yüzde 15 eşiğinin altında seyreden bu oran, küresel finansal kriz döneminden bu yana görülen en düşük bantta bulunuyor.

Henüz satılmamış yaklaşık 32 bin şirketten oluşan ve 3,8 trilyon dolar büyüklüğe ulaşan portföy, likidite sıkışıklığını artırıyor. Ortalama elde tutma süresi 7 yıla yaklaşmış durumda. Bu tablo, fon toplama süreçlerini de zorlaştırıyor.

12 Yeni 5’tir: Yeni Matematik

Bain raporu, sektörün yeni gerçekliğini “12 yeni 5’tir” kuralıyla özetliyor. 2010’larda yüzde 5 EBITDA büyümesiyle hedeflenen 2,5 kat getiri mümkünken, bugünkü ortamda aynı getiriyi sağlamak için yüzde 10 ila 12 aralığında yıllık EBITDA artışı gerekiyor.

Yüksek borçlanma maliyetleri, rekor seviyedeki satın alma çarpanları ve sınırlı kaldıraç imkânı değer yaratmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle operasyonel mükemmeliyet, sektör uzmanlığı ve teknoloji yatırımları rekabet avantajı haline geliyor.

Türkiye İçin Farklılaşmış Fırsatlar

Bain & Company Türkiye Ortağı Armando Guastella, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve stratejik konumuyla cazibesini koruduğunu belirtiyor. Ancak performans çıtasının yükseldiğine dikkat çekerek, yatırımcıların net sektör uzmanlığı ve tekrarlanabilir değer yaratma modeli aradığını vurguluyor.

Türkiye Ortağı Onur Candar ise yüksek finansman maliyetleri ve kur oynaklığı nedeniyle değer yaratımının ilk günden operasyonel olarak yönlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Orta ölçekli şirketlerde kurumsallaşma ve EBITDA odaklı büyüme, yeni dönemde belirleyici olacak.

Özel sermaye piyasasında görülen toparlanma güçlü görünse de yapısal baskılar sürüyor. Mega işlemler toplam değeri yukarı taşırken, işlem sayısındaki sınırlı artış daha seçici bir döneme işaret ediyor. “12 yeni 5’tir” yaklaşımı, finansal mühendislikten operasyonel değer yaratımına geçişi net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye özelinde ise orta ölçekli şirketlerde kurumsallaşma ve ihracat odaklı büyüme modeli, fonlar için gerçek farklılaşma alanı sunabilir. Önümüzdeki dönemde rekabet, sermayeye erişimden çok performans üretme kapasitesi üzerinden şekillenecek.

Kapat