Türkiye İş Bankası, uluslararası piyasalarda gerçekleştirdiği 500 milyon ABD Doları tutarındaki katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla tamamladı. 11 yıl vadeli ve altıncı yılda erken geri ödeme opsiyonu bulunan işleme, küresel yatırımcılardan yoğun ilgi geldi. İhraca yönelik yüksek talep sayesinde kupon faiz oranı, ilk açıklanan gösterge seviyenin 42,5 baz puan altına çekilerek %7,575 olarak belirlendi.
Küresel Yatırımcılardan Türkiye’ye ve İş Bankası’na Yoğun İlgi
Geniş bir coğrafyaya yayılan yatırımcı gruplarının ilgi gösterdiği işlemde, tahvillerin %39’u İngiltere, %30’u Orta Doğu, %17’si Avrupa, %12’si ABD ve %2’si Asya ülkelerine satıldı. Yatırımcı kompozisyonunda fon ve varlık yönetim şirketleri %42 ile en büyük payı alırken; bankalar %26, koruma amaçlı fonlar %20, sigorta ve emeklilik şirketleri ise %12 oranında pay sahibi oldu.
“Yatırım ve İhracatı Önceliklendiren Bir Yaklaşımla Kullanacağız”
Dış piyasalardaki dalgalı seyre rağmen gerçekleşen bu başarılı ihracı değerlendiren İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, uluslararası yatırımcıların duyduğu güvenin altını çizerek şunları kaydetti:
“Küresel ölçekte jeopolitik gelişmelerin etkisiyle dış piyasalarda dalgalı bir seyrin hâkim olduğu bu dönemde, uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye ve Bankamıza duyduğu güveni bir kez daha teyit eden başarılı bir işlem gerçekleştirdik. Dünyanın dört bir yanından gelen yoğun talep ile sermaye yapımızı güçlendirirken, 500 milyon dolarlık uzun vadeli kaynağı ülke ekonomisine kazandırmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Bu kaynağı; yatırım, istihdam ve ihracatı önceliklendiren bir yaklaşımla müşterilerimizin finansman ihtiyaçlarını desteklemek için kullanmaya devam edeceğiz.”
İş Bankası’nın gerçekleştirdiği bu katkı sermaye (Tier 2) nitelikli ihraç, Türk bankacılık sektörünün uluslararası sermaye piyasalarındaki kredibilitesini koruduğunun önemli bir kanıtı. Özellikle kupon oranının yoğun talep neticesinde 42,5 baz puan aşağı çekilmesi, maliyet yönetimi açısından büyük bir başarı. Jeopolitik gerginliklerin finansal piyasaları baskıladığı bir dönemde, bu ölçekte uzun vadeli bir kaynağın ekonomiye kazandırılması, reel sektörün finansmanında itici bir güç olacaktır. Hakan Aran’ın vurguladığı “yatırım ve ihracat odaklı büyüme” stratejisi, Banka’nın 2026 yılındaki kredi iştahının da güçlü kalacağını gösteriyor.


