İngiltere Merkez Bankası yabancı yatırımlar için danışmanlık hizmetini gündemine aldı.
İngiltere Merkez Bankası, yabancı şirketlerin Birleşik Krallık’ta iş yapmalarını kolaylaştırmak için bir danışmanlık hizmeti oluşturmayı değerlendiriyor. Financial Times’ın haberine göre, İhtiyati Düzenleme Otoritesi (PRA) Başkanı Sam Woods, Başbakan Keir Starmer’a gönderdiği mektupta bu öneriye yer verdi. Woods, bu hizmetin Singapur’daki benzer bir modelden esinlenerek tasarlanabileceğini belirtti.
Düzenlemelerde Esneklik ve Ekonomik Büyüme
İngiltere hükümeti, PRA ve diğer düzenleyici kurumları, ekonomide büyümeyi hızlandıracak ve sorumlu risk almayı teşvik edecek adımlar atmaya davet etti. Başbakan Starmer, “bürokrasiyi parçalayarak” ekonomik büyümeyi destekleme taahhüdünde bulunurken, Woods ise finansal istikrarın korunmasının büyüme için temel olduğunu vurguladı.
PRA’nın Düzenleyici Reform Önerileri
PRA, finansal düzenlemeleri esnekleştirmek amacıyla bir dizi önlem önerdi:
- Basel III banka sermayesi kurallarının yürürlüğe girişinin ertelenmesi,
- Sigortacılara yönelik sermaye gereksinimlerinin basitleştirilmesi,
- Bankacıların ikramiyelerine uygulanan sınırların kaldırılması.
Mali Yürütme Kurumu’nun (FCA) gönderdiği benzer bir mektupta ise ipotek kredileri ve kara para aklama karşıtı kontroller gibi konularda düzenlemelerin hafifletilmesi gerektiği belirtildi.
ABD ile Düzenleyici Yarış
Sam Woods, finansal düzenlemelerde “dibe doğru bir yarış” başlatmadan, bankacılara yönelik kısıtlamaların gevşetilebileceğini ifade etti. ABD’nin, Donald Trump yönetiminde mali düzenlemeleri gevşetme yolunda atacağı adımlar, İngiltere üzerindeki rekabet baskısını artırabilir.
İngiltere Merkez Bankası’nın danışmanlık hizmeti önerisi, düzenlemeleri gevşeterek yatırımı teşvik etme hedefini ortaya koyuyor. Ancak, bu adımların finansal istikrarı tehlikeye atmadan nasıl uygulanacağı kritik bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Dünyanın dört bir yanındaki düzenleyici kurumlar arasında başlayan bu rekabet, inovasyonu desteklemekle risk yönetimi arasında ince bir denge kurmayı gerektiriyor. İngiltere’nin bu süreçteki başarısı, sadece yerel değil, küresel finans piyasaları için de örnek teşkil edebilir.

