Decacorn Angels Üst Yöneticisi Duygu Eren, Türkiye girişimcilik ekosistemini değerlendirdi.
Yapay zeka, sağlık teknolojileri ve fintech öncülüğünde Türkiye girişimcilik ekosistemi 2025’in ilk 6 ayında stratejik büyümesini sürdürüyor. İstanbul, küresel sıralamada ilk 3’e girdi.
2025 yılının ilk yarısı, Türkiye girişimcilik ekosisteminde dengelenme arayışının ve stratejik yatırımların öne çıktığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Toplam 91 yatırım turunda 211 milyon dolarlık hacme ulaşılması, daha temkinli bir yatırım iklimine işaret ederken; yönünü yapay zeka, sağlık teknolojileri ve finansal teknolojilere çeviren yatırımlar, sektördeki dirençli yapının sürdüğünü gösterdi.
Ekonomik belirsizliklerin etkisini hissettirdiği bu dönemde girişimciler, erken aşamadan büyüme evresine geçişte finansmana erişimde zorluklar yaşarken; yatırımcılar, sınırlı kaynakları yüksek etki potansiyeline sahip alanlara yönlendirmeyi tercih etti. Bu tabloyu değerlendiren Decacorn Angels Üst Yöneticisi Duygu Eren şunları söyledi:
“211 milyon dolarlık yatırımın oluştuğu bu dönemde oyun, fintech ve yapay zeka gibi stratejik sektörlerin öne çıkması, Türkiye’nin hâlâ geleceğin endüstrilerine yatırım yaptığı bir zemin sunduğunu gösteriyor. Ancak erken aşamadan Seri A ve B’ye geçişteki finansal sıkışıklık, girişimcilerin önünde ciddi bir bariyer olmaya devam ediyor.”
İstanbul Girişimcilikte Dünya İlk 3’üne Girdi
Uluslararası analiz platformları Startup Genome ve Dealroom’un verilerine göre İstanbul, 2025’in ilk yarısında dünyanın en hızlı yükselen girişimcilik şehirleri arasında ilk üçe yerleşti. Bu başarı, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de Türk girişimlerine duyulan ilgiyi gözler önüne seriyor.
Decacorn Angels’tan Etki Odaklı 4 Yatırım
Decacorn Angels, 2025’in ilk altı ayında dört teknoloji girişimine yatırım yaptı. Yatırımlar; yapay zeka, sağlık teknolojileri ve sürdürülebilir enerji gibi toplumsal değeri yüksek alanlarda gerçekleşti.
Yılın ilk yatırımı, Magnus AI adlı yapay zeka destekli yatırım yönetim platformuna yapıldı. Finansal karar alma süreçlerini kolaylaştıran bu girişim, kullanıcı dostu deneyimiyle dikkat çekiyor.
İkinci yatırım, Viseur AI adlı sağlık teknolojisi girişimine yöneldi. Erken teşhis altyapısıyla hem bireysel hem de kamusal sağlık alanında ölçeklenebilir çözümler sunmayı hedefliyor.
Üçüncü yatırım ise sürdürülebilir enerji teknolojileri geliştiren Materix oldu. Girişim, enerji verimliliğini artırmaya yönelik inovasyonlarıyla çevresel ve ekonomik faydayı buluşturuyor.
Dördüncü yatırımın detayları henüz kamuoyu ile paylaşılmasa da, Duygu Eren’e göre bu yatırım da yılın ses getiren turlarından biri olarak öne çıkıyor.
“Girişimcilik, Ekonomik Kaldıraçtan Fazlası”
Yatırımların toplumsal etkisini vurgulayan Eren, girişimcilik dünyasının yalnızca ekonomik değil sosyal bir dönüşüm gücü olduğunu hatırlattı:
“Magnus AI, Viseur AI ve Materix gibi girişimler, teknolojinin yalnızca büyüme değil, aynı zamanda toplumsal etki yaratma potansiyelini de yansıtıyor. Girişimcilik artık sadece bir ekonomik kaldıraç değil, aynı zamanda dönüşümün ta kendisi.”
Gelişim İçin Finansal Mimari Şart
Eren, Türkiye girişimcilik ekosisteminin geleceğine dair şu değerlendirmede bulundu: “Tüm bu gelişmeler ışığında 2025’in ilk yarısı, Türkiye girişimcilik ekosistemi için hem umut hem de uyarı barındırıyor. Girişimcilerin önünü açacak finansal modeller, sermaye çeşitliliği ve yatırımcı-girişimci etkileşimini güçlendirecek yapısal düzenlemeler büyümeyi hızlandıracak temel faktörler arasında. Potansiyelimiz büyük. Ancak bunu gerçekleştirmek için daha sağlıklı bir yatırım geçiş mimarisine ve erken aşamadaki girişimcileri destekleyecek sürdürülebilir mekanizmalara ihtiyacımız var.”
2025’in ilk altı ayında Türk girişimcilik ekosistemi, nicelikten çok niteliği önceliklendiren bir yatırım eğilimi sergiledi. Özellikle yapay zeka ve sağlık teknolojileri gibi alanlara yönelen kaynaklar, gelecekte yüksek çarpanlı büyümelerin habercisi olabilir. Ancak erken aşama girişimlerin büyüme evresine geçişinde hâlâ yapısal engellerin olduğu gözlemleniyor. Etki yatırımları ile şekillenen bu yeni dönemde, sürdürülebilirlik, kamu yararı ve teknoloji üçgeninde kurulan bağın daha da güçleneceği öngörülüyor.

