FIS, bankaların hesap, kart, alacak ve borç yönetimi, ödeme ve harcama yönetimi hizmetlerini kurumsal müşterilerin günlük olarak kullandığı iş yazılımlarının içine taşımasını sağlayan FIS Embedded Banking Platform’u başlattı. Yeni modelin dikkat çeken tarafı, müşteri hesabının üçüncü taraf bir ledger’a taşınmak yerine bankanın kendi bilançosunda kalması. Böylece banka müşteri ilişkisinin ve düzenleyici sorumluluğun merkezindeki konumunu korurken yazılım sağlayıcısı kullanıcı deneyimini yönetiyor. ABD’de kullanıma sunulan platformun pilot bankaları arasında Cogent Bank, Commercial Bank of California ve M&T Bank bulunuyor. İlk hesap ve ödeme yeteneklerinin 2026’nın dördüncü çeyreğinde devreye alınması planlanıyor.
Bankacılık hizmetleri müşterinin kullandığı yazılımın içine giriyor
FIS Embedded Banking Platform, kurumsal müşterilerin bankacılık işlemleri için kullandıkları muhasebe veya işletme yazılımından ayrılıp ayrı bir banka portalına geçme ihtiyacını azaltmayı hedefliyor.
Bankalar, bir dikey yazılım sağlayıcısı veya fintech ile çalışarak kendi hesap ve ödeme yeteneklerini doğrudan bu şirketlerin ürünlerine entegre edebilecek.
Kurumsal müşteri kullandığı yazılım üzerinden hesap açabilecek, para hareketi gerçekleştirebilecek ve bankacılık hizmetlerine erişebilecek.
FIS ise banka ile yazılım sağlayıcısı arasındaki finansal teknoloji altyapısını sağlıyor.
Platform API’ler, SDK’lar, gömülebilir bileşenler ve white-label uygulamalar üzerinden sunulabiliyor. Böylece entegrasyon modeli yazılım sağlayıcısının ihtiyaçlarına göre şekillendirilebiliyor.
Hesap bankanın kendi bilançosunda kalıyor
Yeni platformun sektörel açıdan en dikkat çekici tarafı hesap yapısında ortaya çıkıyor.
FIS modelinde müşteri hesapları üçüncü bir tarafın yönettiği sanal ledger üzerinde tutulmuyor. Hesap doğrudan bankanın kendi bilançosunda yer alıyor.
Banka böylece müşteri sahipliğini ve düzenleyici kontrolünü koruyor.
Yazılım sağlayıcısı ise müşterinin karşılaştığı dijital deneyimi yönetiyor.
FIS bu yapının uyum süreçlerini sadeleştirmeyi, düzenleyici konumu daha açık hale getirmeyi ve bankalara daha uzun vadeli bir altyapı sağlamayı amaçladığını belirtiyor.
Model klasik Banking as a Service yaklaşımlarındaki rollerin yeniden dağıtılması açısından da dikkat çekiyor.
Embedded finance büyürken finansal hizmetin kullanıcı arayüzü banka dışındaki platformlara taşınıyor ancak hesap, mevduat ve müşteri ilişkisi bankanın kontrolünde kalıyor.
Hesap, kart ve ödeme yetenekleri aynı platformda sunuluyor
FIS Embedded Banking Platform yalnızca hesap açılışı ve para transferiyle sınırlı bir yapı sunmuyor.
Platform üzerinden bankalar hesap hizmetlerinin yanında kart ihracı, alacak yönetimi, borç yönetimi ve harcama yönetimi yeteneklerini de üçüncü taraf iş yazılımlarına taşıyabilecek.
Bu yaklaşım özellikle KOBİ ve kurumsal bankacılık açısından önemli.
Bir işletmenin muhasebe, ERP veya sektörel yönetim yazılımı içerisinde ödeme göndermesi, tahsilatlarını takip etmesi, kart yönetmesi ve banka hesabına erişmesi mümkün hale geliyor.
Böylece bankacılık hizmeti işletmenin günlük iş akışının içine yerleşiyor.
Bankalar açısından ise müşteriye yalnızca kendi mobil veya internet bankacılığı kanallarından ulaşma zorunluluğu azalıyor.
FIS, bankaların yeni kurumsal müşterilere bu şirketlerin halihazırda kullandığı yazılım platformları üzerinden ulaşabilmesini hedefliyor.
M&T Bank ilk pilot bankalar arasında
FIS platformu ilk aşamada üç ABD bankasıyla birlikte hayata geçiriyor.
Cogent Bank, Commercial Bank of California ve M&T Bank pilot bankalar arasında bulunuyor.
Hesap ve ödeme yeteneklerinin 2026’nın dördüncü çeyreğinde kullanıma sunulması planlanıyor.
Pilot aşama, bankaların kendi finansal ürünlerini üçüncü taraf yazılım deneyimlerine hangi modelle yerleştireceğini test etmesi açısından önem taşıyor.
Buradaki temel yapı üç taraflı çalışıyor.
Banka finansal ürünü ve hesap altyapısını sağlıyor. Yazılım şirketi müşterinin kullandığı dijital deneyimi yönetiyor. FIS ise iki sistem arasındaki finansal teknoloji altyapısını oluşturuyor.
Bu rol dağılımı, embedded finance pazarında bankaların arka planda yalnızca lisans sağlayan kurumlara dönüşmesini önlemeyi hedefleyen bir model ortaya çıkarıyor.
FIS bankaların müşteri ilişkisini korumasını hedefliyor
FIS Global Embedded Solutions and Money Movement Başkanı Jon Briggs, işletmelerin bankacılık hizmetlerini günlük olarak kullandıkları iş yazılımlarının içerisinde görmek istediğine dikkat çekiyor.
Briggs’e göre yeni platform bankaların bu beklentiye yanıt verirken geleneksel bankacılığın temel unsurları olan düzenleyici kontrolü ve müşteri sahipliğini korumasını sağlıyor.
FIS’in yaklaşımı embedded finance pazarındaki önemli tartışmalardan birine doğrudan yanıt veriyor.
Bankacılık hizmetleri üçüncü taraf uygulamalara taşındıkça müşterinin ilişkiyi hangi kurumla kurduğu ve finansal verinin hangi altyapıda tutulduğu daha önemli hale geliyor.
Yeni platform, dağıtımı yazılım şirketlerine açarken finansal ilişkinin temelini banka üzerinde bırakmayı hedefliyor.
Banka kendi kanalının dışından müşteri kazanabilecek
Embedded banking yaklaşımının bankalar için önemli avantajlarından biri dağıtım tarafında ortaya çıkıyor.
Geleneksel modelde bankalar kurumsal müşterilere şube, internet bankacılığı, mobil uygulama veya doğrudan satış ekipleri üzerinden ulaşıyor.
Yeni modelde ise müşterinin kullandığı muhasebe, ERP veya sektörel iş yazılımı bankanın yeni dağıtım kanallarından biri haline gelebiliyor.
Örneğin bir KOBİ finansal işlemlerini yürüttüğü yazılım içerisinde banka hesabını açabilir, faturalarını tahsil edebilir, tedarikçilere ödeme yapabilir ve işletme kartlarını yönetebilir.
Bankacılık deneyiminin müşterinin mevcut iş akışına yerleşmesi, özellikle KOBİ bankacılığında kullanım sıklığını ve müşteri bağlılığını artırabilecek bir yapı oluşturuyor.
Banka ise finansal ilişkinin altyapısını ve mevduatı kendi bilançosunda tutmayı sürdürüyor.
Türkiye’de KOBİ ve ERP entegrasyonları açısından önemli
FIS’in modeli doğrudan ABD pazarı için başlatıldı ancak yaklaşım Türkiye açısından da güçlü bir sektörel karşılığa sahip.
Türkiye’de bankalar açık bankacılık, servis modeli bankacılığı, embedded payments ve KOBİ dijital platformları üzerinde farklı modeller geliştiriyor.
Özellikle KOBİ’lerin muhasebe ve ERP yazılımlarında geçirdiği süre arttıkça bankacılık hizmetlerinin bu platformların içine taşınması yeni dağıtım imkanları yaratabilir.
Tahsilat, ödeme, ticari kart, nakit yönetimi ve hesap hizmetlerinin işletmenin kullandığı yazılımla doğrudan bağlantılı hale gelmesi, bankacılık portalı ile işletme yazılımı arasındaki geçişleri azaltabilir.
Türkiye’de açık bankacılık ve servis modeli bankacılığı düzenlemelerinin oluşturduğu altyapı da benzer modellerin nasıl gelişebileceği açısından önem taşıyor.
Buradaki kritik konu müşteri ilişkisinin, hesabın ve düzenleyici sorumluluğun hangi tarafta kalacağı.
FIS’in modeli bu soruya bankayı merkezde tutan bir yanıt veriyor.
Embedded finance bankayı yeniden merkeze alıyor
Embedded finance’ın ilk dönemindeki güçlü hikâyelerden biri finansal hizmetlerin banka arayüzlerinden çıkarak farklı uygulamaların içine yerleşmesiydi. Bu dönüşüm bazı modellerde bankaların görünürlüğünü azaltırken fintech veya yazılım platformunu müşteri ilişkisinin merkezine taşıdı. FIS Embedded Banking Platform ise ikinci bir yaklaşımın güçlendiğini gösteriyor. Kullanıcı deneyimi yine üçüncü taraf yazılımın içinde kalıyor ancak hesap bankanın bilançosunda tutuluyor, müşteri sahipliği bankada kalıyor ve düzenleyici ilişki doğrudan finans kuruluşu tarafından yönetiliyor. Embedded finance’ın bundan sonraki aşamasında rekabet, bankayı sistemden çıkarmaktan çok bankanın ürünlerini müşterinin kullandığı her yazılımın içine ne kadar hızlı ve kontrollü biçimde taşıyabildiği üzerinden şekillenebilir. Türkiye’de KOBİ platformları, ERP entegrasyonları ve açık bankacılık yatırımları açısından da asıl takip edilmesi gereken yön bu.


