Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan Finansal Hizmetler Güven Endeksi, Temmuz 2026’da 2,1 puan artarak 155 seviyesine yükseldi. Endeksteki toparlanmada son üç aylık iş durumuna ilişkin değerlendirmeler ile gelecek üç aya yönelik hizmet talebi beklentileri etkili oldu. İstihdam ve mevcut dönem kârlılığı tarafındaki zayıflama ise sektörün temkinli duruşunu koruduğunu gösterdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Temmuz 2026 dönemine ilişkin Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi sonuçlarını yayımladı. Finans sektöründe faaliyet gösteren 150 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılmasıyla hesaplanan endeks, bir önceki aya göre 2,1 puan artış göstererek 155 seviyesinde gerçekleşti.
Finansal Hizmetler Güven Endeksi’nin 100 puanın üzerinde olması, sektör genelinde iyimser görünümün sürdüğünü gösteriyor. Temmuz ayında endeksi yukarı taşıyan başlıca unsurlar, son üç aydaki iş durumuna ilişkin değerlendirmelerin güçlenmesi ve gelecek üç ayda hizmetlere yönelik talebin artacağı beklentisinin yükselmesi oldu.
Buna karşılık son üç aylık dönemde hizmetlere olan talebin arttığını bildiren kuruluşların oranında zayıflama görüldü. Söz konusu gerileme, endeksin daha yüksek bir seviyeye çıkmasını sınırlayan unsur olarak öne çıktı.
İş durumunda toparlanma sinyali
Anket sonuçlarına göre finansal kuruluşların son üç aylık iş durumuna ilişkin değerlendirmeleri haziran ayına kıyasla iyileşti.
Son üç aydaki iş durumunu olumlu değerlendirenler lehine oluşan denge değeri haziran ayında 39,3 seviyesindeyken temmuz ayında 42,9’a yükseldi. Böylece iş durumuna ilişkin denge değeri aylık bazda 3,6 puan artış kaydetti.
Bununla birlikte geçen yılın aynı dönemine göre karşılaştırma yapıldığında daha zayıf bir görünüm öne çıktı. Temmuz 2025’te 51,9 seviyesinde bulunan denge değeri, Temmuz 2026’da 42,9 olarak gerçekleşti. Bu görünüm, kısa vadeli toparlanmaya rağmen sektörün iş koşullarında geçen yılın gerisinde kaldığını gösterdi.
Mevcut talep zayıflarken beklentiler yükseldi
Finansal hizmetlere yönelik mevcut talep göstergesinde temmuz ayında sınırlı gerileme yaşandı. Son üç ayda hizmetlere olan talebin arttığını bildiren kuruluşlar lehine denge değeri haziran ayında 49 iken temmuz ayında 47,7’ye geriledi.
Gelecek üç aylık döneme ilişkin talep beklentileri ise daha olumlu seyretti. Hizmetlere olan talebin artacağını bekleyenler lehine denge değeri haziran ayındaki 70,4 seviyesinden temmuz ayında 74,3’e yükseldi.
Bu ayrışma, finansal kuruluşların mevcut talep koşullarını sınırlı bulmasına rağmen yılın geri kalanına daha olumlu baktığını gösteriyor. Özellikle gelecek döneme ilişkin iş hacmi beklentisinin güçlenmesi, endeksin aylık artışında belirleyici rol oynadı.
İstihdam beklentilerinde ivme kaybı
Temmuz sonuçları istihdam tarafında daha temkinli bir görünüm sundu. Son üç ayda istihdamın arttığını bildirenler lehine denge değeri haziran ayında 25,1 seviyesindeyken temmuz ayında 19,1’e düştü.
Gelecek üç ayda istihdam artışı bekleyen kuruluşların denge değeri de 13,6’dan 13,4’e geriledi. Böylece hem geçmiş döneme ilişkin istihdam değerlendirmelerinde hem de gelecek beklentilerinde zayıflama kaydedildi.
Yıllık karşılaştırmada fark daha belirgin hale geldi. Gelecek üç aylık istihdam beklentisi Temmuz 2025’te 48 seviyesindeyken Temmuz 2026’da 13,4 olarak gerçekleşti. Bu sonuç, finans sektörünün iş gücü planlamasında daha kontrollü hareket ettiğini gösteriyor.
Faaliyet gelirleri gerilerken gelecek dönem beklentisi arttı
Üç aylık dönemler itibarıyla ölçülen faaliyet gelirlerinde de mevcut görünüm ile gelecek beklentileri arasında ayrışma yaşandı.
Son üç aydaki faaliyet gelirlerinin arttığını bildiren kuruluşlar lehine denge değeri yılın ilk çeyreğinde 94 seviyesindeydi. İkinci çeyrekte 62’ye gerileyen bu gösterge, temmuz döneminde 37,9 seviyesine kadar düştü.
Buna karşın gelecek üç aylık faaliyet geliri beklentisi 57,7 seviyesinden 81,2’ye yükseldi. Bu güçlü artış, finans kuruluşlarının gelir görünümünde kısa vadeli iyileşme beklediğini ortaya koydu.
Faaliyet giderleri tarafında ise son üç aylık denge değeri 85’e yükseldi. Gelecek üç aylık faaliyet gideri beklentisi 60,5 seviyesinde gerçekleşti. Giderlerdeki yüksek seyir, gelir beklentilerindeki toparlanmanın maliyet baskılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Kârlılık beklentisi güçlendi
Son üç aylık kârlılığa ilişkin değerlendirmeler temmuz döneminde belirgin biçimde zayıfladı. Kârlılık artışı bildirenler lehine denge değeri yılın ikinci çeyreğinde 52,4 seviyesindeyken temmuz ayında 15,4’e geriledi.
Gelecek üç aya ilişkin kârlılık beklentisi ise ters yönde hareket etti. Söz konusu denge değeri 49,4 seviyesinden 72,4’e yükseldi.
Mevcut dönem kârlılığındaki sert gerilemeye rağmen gelecek beklentisinin toparlanması, sektörün önümüzdeki aylarda gelir artışı ve iş hacmindeki iyileşmeden destek beklediğine işaret ediyor.
Sermaye harcaması beklentisi yükseldi
Finansal kuruluşların son üç aylık sermaye harcamalarına ilişkin denge değeri 35,6 seviyesinden 38,6’ya yükseldi.
Gelecek üç aylık sermaye harcaması beklentisi ise 36,4’ten 41,8’e çıktı. Sektörün yatırım harcamalarına ilişkin beklentilerindeki artış, dijitalleşme, teknoloji altyapısı, regülasyon uyumu ve operasyonel dönüşüm yatırımlarının devam edeceğine yönelik bir sinyal olarak değerlendirilebilir.
Yurt içi rekabet gücü beklentisi arttı
Anket sonuçlarında rekabet gücü göstergeleri de dikkat çekti. Son üç ayda yurt içi piyasalardaki rekabet gücüne ilişkin denge değeri 46,8 seviyesinden 22’ye geriledi.
Buna karşılık gelecek üç ayda yurt içi piyasalardaki rekabet gücünün artacağını bekleyenler lehine denge değeri 40,7’den 50,9’a yükseldi.
Avrupa Birliği ülkelerindeki rekabet gücü beklentisi 17,9’dan 17,1’e, Avrupa Birliği dışındaki pazarlara ilişkin beklenti ise 18,2’den 17,2’ye geriledi. Bu görünüm, finansal kuruluşların kısa vadeli rekabet beklentilerinde yurt içi pazara daha fazla ağırlık verdiğini gösteriyor.
Bankacılık tarafında güven yükseldi
Finans ve sigorta faaliyetleri alt sektörler bazında incelendiğinde farklı yönlü hareketler görüldü.
Bankalar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerini kapsayan finansal hizmet faaliyetleri grubunda güven endeksi bir önceki aya göre 3 puan arttı. Bu artış, sektör genelindeki toparlanmayı destekleyen temel unsur oldu.
Sigorta, reasürans ve emeklilik fonları grubunda güven endeksi 8,9 puan geriledi. Finansal hizmetler ile sigorta faaliyetlerine yardımcı sektörlerde ise 0,4 puanlık sınırlı düşüş yaşandı.
Alt sektörler arasındaki bu ayrışma, finansal sistem genelindeki iyimserliğin ağırlıklı olarak bankacılık ve banka dışı finansal kuruluşlar tarafından desteklendiğini gösterdi.
Temmuz sonuçları, finans sektöründe iyimserliğin korunduğunu ancak bu iyimserliğin mevcut performanstan çok gelecek beklentilerine dayandığını gösteriyor. İş durumu aylık bazda toparlanırken mevcut talep, istihdam ve kârlılık göstergelerinde zayıflama görülmesi dikkat çekiyor. Buna karşılık gelecek üç aya ilişkin talep, faaliyet geliri, kârlılık, sermaye harcaması ve yurt içi rekabet gücü beklentilerinin yükselmesi, sektörün yılın ikinci yarısına daha umutlu baktığını gösteriyor. Bankacılık alt sektöründeki 3 puanlık güven artışı da genel endeksi desteklerken sigorta ve emeklilik tarafındaki gerileme sektörler arasındaki farklılaşmayı belirginleştiriyor. Önümüzdeki dönemde kredi talebi, fonlama maliyetleri ve faiz görünümü bu beklentilerin ne ölçüde gerçekleşeceğini belirleyecek.


