Fiba Grubu, MarjinalSosyal’in “Toplumsal Fayda Hikâyeleri” programının yeni bölümünde sosyal yatırım yaklaşımını, eğitim ve fırsat eşitliği odaklı çalışmalarını ve toplumsal cinsiyet eşitliği projelerini paylaştı. SosyalUp YouTube kanalında yayınlanan programa konuk olan Fiba Grubu Kurumsal İletişim Direktörü Aylin Kurt Ganiç, grubun toplumsal etkiyi kurum kültürünün merkezine alan yaklaşımını anlattı.
Marjinal Porter Novelli tarafından 2016 yılında hayata geçirilen MarjinalSosyal’in hazırladığı program, kurumların topluma değer katan çalışmalarını görünür kılmayı ve iyi uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. MarjinalSosyal Direktörü Aynur Kolbay Hülya’nın sunduğu bölümde Fiba Grubu’nun sosyal yatırımları, gönüllülük kültürü ve “Yük Olmasın” projesi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Toplumsal etki Fiba Grubu’nun ana değerlerinden biri
Aylin Kurt Ganiç, Fiba Grubu’nun dört ana değerinden birinin “toplumsal etki için çalışmak” olduğunu belirtti. Ganiç’e göre bu yaklaşım, grubun tüm stratejilerinin merkezinde yer alıyor.
Fiba Grubu, sürdürülebilir etki yaratmak için sosyal yatırımlarını kurumsal bir yapıyla yürütüyor. Grubun kurucusu ve daimi destekçisi olduğu Anne Çocuk Eğitim Vakfı ve Hüsnü Özyeğin Vakfı aracılığıyla erken çocukluktan gençliğe uzanan geniş bir etki alanı oluşturuluyor.
Ganiç, Özyeğin Ailesi’nin sosyal yatırımlarının Harvard Business School’da “Özyeğin Sosyal Yatırımları: Hayırseverlikte Manevi Miras Oluşturma” başlığıyla vaka çalışması olarak yayımlandığını da paylaştı. Bu kapsamda Özyeğin Ailesi, Avrupa ve Orta Doğu’da filantropi yaklaşımıyla Harvard Business School’da vaka çalışması olarak ele alınan ilk beş aileden biri oldu.
Fiba Gönüllüleri 15 yılı aşkın süredir çalışıyor
Programda, Fiba Grubu’nun çalışan katılımına dayalı gönüllülük kültürü de ele alındı. Ganiç, 15 yılı aşkın süredir devam eden “Fiba Gönüllüleri” programı ile çalışanların toplumsal fayda çalışmalarına aktif katılım sağladığını belirtti.
Program kapsamında her yıl çok sayıda sivil toplum kuruluşuna kaynak yaratılıyor. Bu yapı, toplumsal fayda yaklaşımının yalnızca kurumsal projelerle sınırlı kalmadığını, çalışanların katılımıyla güçlenen daha geniş bir kültüre dönüştüğünü gösteriyor.
Kadın çalışan oranı yüzde 57, kadın yönetici oranı yüzde 56
Fiba Grubu’nun toplumsal cinsiyet eşitliğini ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gördüğünü belirten Ganiç, bu yaklaşımın tüm organizasyona yayıldığını ifade etti.
Ganiç, grup bünyesinde kadın çalışan oranının yüzde 57, kadın yönetici oranının ise yüzde 56 olduğunu söyledi. Bu oranların uzun yıllara yayılan bilinçli çalışmaların sonucu olduğunu vurgulayan Ganiç, “Fiba İşimiz Eşitlik Platformu” ile çalışanların sürece aktif olarak dahil edildiğini, istihdamdan kariyer gelişimine kadar birçok alanda projeler üretildiğini aktardı.
Bu tablo, kurum içi eşitlik politikalarının yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını, ölçülebilir göstergelerle desteklenen bir yapıya taşındığını ortaya koyuyor.
“Yük Olmasın” kadınların görünmeyen emeğine odaklanıyor
Fiba Grubu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki kapsamlı çalışmalarından biri olan “Yük Olmasın” projesi, kadınların üzerindeki görünmeyen bakım emeği ve zihinsel iş yüküne dikkat çekiyor.
Projede bakım emeği ev içindeki fiziksel işleri, zihinsel iş yükü ise bu işlerin planlama ve yönetim süreçlerini ifade ediyor. Ganiç, projenin çıkış noktasının pandemi döneminde yapılan bir çalışan araştırmasına dayandığını belirtti. Araştırma, kadınların hem fiziksel hem de zihinsel yüklerinin erkeklere kıyasla çok daha fazla arttığını ortaya koydu.
Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle 11 şehirde 2.600 beyaz yakalı çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, kadınların iş hayatındaki eşitsizliklerine dair çarpıcı sonuçlar sundu. Kadınların önemli bir bölümünün bakım emeği nedeniyle kariyerlerine ara verdiği, annelik sonrası yükün belirgin şekilde arttığı ve birçok kadının kariyer fırsatlarını ertelemek zorunda kaldığı görüldü.
Ganiç, bu durumun yalnızca “cam tavan” kavramıyla açıklanamayacağını, “ev tavanı” kavramının da tartışmaya dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Açık kaynak rehberle farkındalık yaygınlaştırılıyor
“Yük Olmasın” projesi kapsamında hazırlanan açık kaynak rehber, yukolmasin.com.tr üzerinden kamuya sunuldu. Platformda araştırma sonuçları, farkındalık içerikleri ve bireylerin kendi durumlarını değerlendirebileceği araçlar yer alıyor.
Ganiç, şehirlerde kurulan enstalasyonlar ve deneyim alanlarıyla kamusal farkındalık yaratmayı hedeflediklerini söyledi. Proje kapsamında kurum içinde de veri odaklı aksiyon planları geliştiriliyor.
Fiba Grubu, çalışmanın yalnızca kendi kurumuyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Bu doğrultuda Özyeğin Üniversitesi ve TÜSİAD iş birliğiyle kurulacak “Bakım Eşitliği Şirketler Ağı”na destek verilmesi planlanıyor.
Toplumsal fayda kurum değerlerinden güç almalı
Programın sonunda kurumlara önerilerde bulunan Ganiç, sosyal fayda çalışmalarının kurum değerleriyle uyumlu şekilde tasarlanması gerektiğini vurguladı. Ganiç’e göre kalıcı etki yaratmak için çalışmaların sürdürülebilir, ölçülebilir ve uzun vadeli olması gerekiyor.
Fiba Grubu’nun yaklaşımı, sosyal fayda projelerinin kurumların dış iletişim başlığı olarak konumlanmasının ötesine geçmesi gerektiğini gösteriyor. Toplumsal etki, kurumun değerleriyle, çalışan kültürüyle ve stratejik öncelikleriyle bütünleştiğinde daha güçlü ve kalıcı bir sonuç yaratıyor.
Fiba Grubu’nun toplumsal fayda yaklaşımı, finans ve iş dünyasında etki kavramının nasıl genişlediğini gösteren değerli bir örnek sunuyor. Bugün kurumların başarı hikayesi yalnızca büyüme, kârlılık ya da pazar payı üzerinden okunmuyor. Çalışan katılımı, kadınların iş gücündeki konumu, sosyal yatırımın sürdürülebilirliği ve veriye dayalı etki ölçümü de kurumsal dayanıklılığın önemli parçaları arasına giriyor. Finansal hizmetler ekosisteminde güven, yalnızca ürün ve hizmet kalitesiyle kurulmaz; kurumun topluma karşı aldığı sorumlulukla da güçlenir. Fiba Grubu’nun AÇEV, Hüsnü Özyeğin Vakfı, Fiba Gönüllüleri ve “Yük Olmasın” gibi farklı kanallar üzerinden kurduğu yapı, sosyal faydanın uzun soluklu bir kültür meselesi olduğunu gösteriyor. Özellikle bakım emeği ve zihinsel iş yükü gibi çoğu zaman görünmeyen alanların ölçülür hale getirilmesi, iş dünyasında eşitlik tartışmalarını daha somut bir zemine taşıyor. Bu yaklaşım, finans ve kurumsal dünya için toplumsal etkinin artık yan başlık sayılmadığını, doğrudan stratejik yönetim meselesine dönüştüğünü ortaya koyuyor.

