ABD Merkez Bankası (Federal Reserve), finansal teknolojiler ekosistemiyle doğrudan entegrasyonu sağlayacak yeni bir model üzerinde çalışıyor. Bloomberg’in haberine göre Fed yetkilileri, fintek şirketlerine merkez bankası ödeme sistemlerine sınırlı erişim imkânı tanıyacak “skinny” master hesap modelini değerlendiriyor.
Bu hesaplar, geleneksel bankaların para transferlerinde kullandığı altyapıya erişim sağlarken faiz, kredi limiti veya indirimli borçlanma gibi avantajları içermeyecek. Ancak fintekler, bu sistem sayesinde müşteri rezervlerini doğrudan Fed’de tutabilecek, işlemlerini aracısız şekilde yönetebilecek.
Yeni model, finteklerin operasyonel maliyetlerini azaltırken karşı taraf riskini de önemli ölçüde sınırlayabilir. Böylece hem sınır ötesi işlemlerde hız artışı hem de fon yönetiminde daha yüksek şeffaflık hedefleniyor.
Fed Guvernörü Christopher Waller, geçtiğimiz hafta Washington’daki ödemeler inovasyonu konferansında yaptığı konuşmada, “Ödemelerdeki dönüşüm her yerde değişim gerektiriyor. Fed bu dönüşümün pasif bir gözlemcisi değil, aktif bir parçası olacak” ifadelerini kullandı.
Avrupa Modeline Benzer Bir Yapı
“Skinny” hesap planı, Avrupa’daki Elektronik Para Kuruluşu (EMI) lisansına benzer bir model sunabilir. Bu yaklaşım, finteklerin temel ödeme altyapısına doğrudan erişim sağlayarak inovasyonu hızlandırmasını hedefliyor.
Özellikle stablecoin ihraç eden firmalar açısından bu yapı büyük önem taşıyor. Circle, Paxos ve Stripe’ın Bridge Infrastructure birimi, ABD’de ulusal güven kurumları olarak lisans almak için başvurularını yaptı. Fed’in bu firmalara sınırlı master hesap erişimi tanıması halinde, stablecoin rezervleri doğrudan Fed nezdinde tutulabilecek ve işlemler anlık olarak gerçekleşebilecek. Bu adım, stablecoin’lerin bankacılık sistemiyle entegrasyonunda önemli bir dönüm noktası olabilir.
Fed’in “skinny” master hesap modeli, finteklerin finansal sisteme katılımında köklü bir paradigma değişimini işaret ediyor. Bu modelin hayata geçmesi, özellikle stablecoin ve dijital ödeme sağlayıcıları için bankacılık bağımlılığını azaltacak bir dönemin kapısını aralayabilir. Finansal inovasyonun hızlandığı bu dönemde merkez bankalarının doğrudan erişim modellerini tartışmaya açması, küresel para hareketlerinde daha esnek ve güvenli bir yapı oluşmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu modelin regülasyon ve denetim mekanizmalarıyla dengelenmesi kritik önem taşıyor. Çünkü bu dönüşüm, sadece teknolojik değil; aynı zamanda finansal istikrarı da ilgilendiren yapısal bir adım.

