Avrupa Bankacılık Otoritesi, Avrupa Birliği’nin kripto varlık düzenlemesi MiCA’nın kapsamının kripto varlık borç verme ve borç alma faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini önerdi. EBA’nın 24 Eylül 2026’da Avrupa Komisyonu’na sunduğu görüş, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının müşterilerine merkeziyetsiz finans protokolleri üzerinden kredi hizmetlerine erişim sağladığı modelleri de düzenleme tartışmasının içine alıyor.
Öneri kabul edilirse MiCA’nın bugün açık biçimde kapsamadığı kripto kredi faaliyetleri için Avrupa çapında daha belirgin bir düzenleyici çerçeve oluşturulabilir. Ancak EBA’nın açıklaması henüz yeni bir yasal yükümlülük getirmiyor. Avrupa Komisyonu, MiCA’nın gözden geçirilmesine yönelik hedefli istişaresini 30 Eylül’e kadar sürdürüyor ve toplanan görüşler ileride hazırlanabilecek mevzuat değişikliklerine temel oluşturabilecek.
EBA’nın önerileri kripto kredileriyle de sınırlı değil. Kurum; üçüncü ülkeleri kapsayan çoklu ihraççı stablecoin modellerinin daha sıkı ele alınmasını, stablecoin rezervlerinin bankalarda tutulmasına ilişkin mevcut kuralların yeniden değerlendirilmesini ve bir kripto varlığın MiCA kapsamında hangi kategoriye girdiğinin daha açık hale getirilmesini istiyor.
Kripto Kredileri MiCA’nın Açık Alanına Girebilir
MiCA bugün kripto varlık hizmet sağlayıcıları, stablecoin ihraççıları ve belirli kripto hizmetleri için kapsamlı bir Avrupa Birliği çerçevesi oluşturuyor. Ancak kripto varlıkların borç verilmesi ve borç alınması, mevcut MiCA’daki kripto hizmetleri tanımı içerisinde açık biçimde yer almıyor.
EBA ile ESMA’nın daha önce yaptığı ortak çalışmada da lending, borrowing ve staking hizmetlerinin MiCA’daki kripto varlık hizmetlerinin tanımına açıkça dahil olmadığı belirtilmişti. Kurumlar bunun aynı faaliyetin kim tarafından sunulduğuna bağlı olarak farklı düzenleyici sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekmişti.
EBA şimdi bu boşluğun MiCA gözden geçirmesinde ele alınmasını istiyor.
24 Eylül tarihli öneride Avrupa Komisyonu’na kripto varlık kredilerini düzenlemeyi değerlendirmesi çağrısı yapılırken, bunun yalnızca merkezi platformların doğrudan borç verme hizmetleriyle sınırlı tutulmaması gerektiği belirtiliyor. Bir kripto varlık hizmet sağlayıcısının müşterisini merkeziyetsiz bir lending protokolüne bağladığı veya bu protokole erişimi kolaylaştırdığı modeller de değerlendirmeye dahil ediliyor.
DeFi’nin Kendisiyle Erişim Katmanı Ayrılıyor
Burada düzenlemenin kapsamını doğru okumak gerekiyor.
EBA’nın açıklaması, bütün merkeziyetsiz finans protokollerinin doğrudan MiCA lisansına tabi hale getirilmesini önermiyor. Kurumun özellikle işaret ettiği alanlardan biri, MiCA kapsamında faaliyet gösteren kripto varlık hizmet sağlayıcılarının müşterilere merkeziyetsiz kredi protokollerine erişim sağlaması.
Bu ayrım, DeFi’nin düzenlenmesindeki temel sorulardan birini ortaya çıkarıyor. Tamamen merkeziyetsiz çalışan bir protokolün arkasında klasik anlamda lisanslanabilecek bir şirket bulunmayabilir. Buna karşılık kullanıcıyı söz konusu protokole taşıyan bir borsa, uygulama veya başka bir CASP üzerinden düzenleyici temas noktası oluşturulabiliyor.
EBA’nın yaklaşımı bu nedenle ilk aşamada merkeziyetsiz koddan çok DeFi’ye erişim sağlayan aracılık ve dağıtım katmanını MiCA çerçevesine yaklaştırabilecek bir model ortaya koyuyor.
EBA Tüketici Risklerine Dikkat Çekiyor
EBA’nın kripto kredilerini gündeme getirmesinin temel gerekçeleri arasında tüketici riskleri bulunuyor.
EBA ve ESMA’nın daha önce yayımladığı araştırmada kripto kredi piyasasında yüksek kaldıraç, teminat değerindeki oynaklık, likidite riski ve kara para aklama ile terörün finansmanı riskleri üzerinde durulmuştu. Raporda kullanıcıların borç aldıkları kripto varlıkları tekrar borç vererek veya yeni kredi almak için kullanarak piyasa genelindeki kaldıraç seviyesini büyütebileceği de belirtilmişti.
DeFi tarafında ise fonların farklı cüzdanlar ve protokoller arasında sürekli hareket edebilmesi, gerçek sahipliğin ve fon kaynağının izlenmesini zorlaştırabilecek faktörler arasında gösteriliyor.
EBA’nın yeni önerisi, bu risklerin artık araştırma raporlarının ötesine geçerek MiCA’nın olası revizyon gündemine taşındığını gösteriyor.
Stablecoin Kurallarında Da Değişiklik İsteniyor
EBA’nın Avrupa Komisyonu’na gönderdiği önerilerde stablecoin düzenlemeleri de önemli bir yer tutuyor.
Kurum, MiCA kapsamında varlığa dayalı tokenlar (ART) ve elektronik para tokenları (EMT) için mevcut temel çerçevenin genel olarak uygun olduğunu değerlendiriyor. Ancak üçüncü ülkeleri de içeren çoklu ihraççı stablecoin modellerinin ciddi ile çok ciddi arasında değişen riskler oluşturabileceğini belirterek bu alandaki düzenlemelerin güçlendirilmesini öneriyor.
Bu modellerde aynı stablecoin’in Avrupa Birliği içindeki ve dışındaki farklı ihraççılar tarafından çıkarılması ve tokenların birbirleriyle değiştirilebilir olması, rezervlerin hangi bölgede tutulduğu ve AB’deki kullanıcıların itfa taleplerinin nasıl karşılanacağı konusunda yeni riskler yaratabiliyor.
EBA’nın daha önce değerlendirdiği örneklerde, tokenların farklı ülkeler arasında serbestçe hareket etmesi nedeniyle AB’de bulunan token miktarının ve buna karşılık korunması gereken rezervin gerçek zamanlı belirlenmesinin zorlaşabileceği belirtilmişti.
Stablecoin Rezervlerinin Bankalarda Tutulması Yeniden Değerlendirilecek
EBA ayrıca stablecoin ihraççılarının rezerv varlıklarının belirli bölümünü banka mevduatı olarak tutmasını öngören MiCA kurallarının yeniden incelenmesini öneriyor.
Kurum bu inceleme yapılırken etkin risk yönetiminin korunması gerektiğinin altını çiziyor.
Bu başlık Avrupa’daki daha geniş bir stablecoin tartışmasıyla da kesişiyor. Avrupa Merkez Bankası ve AB ulusal merkez bankaları birkaç gün önce mevcut sistemdeki banka mevduatı zorunluluğunun kaldırılmasını önermişti. Mevcut çerçevede stablecoin rezervlerinin en az yüzde 30’unun, önemli kabul edilen ihraççılarda ise yüzde 60’ının banka mevduatlarında tutulması gerekiyor. Merkez bankaları bu yapının bankalara daha oynak bir fonlama kaynağı ekleyebileceğini savunuyor.
EBA’nın açıklaması ise ECB’nin önerdiği özel modeli doğrudan benimsemiyor; mevcut minimum banka mevduatı kuralının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
Bu nedenle Avrupa’da stablecoin rezervlerinin nasıl tutulacağı konusu MiCA incelemesinin en kritik başlıklarından birine dönüşüyor.
39 EMT Var Ancak Henüz ART Yok
EBA’nın yayımladığı yeni veriler, MiCA’nın ilk uygulama döneminde stablecoin piyasasının nasıl şekillendiğini de ortaya koyuyor.
1 Eylül 2026 itibarıyla MiCA kapsamında 39 elektronik para tokenı (EMT) ihraç edilmiş durumda. Buna karşılık tek bir varlığa dayalı token (ART) için dahi yetkilendirme verilmiş değil.
EMT’ler değerlerini tek bir resmî para birimine referans vererek korumayı amaçlayan tokenları kapsarken, ART’lar değerlerini birden fazla para birimi, emtia veya başka varlıklardan oluşabilen bir referans yapısına bağlayabiliyor.
MiCA’nın stablecoinlere ilişkin ART ve EMT hükümleri 30 Haziran 2024’te, düzenlemenin kalan bölümleri ise 30 Aralık 2024’te uygulanmaya başlamıştı.
39’a karşı sıfır şeklindeki dağılım, Avrupa’daki MiCA uyumlu stablecoin pazarının şu ana kadar ağırlıklı olarak elektronik para tokenları etrafında geliştiğini gösteriyor.
Kripto Varlıkların Sınıflandırılması Netleştirilecek
EBA’nın çözülmesini istediği diğer sorun ise kripto varlıkların hangi düzenleyici kategoriye girdiğinin belirlenmesi.
Kuruma göre mevcut sınıflandırma süreci hem şirketler hem de denetleyiciler açısından güçlük yaratabiliyor. Belirsizlikler ürünlerin piyasaya çıkarılmasında gereksiz maliyet ve gecikmelere yol açarken Avrupa kripto piyasasının rekabetçiliğini ve inovasyon kapasitesini de olumsuz etkileyebiliyor.
Bu nedenle EBA, MiCA’nın kapsam ve tanımlarının netleştirilmesini istiyor.
Özellikle MiCA ile MiFID gibi diğer AB finansal hizmet düzenlemeleri arasındaki sınır, tokenların nasıl sınıflandırılacağının belirlenmesinde kritik rol oynuyor.
MiCA’nın İlk Büyük Revizyon Gündemi Şekilleniyor
EBA’nın önerileri kabul edilmiş bir MiCA değişikliği değil. Avrupa Komisyonu’nun 20 Mayıs’ta başlattığı istişare 30 Eylül 2026’ya kadar açık kalacak. Komisyon, görüşleri MiCA’nın uygulanması ve kripto piyasasındaki gelişmelere ilişkin hazırlayacağı raporda kullanacak; gerekli görülmesi halinde rapora düzenlemeyi değiştirecek yeni bir yasama teklifi de eşlik edebilecek.
Buna rağmen EBA’nın önerileri, Avrupa’nın bir sonraki kripto düzenleme gündeminin hangi alanlara doğru hareket ettiğine ilişkin güçlü bir sinyal veriyor.
MiCA’nın ilk aşaması ağırlıklı olarak ihraç, saklama, alım satım ve stablecoinler için düzenleyici sınırlar oluşturdu. EBA’nın 24 Eylül önerisi ise dikkati kripto piyasasının ikinci katmanına, yani borç verme, borç alma, DeFi’ye erişim ve daha karmaşık stablecoin yapıları üzerine taşıyor.
Özellikle CASP’lerin müşterileri DeFi kredi protokollerine bağladığı modellerin düzenleme kapsamına alınması halinde, Avrupa’da merkezi ve merkeziyetsiz finans arasındaki sınır daha farklı çizilebilir.
Bu da MiCA’nın bir sonraki aşamasında temel sorunun yalnızca “kripto varlığı kim ihraç ediyor veya kim saklıyor?” olmayacağını gösteriyor. Kullanıcıya kredi sunan, DeFi protokolüne erişim sağlayan ve finansal riskin oluştuğu noktada aracı rol üstlenen platformların da düzenleyici çerçevenin içine doğru çekilmesi gündemde.


