Citi, sınır ötesi ödemelerde zaman farkı ve işlem saatleri kısıtını ortadan kaldıran Citi Token Services (CTS) platformunu euro işlemlerini de kapsayacak şekilde genişletti. Banka, aynı zamanda Dublin’de yeni bir operasyon merkezi açarak Avrupa pazarında dijital para temelli ödeme altyapısını güçlendirdi.
Yeni entegrasyon sayesinde kurumsal ve ticari müşteriler artık hem ABD doları hem de euro işlemlerini 7/24, gerçek zamanlı olarak gerçekleştirebiliyor. Citi Token Services, özel izinli bir blok zinciri altyapısı üzerinde çalışıyor ve likiditeyi anında sağlayarak geleneksel bankacılıktaki işlem saatleri ile bölgesel sınırları ortadan kaldırıyor.
Citi Avrupa Hizmetleri Başkanı Peter Jameson, Avrupa’daki kurumsal müşterilerin giderek artan biçimde tokenizasyon ve küresel bağlantı avantajlarını bir arada sunan çözümler aradığını belirtti. Jameson, “Avrupa’daki müşterilerimiz için tokenizasyonun sağladığı hız ve güvenliğin, Citi’nin küresel ağ gücüyle birleşmesi önemli bir avantaj yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Citi’nin 180 ülkede aktif faaliyet gösterdiğini hatırlatan açıklamada, Dublin merkezinin özellikle dolar-euro likiditesini optimize etmeyi hedeflediği vurgulandı. Bu merkez sayesinde müşteriler, farklı zaman dilimleri arasında anında para transferi yaparak nakit akışlarını daha etkin yönetebilecek.
Citi Küresel Likidite Yönetimi Başkanı Stephen Randall, tokenlaştırılmış mevduatların mevcut nakit yönetim sistemine entegrasyonu sayesinde çoklu para birimlerinde daha verimli bir likidite yapısı kurduklarını belirtti. Randall, bu entegrasyonun, müşterilere hem esneklik hem de operasyonel hız kazandırdığını söyledi.
Citi’nin bu hamlesi, dolar likiditesine bağımlılığın arttığı Avrupa bankacılık sisteminde euro bazlı dijital ödeme ağlarını güçlendirmeye yönelik stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Böylece banka, hem döviz risklerini yönetmeyi hem de sürekli açık küresel ekonomide yeni nesil ödeme çözümleri sunmayı hedefliyor.
Citi’nin euro entegrasyon hamlesi, geleneksel bankacılıkla dijital finansın kesişiminde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Banka, tokenlaştırılmış mevduatlar ve blok zinciri altyapısı üzerinden likidite yönetimini yeniden tanımlayarak kurumsal finansman alanında “her zaman açık” modeline geçişi hızlandırıyor. Dublin’in seçilmesi ise Avrupa’daki regülasyon uyumunun sağlanması açısından stratejik bir tercih olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, gelecekte çoklu para birimli ödemelerde blok zinciri tabanlı sistemlerin standart hale gelmesinin öncüsü olabilir.


