Çin, küresel yapay zekâ alanında iş birliği için organizasyon kurulmasını önerdi.
Çin, küresel yapay zekâ alanında daha fazla iş birliği sağlamak amacıyla yeni bir uluslararası organizasyon kurulmasını önerdi. Şanghay’da düzenlenen Dünya Yapay Zekâ Konferansı’nda konuşan Çin Başbakanı Li Qiang, ülkesinin hem yapay zekânın regülasyonu konusunda küresel yönlendirme sağlamak hem de kendi inovasyonlarını dünya ile paylaşmak istediğini belirtti.
Çin’in bu önerisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefik ülkelere yapay zekâ ihracatını artırmayı hedefleyen yeni planını açıklamasının hemen ardından geldi. Bu girişim, ABD’nin Çin karşısındaki yapay zekâ avantajını güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Li Qiang, konuşmasında doğrudan ABD’yi anmasa da, “yapay zekânın birkaç ülkenin veya şirketin tekelinde bir oyun hâline gelmesinin önüne geçilmesi gerektiğini” vurguladı. Çin’in hedefi, yapay zekâ teknolojilerinin başta Güney Yarımküre’de yer alan düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya ile paylaşılmasını sağlamak.
Ayrıca, yapay zekânın giderek artan risklerine dikkat çeken Li, bu alandaki en büyük engellerin yetersiz çip arzı ve yetenekli uzmanların ülkeler arası dolaşımına yönelik kısıtlamalar olduğunu belirtti. “Küresel düzeyde yapay zekâ yönetişimi hâlâ parçalı bir yapıya sahip. Ülkeler, özellikle regülasyon kavramları ve kurumsal yapılar konusunda ciddi farklılıklar taşıyor,” diyen Li, “Geniş bir mutabakata dayalı küresel bir yönetişim çerçevesi en kısa sürede oluşturulmalı,” ifadelerini kullandı.
Sahte Yapay Zekâ Ajanları Piyasayı Dolduruyor
Diğer yandan, Gartner’ın son raporuna göre, piyasalarda “yapay zekâ ajanı” olarak tanıtılan binlerce sistemin yalnızca 130 tanesi gerçekten bu tanımı karşılıyor. Pek çok teknoloji şirketi, mevcut ürünlerini (örneğin sohbet robotları, robotik süreç otomasyon sistemleri ya da basit AI asistanları) “ajanik” olarak pazarlıyor. Oysa bu sistemler, insan müdahalesi olmadan plan yapma, muhakeme yürütme ve hedeflere yönelik hareket etme gibi gerçek ajan özelliklerine sahip değil.
Bu tür “ajanik yıkama” (agent washing) uygulamaları, şirketlerin doğru teknoloji seçimini yapmasını zorlaştırıyor. Nitekim geçen yıl yapılan bir ankette, finans direktörlerinin yüzde 25’i üretken yapay zekâyı entegre ederken en büyük zorluklardan birinin satıcılara olan bağımlılık olduğunu belirtmişti. Aradan geçen bir yılın ardından CFO’lar üretken yapay zekâya daha sıcak baksa da, otonom yapay zekâ sistemlerinin kurumsal ölçekte ne kadar hazır olduğu konusunda hâlâ tereddüt yaşıyor.
Yapay zekânın küresel rekabetin merkezinde yer aldığı bir dönemde, Çin’in yönetişim ve paylaşım odaklı önerisi, yalnızca teknik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesaj taşıyor. Gelişmekte olan ülkelerin teknolojik eşitsizlikten uzak durmasını hedefleyen bu çağrı, aynı zamanda Çin’in yumuşak güç stratejisiyle de örtüşüyor. Ancak teknolojinin denetlenmesi kadar, sahte vaatlerle dolu ürünlerin ve güvenlik açıklarının da küresel iş birliği çerçevesinde ele alınması gerekiyor. Yapay zekâ yarışının kazananı, yalnızca daha fazla üreten değil; daha sorumlu yöneten olacak.

