Yazı: 12:07 Fintekler

Çalışan Bağlılığı Yeni Bir Anlam Kazanıyor

Pluxee ve Ipsos’un 10 ülkede 8.700 çalışanla gerçekleştirdiği küresel araştırma, çalışan bağlılığının sekiz farklı tona sahip, dengeli ve yeniden tanımlanan bir yapıya evrildiğini ortaya koyuyor.

Pluxee, Ipsos iş birliğiyle yürüttüğü “İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı” başlıklı küresel araştırmanın sonuçlarını paylaştı. On ülkede, farklı sektör ve yaş gruplarından 8.700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, çalışan bağlılığının tek boyutlu bir kavram olmaktan uzaklaştığını ve sekiz farklı tona sahip, daha esnek bir yapıya evrildiğini ortaya koyuyor.

Araştırma, son yıllarda “sessiz istifa” ve “büyük kopuş” gibi kavramlarla açıklanan dönüşümün aslında bir uzaklaşma süreci yerine, bağlılığın denge, anlam ve karşılıklı değer ekseninde yeniden tanımlandığını gösteriyor. Küresel ölçekte çalışanların yüzde 83’ü çalıştığı kuruma karşı olumlu duygular beslediğini ifade ederken, bağlılığın artık koşulsuz bir adanmışlık yerine daha bilinçli ve sınırları olan bir ilişki biçimiyle şekillendiği dikkat çekiyor.

Sessiz Kopuş Yerine Dengeli Bağlılık

Araştırmanın Türkiye sonuçları, bu dönüşümü daha net biçimde yansıtıyor. Türkiye’de çalışanların yüzde 84’ü çalıştığı kurumu sevdiğini ya da olumlu hisler taşıdığını belirtirken, çalışanlar işteki iyi olma hâllerini 10 üzerinden 7,9 puanla değerlendiriyor. Bu tablo, çalışanların işlerinden duygusal olarak uzaklaşmadığını; iş ve özel yaşam arasında daha sağlıklı bir denge kurmaya yöneldiğini ortaya koyuyor. Pluxee’nin “Dengeli Bağlılık” olarak tanımladığı bu yaklaşım, bağlılığın biçim değiştirerek daha bilinçli ve karşılıklı bir zemine taşındığını işaret ediyor.

İyi Yaşam Algısında İlişkiler Öne Çıkıyor

Araştırmaya göre Türkiye’de “iyi yaşam” algısının merkezinde maddi göstergelerden çok insan ilişkileri yer alıyor. Çalışanların yüzde 54’ü hayatı iyi kılan en önemli unsur olarak “etrafımda iyi insanlar var” ifadesini öne çıkarıyor. Kendine zaman ayırabilmek ve iyi hissetmek de üst sıralarda yer alıyor. Haftada fazladan dört saat zamanı olması durumunda çalışanların önemli bir bölümü bu zamanı sevdikleriyle geçirmek ya da fiziksel aktivitelere ayırmak istiyor.

Öte yandan çalışanların yüzde 35’i işinin hayatının merkezinde olduğunu belirtirken, yüzde 58’i “elimden geldiğince çok çalışırım” ifadesini kullanıyor. Bu oran, gelişmekte olan ekonomiler ortalamasının üzerinde seyrederken; iş, özel hayat ve kişisel iyilik hâli arasında kurulan dengenin giderek daha belirleyici hâle geldiğini gösteriyor.

Bağlılık Tek Tip Bir Deneyim Olarak Tanımlanmıyor

Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri de çalışan bağlılığının tek renkli bir yapı sunmaması. Hayatın farklı evreleri, kişisel öncelikler ve bireysel koşullar doğrultusunda şekillenen sekiz farklı bağlılık profili, bağlılığın sabit bir tutum yerine zamanla değişen, esneyen ve yeniden ayarlanan bir deneyim olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de iş yerini cazip kılan unsurlar arasında iyi maaş ilk sırada yer alırken, ihtiyaca uygun yan haklar ve destekleyici bir çalışma ortamı da çalışan beklentilerinde belirgin bir ağırlık taşıyor.

Yönetici Görüşü

Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, araştırmanın iş dünyası için taşıdığı mesajı şu sözlerle değerlendirdi: Çalışanları yalnızca işteki rolleriyle ele almanın artık yeterli olmadığını belirten Özcan, çalışanların iş ve kişisel yaşam arasında yeni bir denge kurma arayışında olduğunu vurguladı. Samimi ve destekleyici bir iş ortamı, takdir edilme ve özerklik ihtiyacının bağlılığı şekillendiren temel unsurlar hâline geldiğini ifade eden Özcan, kurumların çalışanlarını tek tip beklentilerle ele almak yerine bireysel ihtiyaçları ve yaşam evreleriyle anlamasının belirleyici bir fark yarattığını dile getirdi.

Pluxee–Ipsos araştırması, çalışan bağlılığının artık tek bir ölçüte indirgenemeyeceğini net biçimde ortaya koyuyor. İş dünyasında bağlılık, süreklilik arz eden bir sadakat kavramından ziyade, çalışan ile kurum arasındaki ilişkinin niteliği üzerinden yeniden tanımlanıyor. Özellikle Türkiye gibi genç ve dinamik iş gücüne sahip pazarlarda, yan haklar, esneklik ve insani ihtiyaçlara duyarlı yaklaşımlar kurumların rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Önümüzdeki dönemde çalışan deneyimini bütüncül biçimde ele alan şirketlerin, yetenek çekimi ve elde tutma konusunda daha güçlü bir konum elde etmesi bekleniyor.

Kapat