Visit Sponsor

Yazı: 10:15 BankTech

BIS Tokenize Mevduatları Öne Çıkardı

BIS, geleceğin ödeme sistemlerinde tokenize mevduatları stabilcoinlerin önüne koydu. Pablo Hernández de Cos, günlük ödeme ve toptan mutabakatta bankacılık sistemini işaret etti.

Uluslararası Ödemeler Bankası, geleceğin ödeme sistemlerinde tokenize mevduatların stabilcoinlerden daha güçlü bir temel sunabileceğini düşünüyor. BIS Genel Müdürü Pablo Hernández de Cos, günlük ödemeler ve toptan mutabakatın ağırlıklı olarak tokenize mevduatlar üzerinden yürütülmesini savunurken stabilcoinlerin mevcut halleriyle büyük ölçekte güvenilir bir ödeme aracı olabilmek için önemli sorunları çözmesi gerektiğini söyledi.

Hernández de Cos, 28 Ağustos’ta Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada stabilcoinler ile tokenize mevduatları para sisteminin temel özellikleri üzerinden karşılaştırdı.

BIS’in değerlendirmesinde üç başlık öne çıkıyor: paranın tekliği, birlikte çalışabilirlik ve finansal bütünlük.

Bu karşılaştırmanın sonucunda tokenize mevduatlar, mevcut iki katmanlı bankacılık sistemini ve merkez bankası parasıyla nihai mutabakat ilişkisini koruması nedeniyle daha güçlü bir model olarak öne çıkıyor.

BIS Neden Tokenize Mevduatları Tercih Ediyor?

Tokenize mevduatlar, bankalardaki geleneksel mevduatların programlanabilir dijital platformlar üzerinde temsil edilmesini sağlıyor.

BIS’in yaklaşımında kritik fark, tokenize mevduatların bankacılık sisteminin dışında yeni bir para yaratmak yerine mevcut banka mevduatlarını yeni teknoloji altyapısına taşıması.

Bir banka müşterisinin tokenize mevduatla yaptığı ödeme, müşterinin bankadaki yükümlülüğünün transfer edilmesine dayanıyor. Bankalar arasındaki nihai mutabakat ise arka planda merkez bankası parasında gerçekleştirilebiliyor.

Bu yapı sayesinde farklı bankaların çıkardığı para birimleri aynı nominal değerde kalabiliyor ve mevcut iki katmanlı para sistemi korunuyor.

Stabilcoinlerde Paranın Tekliği Sorunu Var

BIS’in stabilcoinlere yönelik temel eleştirilerinden biri paranın tekliği konusunda ortaya çıkıyor.

Hernández de Cos konuşmasında USDT ve USDC üzerinden bir örnek verdi.

Bir kullanıcının USDT’ye sahip olduğu ancak karşı tarafın yalnızca USDC kabul ettiği bir ödeme senaryosunda, kullanıcının önce USDT’yi satıp ardından USDC satın alması gerekebiliyor.

Bu işlem ikincil piyasalarda gerçekleştiği için iki varlığın her zaman tam olarak aynı değerden işlem göreceğinin garantisi bulunmuyor. Özellikle piyasa stresi dönemlerinde stabilcoinlerin sabit değerden sapabilmesi bu sorunu büyütebiliyor.

BIS’e göre tokenize mevduat modelinde ise merkez bankası parasıyla gerçekleştirilen mutabakat, para birimleri arasındaki bu eşitliği koruyan daha güçlü bir mekanizma sağlıyor.

Blockchainler Arasındaki Parçalanma da Sorun

BIS’in ikinci önemli eleştirisi birlikte çalışabilirlik.

Stabilcoinler farklı halka açık blockchainler ve ölçekleme katmanları üzerinde dolaşıyor. Aynı stabilcoin farklı ağlarda bulunsa bile bu ağlar arasında hareket etmek için köprüler veya başka teknolojik çözümler kullanılması gerekebiliyor.

Bu durum likiditenin ve ödeme altyapısının farklı ağlara parçalanmasına neden olabiliyor.

Tokenize mevduat sistemlerinde de bugün tam anlamıyla birlikte çalışabilir bir yapı bulunmuyor. BIS bu noktada önemli bir uyarı yapıyor: bankaların yalnızca kendi kapalı tokenize mevduat ağlarını kurması da yeni “duvarlı bahçeler” oluşturabilir.

Çözümün, farklı banka ağlarının birlikte çalışmasını ve merkez bankası parasının güvenli mutabakat varlığı olarak kullanılmasını sağlayan ortak altyapılardan geçebileceği değerlendiriliyor.

AML ve KYC Tarafında Bankacılık Modeli Avantajlı

Üçüncü ayrım finansal bütünlük alanında ortaya çıkıyor.

BIS, halka açık blockchainlerde kullanılan kişisel saklama cüzdanlarının ve kullanıcıların birbirleriyle doğrudan gerçekleştirdiği işlemlerin AML ve terörizmin finansmanıyla mücadele kontrollerini zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Tokenize mevduatlar ise mevcut bankacılık sisteminin denetimli ve hesap bazlı yapısı içinde çalışıyor.

KYC, işlem izleme ve AML kontrollerinin zaten bankacılık ilişkisinin parçası olması, BIS’e göre tokenize mevduatların finansal bütünlük açısından daha yönetilebilir bir model sunmasını sağlıyor.

Günlük Ödemelerde Ana Rol Tokenize Mevduatlarda Olabilir

Hernández de Cos’un konuşmasındaki en net mesajlardan biri gelecekte iki sistemin bir arada var olabileceği yönünde.

Ancak BIS bu iki aracın aynı rolü üstlenmesini beklemiyor.

Hernández de Cos’a göre tokenize mevduatlar günlük ödemelerin ve toptan mutabakat işlemlerinin büyük bölümünü taşıyabilir.

Stabilcoinler ise merkeziyetsiz kredi piyasaları gibi daha özel kullanım alanlarında rol oynayabilir. Ödeme amacıyla kullanılmaları halinde ise sabit değerden geri dönüşü garanti eden güçlü düzenlemelere ihtiyaç duyulacak.

Merkez Bankası Parası Sistemin Merkezinde Kalıyor

BIS’in geleceğin tokenize finans sistemi için önerdiği model, merkez bankalarını sistemin dışına çıkarmıyor.

Tam tersine merkez bankası parasının programlanabilir finans altyapısının temel mutabakat varlığı olarak kalması gerektiğini savunuyor.

Merkez bankaları mevcut rezerv hesaplarıyla bağlantılar kurabilir veya gelecekte tokenize merkez bankası rezervleri sunabilir.

Böylece ticari bankaların tokenize mevduatları yenilikçi ödeme ve mutabakat özellikleri kazanırken paranın nihai güven katmanı merkez bankası parası olmaya devam edebilir.

Bu yaklaşım, Avrupa Merkez Bankası’nın merkez bankası parasını DLT tabanlı finans altyapısına taşıma yönünde geliştirdiği Pontes ve Appia projeleriyle de aynı temel tartışmaya temas ediyor.

Project Agorá Modeli Test Ediyor

BIS açısından tokenize mevduat modeli yalnızca teorik bir öneri olarak kalmıyor.

Project Agorá kapsamında merkez bankaları ile özel finans kuruluşları, tokenize ticari banka parasının farklı para birimleri arasında programlanabilir bir altyapıda kullanılabildiği sınır ötesi ödeme modellerini test ediyor.

BIS, bu çalışmaların tokenizasyonun bankacılık sistemine entegre edilmesinin teknik olarak mümkün olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Bununla birlikte Hernández de Cos henüz farklı bankaları ve ülkeleri kapsayan tamamen birlikte çalışabilir bir tokenize mevduat ekosisteminin bulunmadığını da açıkça vurguluyor.

Tokenize Mevduatların da Çözmesi Gereken Sorunlar Var

BIS’in tokenize mevduatlara yaklaşımı koşulsuz bir destek anlamına gelmiyor.

Farklı bankaların sistemleri arasındaki birlikte çalışabilirlik, yönetişim kuralları, hukuki kesinlik, akıllı sözleşmelerin uygulanabilirliği, siber güvenlik ve eski bankacılık altyapılarından yeni sistemlere geçiş önemli sorunlar arasında bulunuyor.

Ayrıca tokenize mevduatların 7/24 kullanılabilir hale gelmesi, stres dönemlerinde bankalardan para çıkışının daha hızlı gerçekleşmesine neden olabilir.

BIS bu nedenle yeni teknolojinin yalnızca hız ve programlanabilirlik açısından değil, finansal istikrar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Bankaların Tokenize Mevduat Yarışı Daha Anlamlı Hale Geliyor

Son dönemde bankaların tokenize mevduat ve blockchain tabanlı mutabakat projelerini hızlandırması artık birbirinden bağımsız teknoloji denemeleri olarak okunamaz. BIS’in Jackson Hole’da çizdiği çerçeve, bankaların neden stabilcoin çıkarmaktan çok kendi mevduatlarını programlanabilir altyapılara taşımaya yöneldiğini açıklıyor. Bankalar bu modelde müşteri ilişkisini, mevduat yapısını ve regülasyon çerçevesini korurken blockchain teknolojisinin programlanabilirlik ve daha hızlı mutabakat özelliklerinden yararlanabiliyor. Asıl yarışın bundan sonraki aşamasında ise tek tek bankaların tokenize mevduat çıkarmasından çok, bu mevduatların birbirleriyle ve merkez bankası parasıyla hangi ortak altyapı üzerinde çalışacağı belirleyici olacak.

Kapat