MIT Ekonomi Profesörü David Autor, 2025 MIT Yapay Zekâ Konferansı’nda konuştu.
Yapay zekânın yükselişiyle birlikte iş dünyasının en çok tartıştığı sorulardan biri şu: Yapay zekâ insan iş gücünü tamamen mi devre dışı bırakacak, yoksa onu daha da mı değerli hale getirecek? MIT Ekonomi Profesörü David Autor’a göre, yanıt açık: Yapay zekâ insanları yerinden etmek yerine onları daha donanımlı hale getirecek.
Massachusetts eyaletinde düzenlenen 2025 MIT Yapay Zekâ Konferansı’nda konuşan Autor, teknolojinin tarihsel sürecine dikkat çekerek “Makinalar bizi değersiz kılmıyor, bizi daha faydalı hale getiriyor” dedi. “Son 200 yılda tarımdan, sanayiden, fiziksel emekten uzaklaştık ama emeğin ekonomik değeri azalmadı. Aksine daha uzmanlaştı ve daha değerli hale geldi,” diyen Autor, uzmanlığı “belirli bir alan bilgisinin, ekonomik değeri olan ve herkesin yapamayacağı görevleri yerine getirme kapasitesi” olarak tanımlıyor.
Bugün, çalışanların çoğu bu kadar iyimser değil. Yapılan bir araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 54’ü yapay zekânın geniş çapta iş kaybına yol açacağına inanıyor. Teknoloji ve müşteriyle doğrudan temas etmeyen sektörlerde bu oran yüzde 58’e kadar çıkarken, sağlık ve eğitim sektöründe bu oran daha düşük. Endişe düzeyi özellikle Baby Boomer ve X kuşağında yüksek, yüksek gelirli ve üniversite mezunu bireylerde ise “ortalamanın üzerinde.”
Yapay Zekâ Uzmanlığı Zorlayabilir, Ancak Tamamen İkame Edemez
Autor’un sunduğu örneklerden biri, göğüs röntgenlerini okuyan ve birçok radyologdan daha doğru sonuçlar veren CheXpert adlı yapay zekâ sistemi oldu. Ancak ilginç bir şekilde, radyologlar bu sistemle birlikte çalıştıklarında daha fazla hata yapmış. Nedeni ise net: Yapay zekâ ne zaman güvenilecek bir sonuç sunduğunu söyleyemiyor ve kullanıcılar bunu kendi başlarına ayırt edemiyor.
Bu da gösteriyor ki teknolojinin başarısı, insanın onu nasıl kullandığına bağlı. Autor bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Gelecek bir öngörü problemi değil, bir tasarım problemidir. Hep birlikte inşa ettiğimiz bir şeydir.”
İnsan Emeği Hâlâ Kritik, Hatta Daha Da Değerli
Yapay zekâ ne kadar gelişirse gelişsin, global ekonominin temel sorunları insan emeğine olan ihtiyacı ortadan kaldırmıyor. Birincisi, dünya genelinde özellikle sanayileşmiş ülkelerde iş gücü yaşındaki nüfus hızla azalıyor. Örneğin Japonya, Güney Kore, Yunanistan ve Polonya gibi ülkelerde önümüzdeki 35 yılda 20-64 yaş arası nüfusun yüzde 40’a kadar azalması bekleniyor. AI burada bir ikame değil, tamamlayıcı rol üstlenecek.
İkincisi, teknoloji tarih boyunca insan becerilerini güçlendiren bir araç oldu. Steteskop doktorun yerini almadı, pnömatik çekiç çatı ustasını işsiz bırakmadı.
“Araçlar genellikle insan uzmanlığının değerini artırır. Niyetle sonucu birbirine yaklaştırır. Onsuz yapamayacağımız şeyleri yapmamızı sağlar,” diyen Autor, yeni teknolojilerin yeni uzmanlık alanlarını da beraberinde getirdiğini vurguluyor. Transkripsiyonist gibi bazı işler ortadan kalkarken, bambaşka iş kategorileri doğuyor.
Son olarak, iş dünyasının iş birliği doğası insan emeğini vazgeçilmez kılıyor. Autor’un verdiği örnekte olduğu gibi, Wi-Fi özellikli bir çamaşır makinesi uzaktan çalıştırılabiliyor ama yine de çamaşırları çıkarmak için insan eli gerekiyor. “Çamaşır makinem, Apollo 11’in rehberlik sisteminden daha güçlü. Ama hâlâ kendi başına kıyafetleri çıkaramıyor.”
Yapay zekânın geleceği belirleyeceği değil, bizim geleceği yapay zekâ ile nasıl tasarlayacağımız asıl mesele. David Autor’un yaklaşımı, insan emeğinin tarih boyunca olduğu gibi bugün de teknolojiyle birlikte evrildiğini ve değersizleşmek yerine uzmanlaşarak güçlendiğini gösteriyor. Yapay zekâ elbette bazı iş kollarını dönüştürecek ama bu dönüşümde kazananlar, teknolojiyi bir tehdit değil, bir araç olarak gören bireyler ve kurumlar olacak.

