Grifon Capital Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden, “Yatırım Notları” yazı dizisinin bu ayki bölümünde yüksek faiz, jeopolitik belirsizlikler ve değişen sermaye hareketlerinin gayrimenkul yatırımlarına etkisini değerlendirdi. Gönden’e göre yeni dönemde güçlü nakit akışı, doğru fiyatlama, aktif yönetim ve katma değer yaratma kabiliyeti yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor.
Türkiye’nin önde gelen yatırım şirketlerinden Grifon Capital’ın Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden, sektör değerlendirmelerini paylaştığı “Yatırım Notları” yazı dizisinin bu ayki bölümünde “Disiplinli Sermayenin Dönemi – Küresel Belirsizlikte Yatırım Fırsatlarını Doğru Okumak” başlığıyla küresel ve Türkiye gayrimenkul piyasalarını ele aldı.
Gönden, yüksek faiz politikaları ve jeopolitik gerilimlerin etkili olduğu mevcut ortamda sermayenin daha seçici hareket ettiğini belirtiyor. Yatırım kararlarının getiri, faiz ve kur beklentilerinin yanı sıra sermayenin yönü, ticaret akışları ve güvenli pazar arayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gönden’e göre piyasalardaki yavaşlama ve finansmana erişimin zorlaşması, sermaye disiplinine sahip yatırımcılar açısından daha rasyonel fiyatlarla pozisyon alma fırsatı yaratıyor.
Türkiye’nin bölgesel yatırım rolü güçleniyor
Tuğra Gönden, Türkiye’nin yatırım potansiyelinin yalnızca iç ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyor.
Pandemi sonrasında değişen tedarik zincirleri, Ukrayna savaşıyla öne çıkan enerji ve lojistik güvenliği ile son yıllardaki bölgesel gerilimlerin yatırımcıların güvenli ve operasyonlarını sürdürebilecekleri pazarlara yönelik arayışını güçlendirdiğini belirtiyor.
Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasındaki stratejik konumu, NATO üyeliği, büyük iç pazarı, genç nüfusu ve gelişmiş altyapısı Gönden’in dikkat çektiği başlıklar arasında bulunuyor.
Lojistik, turizm, savunma ve havacılık gibi sektörlerdeki ihracat kabiliyetinin yanı sıra Türk iş dünyasının hızlı karar alma ve maliyet yönetimi becerisinin de dalgalı piyasalarda önemli bir avantaj sunduğunu ifade ediyor.
Gönden, Türkiye’de fırsatların piyasanın tamamına eşit biçimde yayılmadığını vurgularken şehir, lokasyon, varlık kalitesi, fiyatlama ve işletme planının yatırım performansında belirleyici olduğunu belirtiyor.
Türk sermayesinin Avrupa’ya ilgisi artıyor
“Yatırım Notları”nın bu ayki değerlendirmesinde Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul yatırımlarındaki hareketliliğine de geniş yer ayrılıyor.
Gönden, Türkiye’den yurt dışına yapılan gayrimenkul yatırımlarının yıllık 2-2,5 milyar dolar düzeyine ulaştığına işaret ediyor. Yatırımların önemli bölümü özel yatırımcılar ve konut üzerinden gerçekleşirken ticari gayrimenkule yönelik ilginin de güçlendiğini ifade ediyor.
Londra, İspanya, İtalya ile Orta ve Doğu Avrupa’nın güçlü demografiye veya turizm potansiyeline sahip pazarları Türk yatırımcıların takip ettiği bölgeler arasında bulunuyor.
Gönden’e göre son dönemin dikkat çekici gelişmelerinden biri de Avrupa’daki varlık sahipleri ve yatırım çevrelerinin Türk sermayesi ile Türk yatırımcıların yönetim becerisine daha fazla ilgi göstermesi.
Bu eğilimi destekleyen göstergeler arasında Türkiye’deki özel servet artışı da bulunuyor. UBS Global Wealth Report 2025 verilerine göre Türkiye’de dolar milyoneri sayısı 2024 yılında yüzde 8,4 arttı.
Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni fiyat dengesi oluşuyor
Yüksek faiz ve sıkı finansman koşulları Türkiye’deki ticari gayrimenkul yatırım kararlarında da daha seçici bir dönemi beraberinde getiriyor.
Gönden, Grifon Capital’ın takip ettiği süreçlerden hareketle 2026 yılında özellikle perakende gayrimenkul tarafında yaklaşık 1 milyar avro büyüklüğünde yatırım işleminin gündeme gelmesini beklediklerini aktarıyor.
Bu hacmin yaklaşık üçte birine karşılık gelen işlemlerin yıl içinde tamamlandığını belirten Gönden, yatırımcı ilgisinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Mevcut tabloyu yeni bir fiyat keşfi süreci olarak değerlendiren Gönden’e göre yatırımcıların odağında güçlü nakit akışı üreten, doğru lokasyonda bulunan ve aktif yönetimle değer artışı potansiyeli taşıyan varlıklar yer alıyor.
Katma değer yatırım stratejisinin merkezinde
Grifon Capital’ın yatırım yaklaşımında makro ekonomik gelişmeleri doğru okumak, sermayeyi uygun zamanda konumlandırmak ve riski doğru fiyatlamak önemli yer tutuyor.
Gönden, yatırım sürecini varlığın satın alınmasıyla sınırlamıyor. Doğru varlığın seçilmesi, operasyonel değer yaratılması ve çıkış stratejisinin yatırımın başlangıcından itibaren planlanması yaklaşımın temel unsurları arasında bulunuyor.
Yeni piyasa ortamında yatırım fırsatlarının daha seçici hale geldiğini belirten Gönden, sermayenin başarısını fırsatı tespit etme becerisinden çok o fırsatta yaratılan katma değerin belirleyeceği görüşünde.
Tuğra Gönden’in değerlendirmelerinde öne çıkan “disiplinli sermaye” yaklaşımı, yalnızca gayrimenkul yatırımcıları açısından okunabilecek bir kavram değil. Yüksek finansman maliyetleri, artan risk primi ve sermayenin daha seçici hareket etmesi özel bankacılıktan servet yönetimine, alternatif yatırımlardan sınır ötesi ödeme hizmetlerine kadar finans sektörünün birçok alanını etkiliyor.
Türk yatırımcıların Avrupa’daki hareketliliğinin artması da finans kuruluşları açısından yeni bir hizmet alanı yaratıyor. Yurt dışı varlık finansmanı, servet yönetimi, uluslararası para transferleri, vergi ve yatırım teknolojileri bu sermaye hareketliliğine eşlik edebilir. Gönden’in vurguladığı aktif yönetim yaklaşımı, finansal hizmet sağlayıcılarının da yatırımcıyla daha uzun soluklu bir ilişki kurmasını gerektiren yeni bir döneme işaret ediyor.


