Aon 2025 Müşteri Trendleri’ni açıkladı.
Aon, “2025 Yılı Müşteri Trendleri” başlıklı yeni raporuyla küresel iş dünyasını etkileyen dört mega trende ışık tutuyor: ticaret, teknoloji, iklim ve iş gücü. 120’den fazla ülkede risk sermayesi ve insan sermayesi alanlarında hizmet veren Aon, söz konusu raporunda bu trendlerin giderek daha fazla kesiştiğini ve iş dünyasında karar alma süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.
Teknoloji ve Ticaretin Kesişim Noktası
Raporda teknolojinin küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirdiği net biçimde vurgulanıyor. Özellikle yapay zekâ uygulamalarının 2040 yılına kadar küresel ticarette yüzde 14’lük bir artış sağlaması bekleniyor. Yapay zekâ, ticari operasyonlarda verimliliği artırırken, siber güvenlik riskleri ve düzenleyici baskılar da beraberinde geliyor. Jeopolitik gerilimler, artan gümrük tarifeleri ve ticaret savaşları ise iş dünyasında stratejik kararların daha karmaşık hâle gelmesine neden oluyor. Şirketlerin bu riskleri yönetmek için entegre tedarik zinciri stratejileri geliştirmesi ve sigorta çözümlerinden faydalanması öneriliyor.
İklim ve İş Gücünde Çifte Risk
Los Angeles’ta yaşanan orman yangınlarının 30 milyar dolarlık ekonomik kayıp oluşturması, aşırı hava olaylarının çalışan sağlığı ve verimliliği üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Aşırı sıcaklıklar, dünya genelinde çalışma saatlerinde ciddi kayıplara neden oluyor. Bu durum yalnızca fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda çalışanların duygusal ve finansal durumlarını da olumsuz etkiliyor. Raporda, işverenlerin afetlere karşı hem proaktif hem de reaktif planlamaları bir arada yürütmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yapay Zekâyla Dönüşen İş Gücü
Yapay zekâ artık bilgi çalışanlarının yüzde 75’i tarafından aktif olarak kullanılıyor. 2025-2030 döneminde çalışan yetkinliklerinin yüzde 39’unun dönüşmesi ya da geçerliliğini yitirmesi bekleniyor. Bu dönüşüm, beceri geliştirme ve yeniden eğitim programlarını şirketler için öncelikli hâle getiriyor. Aon, EMEA bölgesindeki şirketlerin yapay zekâ yeteneklerini çekme konusunda ABD ile rekabet edebilmesi için stratejik planlamalara ağırlık vermesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca veri koruma, etik kullanım ve yasal uyumluluk, yapay zekânın sürdürülebilir biçimde kullanılabilmesi açısından kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.
İklim Koşulları Ticaret Rotalarını Zorluyor
2024 yılında doğal afetlerin neden olduğu ekonomik kayıplar 368 milyar doları buldu. Bu kayıpların yüzde 60’ının sigortasız olması, iklim risklerinin sigorta sektörüyle daha entegre bir biçimde yönetilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, iklim dalgalanmalarının küresel tedarik zincirine etkisi yalnızca afetin yaşandığı bölgede değil, EMEA gibi daha az riskli kabul edilen bölgelerde de hissediliyor. Bu nedenle ülkelerin ve şirketlerin dayanıklı altyapılar kurması, doğal afet modellemelerinden faydalanarak risk değerlendirmeleri yapması ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi öneriliyor.
Aon Türkiye Eş CEO’su Selda Oknas Tanbay Ne Diyor?
“Müşterilerimiz, karar verme sürecinin gittikçe daha zorlayıcı hale geldiğini ifade ediyor. İşletmeler, dört mega trend olan ticaret, teknoloji, iklim ve iş gücü tarafından giderek daha fazla etkileniyor. Bu yılki analizimiz, bu trendlerin birbirleriyle nasıl kesiştiğini ve artan belirsizlik ortamında organizasyonel stratejileri nasıl şekillendirdiğini gösteren yeni bakış açıları sunuyor. Aon olarak risk ve insan sermayesi konusundaki uzmanlığımız ve veri odaklı içgörülerimizle, dinamik iş dünyasında şirketlerin bilinçli kararlar almalarına, büyümelerini sürdürmelerine ve dayanıklılık kazanmalarına katkı sağlamaya devam edeceğiz.”
Aon’un yayımladığı 2025 yılı müşteri trendleri raporu, küresel iş dünyasının karşı karşıya olduğu riskleri somut verilerle açıklarken; yapay zekâ, iklim değişikliği ve ticaret politikalarının nasıl iç içe geçtiğini de güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle EMEA bölgesine dair yapılan analizler, yerel şirketler için önemli uyarılar ve stratejik ipuçları barındırıyor. Yapay zekâ ve iklim kaynaklı dönüşümler artık sadece teknoloji liderlerinin değil, tüm sektörlerin sorumluluğunda. Raporda yer alan içgörüler, rekabet gücünü korumak isteyen şirketler için dikkate alınması gereken bir pusula niteliği taşıyor.


