Visit Sponsor

Yazı: 14:31 Editörden

SPK borsada işlem gören GYF ve GSYF paylarının değerleme esasını değiştirdi

SPK, yatırım fonlarının portföyündeki borsada işlem gören GYF ve GSYF paylarının kurucunun açıkladığı birim pay değeriyle hesaplanmasına karar verdi.

Sermaye Piyasası Kurulu, yatırım fonlarının portföylerinde yer alan ve borsada işlem gören gayrimenkul yatırım fonu ile girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının değerlenmesine ilişkin yeni bir uygulama kararı aldı. Fonların söz konusu varlıkları borsa fiyatı yerine kurucu portföy yönetim şirketinin açıkladığı en güncel birim pay değeri üzerinden hesaplaması gerekecek. Uyum için 31 Temmuz 2026’ya kadar süre tanındı.

Sermaye Piyasası Kurulu, yatırım fonlarının portföylerinde bulunan ve borsada işlem gören gayrimenkul yatırım fonu (GYF) ile girişim sermayesi yatırım fonu (GSYF) katılma paylarının değerleme esaslarında değişikliğe gitti.

SPK Yatırım Fonları Dairesi tarafından Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’ne gönderilen 23 Temmuz 2026 tarihli yazıya göre söz konusu katılma payları, değerleme günü itibarıyla kurucu portföy yönetim şirketinin açıkladığı en güncel birim pay değeri üzerinden değerlenecek.

Karar, SPK Karar Organı’nın 23 Temmuz 2026 tarihli ve 45/1359 sayılı toplantısında alındı.

Borsa fiyatı yerine açıklanan birim pay değeri kullanılacak

Mevcut uygulamada bazı yatırım fonları, portföylerinde bulunan ve borsada işlem gören GYF veya GSYF katılma paylarını piyasada oluşan kapanış fiyatları üzerinden değerleyebiliyordu.

Yeni kararla birlikte yatırım fonlarının bu varlıkları, GYF veya GSYF’nin kurucusu tarafından açıklanan en son birim pay değeri üzerinden hesaplaması gerekecek.

Böylece borsada oluşan fiyat ile fonun açıklanan birim pay değeri arasında yüksek fark bulunması halinde yatırım fonunun portföy değeri, piyasa fiyatındaki hareketlerden aynı ölçüde etkilenmeyecek.

Karar yalnızca portföyünde bu nitelikte katılma payı bulunan fonları ilgilendiriyor. Her yatırım fonunun değerinde otomatik ve aynı oranda bir değişiklik oluşması beklenmiyor.

Fonlara 31 Temmuz’a kadar süre verildi

SPK, borsadaki fiyatları kullanarak değerleme yapan yatırım fonlarının yeni uygulamayla uyum sağlaması için 31 Temmuz 2026 tarihine kadar süre tanıdı.

Portföy yönetim şirketlerinin bu tarihe kadar değerleme yöntemlerini düzenlemesi ve yatırım fonlarının günlük birim pay değeri hesaplamalarını yeni esasa uygun hale getirmesi gerekecek.

Kararın Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği üyelerine duyurulması ve Birliğin kolektif yatırım kuruluşlarının portföylerinde bulunan varlıkların değerlenmesine ilişkin düzenlemesinde gerekli değişiklikleri yapması da istendi.

Fon fiyatlarında tek seferlik hareket görülebilir

Yeni değerleme yönteminin etkisi, her fonun portföyündeki GYF ve GSYF paylarının ağırlığına ve bu varlıkların borsa fiyatları ile açıklanan birim pay değerleri arasındaki farka bağlı olacak.

Borsada işlem gören katılma payının fiyatı, kurucu tarafından açıklanan birim pay değerinin üzerinde bulunuyorsa yeni yönteme geçiş fonun hesaplanan toplam değerinde aşağı yönlü bir düzeltme yaratabilir.

Borsa fiyatının açıklanan birim pay değerinin altında kalması halinde ise etkinin yönü farklı olabilir.

Örneğin bir yatırım fonunun portföyünün yüzde 13’ü bu tür bir varlıktan oluşuyorsa ve değerlemeye esas alınan tutarda yüzde 75’lik bir düşüş ortaya çıkıyorsa teorik etki yaklaşık yüzde 9,75 olur. Ancak bu hesap yalnızca matematiksel bir örnek niteliği taşıyor. Gerçek etki portföy dağılımına, değerleme tarihine, işlem fiyatına ve fon yönetiminin aldığı aksiyonlara göre değişir.

Karar belirli bir fonun performans kararı olarak okunmamalı

Sosyal medyada kararın bazı serbest fonlar ve borsada işlem gören GYF’ler üzerinden tartışıldığı görülüyor. Buna karşın SPK yazısında herhangi bir yatırım fonu, portföy yönetim şirketi ya da borsada işlem gören GYF ve GSYF adı yer almıyor.

Bu nedenle kararın belirli bir fonun kesin olarak değer kaybedeceği, portföyündeki varlıkların zorunlu biçimde satılacağı veya fonun belirli oranda düşeceği şeklinde yorumlanması için yeterli veri bulunmuyor.

Bir fon üzerindeki muhtemel etkinin hesaplanabilmesi için fonun güncel portföy dağılımının, sahip olduğu GYF ve GSYF paylarının miktarının, alış maliyetinin ve yeni değerlemeye esas olacak birim pay değerinin bilinmesi gerekiyor.

Tera Portföy Birinci Serbest Fon, farklı varlık sınıfları arasında esnek dağılım yapabilen bir serbest fon olarak tanımlanıyor. Ancak kamuya açık genel bilgiler tek başına SPK kararının TLY üzerindeki günlük etkisini kesin biçimde hesaplamak için yeterli görünmüyor.

Fonlar portföylerinde değişikliğe gidebilir mi?

Portföy yönetim şirketleri, yatırım stratejileri ve mevzuat sınırları içinde portföy dağılımlarını değiştirebilir. Bu kapsamda ilgili GYF veya GSYF paylarının azaltılması, elde tutulması ya da başka işlemlere konu edilmesi yönetim kararına bağlı olabilir.

Bununla birlikte bir varlığın başka bir fona satılması, değerleme etkisinin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. İşlemin piyasa koşullarına, fon içtüzüklerine, çıkar çatışması kurallarına, adil fiyatlama ilkelerine ve mevzuata uygun şekilde gerçekleşmesi gerekir.

Dolayısıyla “fon varlığı başka bir fona aktarır ve hiçbir etkilenme yaşanmaz” yönündeki değerlendirmeler, işlem ayrıntıları bilinmeden kesin bir sonuç olarak sunulmamalı.

SPK’nın kararı, fonların yatırım performansını yeniden tanımlamaktan çok portföy değerinin hangi fiyat üzerinden hesaplanacağını netleştiriyor. Borsada sınırlı işlem hacmiyle oluşan fiyatların GYF ve GSYF’lerin açıklanan birim pay değerinden belirgin biçimde uzaklaşması, bu varlıkları taşıyan yatırım fonlarında gerçeği yansıtmayan değer hareketleri yaratabiliyordu.

Yeni yaklaşım, düşük likiditeyle oluşan borsa fiyatlarının yatırım fonu değerleri üzerindeki etkisini sınırlandırmayı ve fonlar arasında daha karşılaştırılabilir bir değerleme standardı oluşturmayı amaçlıyor. Buna karşılık geçiş tarihinde bazı fonların birim pay değerlerinde tek seferlik düzeltmeler görülebilir. Yatırımcıların grafikte oluşabilecek hareketi doğrudan portföy varlıklarının satıldığı ya da kalıcı zarar oluştuğu şeklinde yorumlamadan önce fonun açıklamalarını ve güncel portföy dağılımını incelemesi gerekiyor.

Düzenlemenin en kritik sonucu şeffaflık ihtiyacını artırması olacak. Portföy yönetim şirketlerinin hangi varlıkta hangi değerleme yöntemini kullandığını, geçişin fon fiyatına etkisini ve varsa portföy değişikliklerini açık biçimde paylaşması, bilgi kirliliğinin önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.

Kapat