Köklü bankacılık deneyimini dijitalin gücüyle birleştirmeyi hedefleyen Şekerbank, teknoloji alanındaki yatırımlarını stratejik bir iştirakle taçlandırmaya hazırlanıyor. Banka Yönetim Kurulu, teknoloji odaklı faaliyetleri yürütmek üzere yeni bir anonim şirket kurulması veya mevcut bir yapıya iştirak edilmesi yönünde karar alarak Genel Müdürlüğü yetkilendirdi.
Yüzde 50’nin Üzerinde Pay Sahipliği
Banka tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, planlanan teknoloji şirketinin sermayesi 2.000.000 TL olarak belirlendi. Şekerbank, anonim şirket statüsünde kurulacak veya iştirak edilecek bu yeni yapıda yüzde 50’nin üzerinde bir paya sahip olarak çoğunluk hissesini elinde bulunduracak. Yönetim Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda Genel Müdürlük; şirket kuruluşuna veya iştirakine ilişkin gerekli başvuruların yapılması, yasal izinlerin alınması ve diğer tüm idari işlemlerin yerine getirilmesi konularında tam yetkili kılındı.
Dijital Dönüşümde Yeni Bir Sayfa
Bankacılık sektöründe teknoloji iştirakleri üzerinden inovasyon süreçlerini yönetme trendi hız kazanırken, Şekerbank’ın bu hamlesi dijital dönüşüm stratejisinin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kurulacak şirketin, bankanın kendi teknolojik altyapı ihtiyaçlarına daha çevik çözümler üretmesinin yanında, finansal teknolojiler (Fintek) dikeyinde yeni ürün ve servisler geliştirerek sektöre katma değer sağlaması bekleniyor. Söz konusu adım, Şekerbank’ın “Anadolu Bankacılığı” misyonunu dijital kanallar üzerinden daha geniş kitlelere ulaştırma vizyonunu da destekler nitelikte.
Bankaların artık sadece birer finans kurumu değil, aynı zamanda birer “Teknoloji Şirketi” (TechFin) olma yolunda ilerlediği bir dönemdeyiz. İş Bankası’nın Softtech, Kuveyt Türk’ün Architecht veya VakıfBank’ın VakıfPay gibi örnekleri, teknoloji iştiraklerinin ana bankaya sağladığı operasyonel esnekliği ve gelir çeşitliliğini kanıtlamış durumda. Şekerbank’ın teknoloji kaslarını ayrı bir tüzel kişilik altında toplama kararı, inovasyon süreçlerini hantal bürokrasiden arındırarak daha “start-up” ruhuyla yönetmek istediğini gösteriyor. Bu yapı, ilerleyen dönemde bankanın sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, sektöre teknoloji ihraç eden bir konuma evrilmesinin de önünü açabilir.


