Proje bazlı devlet yardımlarının uygulanmasına ilişkin düzenlemede başvuru süreci, Teknoloji Hamlesi Programı, yatırım izleme yükümlülükleri ve fizibilite kriterleri yeniden düzenlendi. Kararla kalkınma ve yatırım bankaları da uygulama çerçevesindeki tanımlar arasına eklendi.
Proje bazlı yatırımlara sağlanan devlet yardımlarının uygulanmasına ilişkin esaslarda değişikliğe gidildi.
9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11572 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 17 Ekim 2016 tarihli ve 2016/9495 sayılı Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar’ın çeşitli maddeleri değiştirildi.
Düzenlemeyle proje bazlı teşvik sisteminin tanımları, yatırım başvurularının alınma biçimi, Teknoloji Hamlesi Programı kapsamındaki süreçler, yatırım izleme ve fizibilite değerlendirmelerine ilişkin hükümler güncellendi.
Teknoloji Hamlesi Programı Karara Eklendi
Yeni düzenlemeyle Teknoloji Hamlesi Programı, Öncelikli Ürün Listesi’ndeki ürünlerin üretimine yönelik olarak Bakanlık tarafından uygulama usul ve esasları belirlenerek yürütülecek destek programı olarak tanımlandı.
Program kapsamındaki başvuruları değerlendirecek Teknoloji Hamlesi Programı Değerlendirme Komitesi de karar metnindeki tanımlar arasına girdi.
Ayrıca “Kalkınma ve yatırım bankası” tanımı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümleri çerçevesinde Türkiye’de faaliyet gösteren kalkınma ve yatırım bankalarını kapsayacak şekilde düzenlemeye eklendi.
Başvurularda Davet ve Duyuru Modeli
“Müracaat süreci ve müracaatta aranacak belgeler” başlığı altında da değişiklik yapıldı.
Buna göre Bakanlık, kararın amaçları doğrultusunda belirlediği yatırım konusunda bir veya birden fazla firmayı davet mektubu yoluyla davet edebilecek veya Bakanlığın resmî internet sitesi ya da dijital platformları üzerinden resmî hesapları aracılığıyla duyuru yapabilecek.
Bakanlık ayrıca çağrıda veya davet mektubunda özel koşullar belirleyebilecek.
Başvurmak isteyen yatırımcıların fizibilite raporu ve dilekçeyle Bakanlığa müracaat etmesi öngörülüyor. Bir kalkınma ve yatırım bankası ile protokol imzalanması durumunda fizibilite raporunun hazırlanmasına ilişkin uygulama esasları Bakanlık ile banka arasında imzalanan protokol ile belirlenecek.
Teknoloji Hamlesi Programı kapsamındaki yatırımlarda ise başvuru süreçleri programın kendi usul ve esasları çerçevesinde yürütülecek.
Yatırımlar Beş Yıl Daha İzlenecek
Kararla yatırımcıların raporlama yükümlülüklerine ilişkin önemli bir değişiklik de yapıldı.
Yatırımcıların, yatırımın tamamlanma vizesinin yapılmasından itibaren 5 yıl süreyle yılda bir kez, yararlanılmaya devam eden destek tutarlarını da içeren faaliyet raporunu Bakanlığa sunması gerekecek.
Düzenlemede yatırım sürecinin tamamlanması, mücbir sebep ve olağanüstü koşullar nedeniyle başlanamayan yatırımlar, kısmen işletmeye geçen projeler ve enerji desteğinin uygulanmasına ilişkin hükümler de güncellendi.
Kısmen işletmeye geçen yatırımlarda, Bakanlık tarafından görevlendirilen en az iki eksperin yerinde tespitinin ardından yatırım tamamlama vizesi beklenmeden enerji desteğine başlanabilecek. Kısmen işletmeye geçiş sırasında ödenebilecek toplam enerji desteği, ilgili destek kararında belirlenen azami enerji desteği tutarının %50’sini geçemeyecek.
5 Milyar TL’lik Yatırımlar İçin Yeni Hüküm
Karara eklenen düzenlemelerden biri de belirli büyük ölçekli yatırımları ilgilendiriyor.
Karar kapsamında değerlendirilen asgari 5 milyar TL sabit yatırım tutarındaki ve komple yeni yatırım niteliğindeki projelerde, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda tanımlanan yatırımcılar veya yatırımcıların yüzde 100’ü bu kanunda tanımlanan yatırımcılara ait şirketlerle özel hukuka tabi yatırım projesi sözleşmesi imzalanabilmesine imkân tanındı.
Düzenlemeye göre kamu kurum ve kuruluşlarının görev alanına giren izin ve işlemlerin ilgili mevzuat çerçevesinde öncelikli olarak yerine getirilmesinde söz konusu kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte Bakanlık da koordinasyondan sorumlu olacak.
Buradaki 5 milyar TL, karar kapsamındaki bütün yatırımlar için genel bir yeni teşvik alt sınırı olarak düzenlenmiyor. Hüküm, metinde belirtilen özellikleri taşıyan komple yeni yatırımlar ve yatırım projesi sözleşmesi mekanizmasıyla bağlantılı olarak yer alıyor.
Fizibilite Raporlarında Teknoloji ve Verimlilik Öne Çıkıyor
Kararın ekindeki proje fizibilite formatı da yenilendi.
Yeni formatta yatırımcılardan firmanın mali durumu, finansman yapısı, üretim kapasitesi ve dış ticaret verilerinin yanı sıra projenin teknoloji seviyesine ilişkin ayrıntılı bilgi isteniyor.
Teknik değerlendirmede projenin robotik, otomasyon, siber-fiziksel sistemler, sensörler, nesnelerin interneti, bulut teknolojileri ve bilişsel bilgi işlem gibi dijital verimlilik uygulamalarını içerip içermediğinin açıklanması gerekiyor.
Enerji verimliliği ve çevreci uygulamalar, karbon salımının etkisi, firmanın Ar-Ge geçmişi, Ar-Ge harcamalarının ciroya oranı, araştırmacı personel sayısı ve yatırım tamamlandıktan sonra çalışması öngörülen Ar-Ge personeli de fizibilite kapsamında değerlendirilecek.
Ekonomik değerlendirme bölümünde ise yatırımın Türkiye’nin ithalatını ne ölçüde azaltacağı, ihracata katkısı, cari açığın azaltılmasına etkisi, katma değeri, yerel kalkınmaya katkısı, net bugünkü değer, ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti ve geri ödeme süresi gibi göstergelerin incelenmesi öngörülüyor.
Bankalar Teşvik Sürecinde Daha Görünür Bir Rol Üstlenebilecek
Finans ve bankacılık açısından kararın dikkat çeken tarafı kalkınma ve yatırım bankalarının doğrudan uygulama çerçevesine dahil edilmesi.
Yatırımcı ile bir kalkınma ve yatırım bankası arasında protokol bulunması halinde fizibilite raporunun hazırlanmasına ilişkin esasların banka ile Bakanlık arasında belirlenecek olması, söz konusu bankalara yatırım projelerinin finansal ve ekonomik değerlendirilmesinde daha görünür bir rol veriyor.
Yenilenen fizibilite formatında finansman kaynakları, net bugünkü değer, sermaye maliyeti ve geri ödeme süresinin ayrıca istenmesi de büyük ölçekli projelerde finansal fizibilitenin teşvik değerlendirmesindeki ağırlığını artırıyor.
Teknoloji Yatırımlarında Değerlendirme Çerçevesi Genişliyor
Kararın teknoloji sektörü açısından en güçlü tarafı yalnızca Teknoloji Hamlesi Programı’nın mevzuat çerçevesine alınması değil. Yatırım değerlendirmesinde dijitalleşme, Ar-Ge, enerji verimliliği, veri altyapısı ve ileri üretim teknolojilerinin doğrudan sorgulanması, proje bazlı destek sisteminin teknoloji yoğun yatırımları daha ayrıntılı kriterlerle değerlendireceğini gösteriyor.
Özellikle üretim teknolojisi ile bulut, IoT, otomasyon ve siber-fiziksel sistemlerin aynı fizibilite çerçevesine girmesi, teknoloji sağlayıcıları açısından büyük ölçekli sanayi yatırımlarında yeni proje alanlarının oluşmasına da zemin hazırlayabilir.


